Keşfet

Tümünü Gör
Kişisel Gelişim Öğrenci Kariyeri - Kişisel Gelişim: Bilgisayar Mühendislerinin Mutlaka Yapması Gereken 10 Şey

 Günümüzde teknolojinin kullanımının yaygınlaşmasının da etkisiyle, Bilgisayar Mühendisliği mesleğine rağbet oldukça fazla. Hatta farklı meslekten insanlar bile kendilerini yazılım gibi konularda geliştirip bu sektöre katkı sunmakta. Girişimlerin çoğu da yine web veya mobil tabanlı. Hal böyleyken hem bