Edebiyata Meraklı Olanların Okuması Gereken Ödüllü Kitaplar

Edebiyata Meraklı Olanların Okuması Gereken Ödüllü Kitaplar

Edebiyata meraklı olanlar kuşkusuz kitap okumaya da bayılırlar.  Biz de bu hafta özellikle kitap kurdu olan edebiyat meraklıları için bir öneri listesi hazırladık.

 

Geceyarısı Çocukları - Salman Rushdie

geceyarısı çocukları Kitap edebiyat ödül

Konusu

Salman Rushdie, bugüne kadar pek çok ödüle layık görülen, ülkesinin gerçeğinden beslenerek evrensele açılan eserleriyle çağdaş edebiyatın en önemli temsilcilerinden biri.

Anlatacak öyle çok hikâye var ki, bir sürü, birbirine geçmiş bir hayatlar olaylar mucizeler yerler rivayetler bolluğu, olanaksızla olağanın son derece yoğun bir karışımı! Ben bir hayat yutucusuyum ve beni tanımak için, bir tek beni tanımak için sizin de bütün hepsini yutmanız lazım.

15 Ağustos 1947, geceyarısı saat on ikide, Hindistan'ın bağımsızlığının ilan edildiği anda dünyaya gelen Salim Sina, basında ilgi odağı olup Başbakan Nehru tarafından kutlanır. Ancak bu tesadüf, kahramanımız için beklenmedik sonuçlar doğuracaktır. Zira kendisi gibi aynı saat doğmuş bin çocukla telepati kurmak ve tehlikeleri koku alma duyusuyla sezmek yetenekleri bahşedilmiştir kendisine. Bu yolla içinden çıkılmaz bir biçimde ülkesinin tarihine bağlanan Salim, zaman içinde yol aldıkça modern Hindistan'ın zaferlerine, felaketlerine, trajedilerine ve büyük çelişkilerine ayna olur. 

Kadim mitlerin günümüz anlatılarıyla, masalların tarihle birlikte dokunduğu, zengin, eğlenceli ama trajik; aynı anda hem gerçekçi hem de fantastik bir başyapıt, Geceyarısı Çocukları... XX. yüzyılın en iyi 100 romanından biri...

Küçük Şeylerin Tanrısı - Arundhati Roy

Küçük şeylerin tanrısı Kitap edebiyat ödül

Konusu

Arundhati Roy, İngiltere'nin en saygın edebiyat ödülü olan Booker Ödülü'nü 1997 yılında Küçük Şeylerin Tanrısı adlı romanıyla aldı. Lirik bir dille, şiirsi bir anlatımla, bir söz-büyücü gibi kullandığı sözcüklerle, yasak bir aşkın çökerttiği bir ailenin soluk kesen dramını anlattı. Varlıklı bir Hindu ailesinin güzel kızı Ammu, ailesinin yanında çalışan bir işçiye aşık olur. Önüne geçilmez, kural tanımaz, tutkulu bir aşkla bağlanırlar birbirlerine. Oysa genç adam Dokunulmazlar sınıfındadır, toplumun en alt kademesinden. Sonu olmadığını bildikleri bu aşkta Küçük Şeylerle 'le yetinirler, geleceği düşünemezler. Genç kadının ayrıldığı kocasından olan biri kız, biri erkek ikiz çocukları bu aşkın doğal tanıklarıdır. Olaylar, birbirinden ayrılmayan bu çift yumurta ikizlerinin çevresinde döner, kızın gözüyle anlatılır. Arundhati Roy, geriye dönüşlerle örüyor kurgusunu ve beklenmedik, dehşet verici sona ulaştırıyor. 1960'lı yılların sonunda, Hindistan'ın güneyinde geçen bu öyküde, arka planda İngiltere'den bağımsızlığını yeni kazanmış, siyasal çalkantılar içindeki bir Hindistan'ı, Kast Sisteminin ürkütücü koşullarını ve toplumsal tabuları buluyoruz. Hindistan'da yayınlandığında, Hristiyan bir Hindu kadınıyla alt kasttan bir erkek arasındaki aşk ve aşk sahneleri Hint gelenek ve göreneklerine aykırı düştüğü için büyük tartışmalara yol açan Küçük Şeylerin Tanrısı bir solukta okunan unutulmaz bir roman.
 

Mülksüzler - Ursula K. Le Guin

mülksüzler Kitap edebiyat ödül

Konusu

Bilimkurgu ve fantastik roman türlerinin gelmiş geçmiş en güçlü yazarlarından olan Ursula K. Le Guin, Mülksüzler romanı ile dünya tarihinin en büyük sistem çatışmalarına bütünsel ve alegorik bir bakış açısıyla yaklaşıyor. 1974’te yayımlanan roman, ABD ve Rusya arasındaki Soğuk Savaş’a olan eleştirilerinden dolayı o dönemden günümüze büyük bir ilgiyle okunmaya devam ediyor.

Görünürde ütopik bir kurgusu olan Mülksüzler, salt iyiye olan gerçekçi yaklaşımı bakımından yazarın ifadesiyle “ikircikli bir ütopya”yı anlatıyor. Kitabın kapitalist ve anarşist sistemlere sahip iki farklı gezegende geçen olay örgüsü, yazarın siyasi ve sistematik eleştirilerini başarılı bir şekilde ortaya koyuyor. Bu kitap, bir yandan yaşadığınız dünyadan uzaklaşmanızı sağlarken, diğer yandan dünyanın en büyük sorunlarına kapsamlı bir pencereden bakabilmeniz için eşsiz bir fırsat sunuyor.

Mülksüzler, kapitalizmin hakim olduğu Urras gezegeni ve anarşistlerin yaşadığı Annares gezegenlerinde geçiyor. Urras bereketli toprakları ve çeşitli varlıklarıyla öne çıkarken, Annares ise kurak ve bereketsiz olmasına rağmen barışçıl ve özgür halkı ile mutlu bir yaşam barındırıyor. Fakat insanın doğasından dolayı, Annares’te de sıkça haset ve gruplaşma gibi sorunlar meydana geliyor.

Kitap, Annares gezegeninde yaşayan Shevek adlı bir gencin yaşamını konu ediniyor. Shevek, fiziğe evvelden beri duyduğu ilgi sayesinde hayatını bilim üzerine kuruyor. Hocası Sabul’un yardımıyla fizik alanında büyük bir birikime ulaşan genç adam, çok geçmeden hocasının kıskanç tavırlarını görmeye başlıyor. Bunun üzerine geliştirdiği büyük kuramı, hocasının kendi adıyla yayınlamasına izin veriyor.

Bir süre sonra olayların seyri, Shevek’in söz konusu kuramı orijinal haliyle yayınlamasına neden oluyor. Ve bundan sonra, gezegenler arasındaki çekişme daha farklı bir boyuta ulaşıyor. Peki, gezegenler arasında anlaşma ve kardeşlik sağlanabilecek mi? Yoksa bu iki sistem arasındaki uçurum daha da mı derinleşecek?

Göremediğimiz Tüm Işıklar -  Anthony Doerr

göremediğimiz Tüm ışıklar Kitap edebiyat ödül

Konusu

Marie-Laure, bir müzede kilit ustası olan babasıyla birlikte Paris’te yaşamaktadır. Gözleri gün geçtikçe daha az görmeye başlayan Marie-Laure, altı yaşına geldiğinde kör olur. Babası ona yaşadıkları mahallenin mükemmel bir minyatürünü yapar, böylece her yeri parmaklarıyla ezberler ve artık dışarı çıktığında evinin yolunu bulabilecektir. Fakat bir sabah savaşın kara bulutları şehrin üzerine çökünce, yanlarında müzeye ait içi sırlarla dolu bir taş ile, Saint-Malo'da deniz kenarında bir evde yaşayan, yirmi yıldır dışarı adım atmamış olan amcalarının yanına gitmek zorunda kalırlar.
Almanya’da bir maden kasabasında kız kardeşi ile birlikte bir yetimhanede büyüyen Werner’in önündeki tek seçenek, on beş yaşına geldiğinde babasının öldüğü madende çalışmaktır. Işık kadar beyaz saçları ve sonsuz merak içinde yüzen zihni ile Werner özel bir çocuktur. Bir gün şans eseri eski bir radyo bulup onu çalışır hale getirince ve karşılaştığı her elektronik aleti dakikalar içinde tamir edince, bir subay tarafından keşfedilir ve sonradan bir katil ordusu olduğunu öğreneceği özel bir okula gitme fırsatı elde eder. Orada dâhi olmasının bedelini ödeyip, hayatın acı taraflarına tanıklık ederken, kendisini Marie-Laure ile kaderlerinin kesişeceği Saint-Malo’da bulur.
GÖREMEDİĞİMİZ TÜM IŞIKLAR, okuyanların birbirlerine tavsiyesiyle kısa sürede bir milyondan fazla sattı, yılın en çok konuşulan kitabı oldu.

Sevilen - Toni Morrison

sevilen Kitap edebiyat ödül

Konusu:

Kölelik cehennemine içeriden bir gözle bakan Sevilen, çocuklarıyla birlikte kölelikten kaçan bir kadının özgürlük savaşını anlatıyor. Geçmişin ağırlığını omuzlarından yıllar sonra dahi indiremeyen, onun hayaletleriyle boğuşan Sethe, annelik vicdanıyla, kadınlığıyla ve ait olduğu toplumla hesaplaşıyor. Kadınlık ve annelik duygularıyla müthiş bir şekilde harmanlamış Toni Morrison'ın bu dev eseri, zalimliklerle dolu bir tarihe ışık tutarken, siyahi bir ailenin merkezinde çok kişisel bir varoluş hikâyesinin duygu dolu inceliklerini ıskalamamayı başarıyor.
Acı ve güzelliği yan yana getiren şiirsel diliyle Toni Morrison'a Pulitzer Ödülü'nü kazandıran Sevilen, büyülü atmosferi ve doğaüstü detaylarıyla fazlasıyla sahici bir masal...

 

Gazap Üzümleri - John Steinbeck

John Steinbeck fareler ve insanlar Gazap üzümleri Kitap edebiyat ödül

Konusu:

Yayımlandığı günden bu yana büyük ses getirmeyi başaran ve John Steinbeck’in en önemli eserlerinden biri olarak gösterilen Gazap Üzümleri, 20’nci yüzyılın başyapıtları arasında yer alıyor. Yazara Pulitzer ödülünü getiren kitap, 1929 Sanayi İnkılabı sonrası Amerika’nın yaşadığı ekonomik buhranları gerçekçi bir dille okuyucuya aktarıyor. Açlık, sefalet, büyük umutlar ve hayaller çerçevesinde işlenen hikaye, sahip olduğu yalın dili ile de romanı okuyucu için akıcı bir hale getiriyor. Okudukça adeta o yıllara gideceğiniz ve kahramanların acılarını kendi içinizde hissedeceğiniz muhteşem bir olay örgüsü sizi bekliyor. John Steinbeck imzalı bu başyapıtı bir çırpıda okumaya hazır olun!

 

Yüzyıllık Yalnızlık - Gabriel Garcia Marquez

Gabriel Garcia Marquez kırmızı pazartesi  Kitap edebiyat ödül ispanyol

Konusu:

Nobel Ödüllü Kolombiyalı Yazar Gabriel Garcia Marquez’in Yüzyıllık Yalnızlık romanı, gerçeklik kavramına kattığı olağandışı boyutla, yayımlandığı 1967’den bugüne edebiyat dünyasındaki değerini korumaya devam ediyor. Marquez’in 1982 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’nü almasını sağlayan roman, edebiyat dünyasına yazarın kazandırdığı “büyülü gerçekçilik” akımının en ihtişamlı örneğini oluşturuyor.

Marquez’in kendi hayatından yola çıkarak kaleme aldığı Yüzyıllık Yalnızlık, gerçekçi anlatımının yanı sıra fantastik kurgusuyla dünya edebiyatının kültleri arasında yer alıyor. Yazarın iki yıldan daha kısa bir sürede tamamladığını dile getirdiği eser, kendisinin de ifadesiyle 15-16 yıllık düşünsel birikiminin eseri olarak onun çocukluk yıllarının sanatsal bir anlatımı niteliğini taşıyor.

Marquez’in içinde büyüdüğü kalabalık aile, eserinin ilham kaynağını oluşturuyor. Yazar, romanda kullandığı özgün anlatım biçimini; geleceğe dair öngörüleri olduğunu ifade ettiği babaannesinin, bu sezileri anlatırken izlediği yönteme dayandırıyor. Kitapta mekan olarak çocukluğunun geçtiği Aracataca kasabasını ele alan yazar, burayı Macondo adıyla ve olağandışı unsurlarla süsleyerek anlatıyor.

Yüzyıllık Yalnızlık; Buendia ailesinin, yapılan bir büyü sonucu akraba evliliği nedeniyle 100 yıl süren bir lanetle yaşamalarını konu ediniyor. Bu evlilik yüzünden domuz kuyruklu olan ailenin, lanetin sona ermesi için tüm üyelerinin ölmesi gerekiyor. Kitapta laneti başlatan olaylar, iki akraba olarak anlatılan Ursula ve Jose’nin evlenmesiyle gerçekleşiyor.

İkilinin doğan çocukları, başta normal bir görünüme sahip olarak dünyaya geliyor. Ancak zamanla türeyen ve soylarını çeşitli yerlerde yaşatan aile üyeleri, tekrar akraba evliliği yaptıklarında lanet gün yüzüne çıkıyor. Bir gün ailenin son üyesi olan Aureliano, kendi kaderlerinin Melquides adlı olağanüstü güçlere sahip bir çingene tarafından yazıldığı el yazmalarını okuyor. Kitabın anlatımı da esasında bu yazmadan oluşuyor.

Aureliano, yazmanın son kısmını okurken ailenin sonunun ve haliyle kendi ölümünün nasıl gerçekleşeceğini öğreniyor. Bu esnada ise köye, lanetli soyun tükenişini haber veren bir fırtına yaklaşıyor.

 

Körlük - Jose Saramago

körlük Saramago görmek Kitap edebiyat ödül

Konusu:

Distopik eserlere ilgi duyanların elinden düşürmediği Körlük, yayınlandığı günden bu yana adından söz ettirmeye devam ediyor. Portekiz’li yazar José Saramago’ya 1998’de Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazandıran eser, konusuyla olduğu kadar zekice kurgulanmış karakterleriyle de dikkat çekiyor. Dönemin liberal demokrasi anlayışına bir eleştiri mahiyetinde kaleme alınan roman, insanların gittikçe bencilleşip olaylar karşısında duyarsızlaşmasını bir körlük metaforu etrafında işliyor.

Baştan sona heyecan verici olayların birbirini takip ettiği eser, sizi de derinden sarsacak. Güç ve iktidar oyunlarının insanlarda yarattığı vahşeti gözler önüne seren bu roman karşısında, bugünün toplumlarını düşünmeye başlayacaksınız. Kim bilir; belki de insanlığın sonunu, yine gittikçe duyarsızlaşan insanlığın ta kendisi getirecektir.

Körlüğün Getirdiği Kaostan Doğan Yeni Bir Düzen…: Olaylar, isimsiz bir ülkenin isimsiz bir şehrinde geçer. Zira, kişilerin kim olduğu önemsizdir. Bir gün otomobili ile ışıklarda duran isimsiz bir adam, yeşil ışığın yanmasını beklerken aniden körleşir. Ancak bu sıradan bir körlük değildir. Çünkü gözleri karanlığa değil, aydınlığa yani beyaza bürünür. Ne yapacağını şaşıran adam, doğruca hastaneye gider. Körlük maalesef bulaşıcıdır. Kendisini muayene eden doktor da bundan nasibini alır. Derken, bu hastalık tüm şehri etkisi altına almaya başlar. Hükümet ise körleşen halkı hapishaneden bozma bir yerde karantinaya alır.

İşler buradan sonra değişir. Çünkü hükümet, hastalığı kontrol altına alamamaktadır. Her geçen gün artan kör sayısı, karantinadaki nüfusu artırmaktadır. Bu ise güç dengelerinde değişime neden olacaktır. Karantina bölgesinde çeteler oluşmaya başlar. Herkesten haraç kesen bu çeteler, insanları öldürmekte ve onlara tecavüz etmektedirler. Tüm bunları yakından izleyen ise doktorun karısıdır. Körlük hastalığına yakalanmayan tek kişi bu kadındır. Kocasını yalnız bırakmamak için kör taklidi yaparak hapishaneye girmiştir ve buradaki tüm vahşete tanıklık etmektedir.

Bir gün, hapishanede çıkan yangın sonucu insanlar karantina bölgesinden kurtulmayı başarırlar. Artık ülkede kör olmayan kimse kalmamıştır. Yeni bir düzen yaratmalı ve bu düzene ayak uydurmayı başarmalıdırlar. Peki, ama nasıl?

 

 

Saramago okumayı sevenler için bonus kitap önerisi!!!

Görmek - Jose Saramago

görmek Saramago körlük Kitap edebiyat ödül

Konusu:

Kendisine Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazandıran Körlük adlı yapıtı ile dünya çapında geniş bir okur kitlesine ulaşan Jose Saramago, Görmek romanı ile bu kez de okurlarını hikayenin devamına tanıklık etmeye çağırıyor. Fakat halk körlükten kurtulup gözlerini açtığında, işler hiç de beklendiği gibi yolunda gitmeyecek…

Körlük’ün devam romanı olarak 2004 yılında okurlarıyla buluşan Görmek, yazarın özgün tarzını ve kurgu alanındaki gücünü bir kez daha gözler önüne seriyor. Distopik roman kategorisinde dünyanın en güçlü eserleri arasında gösterilen bu yapıt, okurlarına hem hiç sona ermesini istemeyecekleri hem de bir solukta bitirmek isteyecekleri bir okuma keyfi sunuyor. Roman, aynı zamanda dünyadaki toplum ve yönetim sistemlerine dair ufuk açıcı bir rehber niteliği taşıyor. 

Beyazın En Karanlık Hali Yeniden İş Başında: Görmek romanındaki olaylar, tıpkı Körlük’te olduğu gibi isimsiz bir mekan ve belirsiz kişilerce şekilleniyor. Bir yandan ülkedeki körlük salgınının etkileri hala kendini hissettirmeye devam ederken, diğer yandan olağan bir yönetimsel seçim süreci başlıyor. Fakat seçimlerin yapılacağı gün sağanak yağmur yağmasından dolayı, başkent halkı evlerinden çıkıp bir müddet oy kullanmaya gidemiyor. Ve yağmurun durmasıyla birlikte tüm halk üzerine düşeni yapmak için yola koyuluyor.

Seçimler tamamlanıp oylar sayılmaya başlayınca, tüm idari yetkilileri şaşırtacak bir manzara ortaya çıkıyor. Başkentteki oy pusulalarının yüzde 70’inin tamamen boş olduğunu gören yetkililer, bu durumu hemen hükümete bildiriyor. Ardından yönetim, seçimlerin sekiz gün sonra yenilenmesine karar veriyor. Ancak bu kez de boş pusulaların oranı yüzde 70’ten 83’e yükseliyor. Bunun üzerine hükümet, başkentte kaos yaratmak adına akla gelmeyecek yaptırımlar uygulamaya karar veriyor. Peki, şehirde bundan sonra neler olacak dersiniz?

 

ÖZGÜN İÇERİK

İlginizi çekebilecek diğer içeriklerimiz:

Siyaset Bilimi Öğrencilerin Mutlaka Okuması Gereken 10 Kitap

Hukuk Öğrencilerinin Mutlaka Okuması Gereken Kitaplar

5 Edebiyat 5 Kitap

 


Bekem Yasemin Çatak

Öğrenci Kariyeri yazarlarından Bekem Yasemin Çatak..

0 Yorum

Yorum Yap

😄

Bültenimize kayıt olun!

Güncel haberleri takip etmek için bültenimize kayıt olun, böylece daima güncel bilgilerle donanmanıza yardımcı olabilelim.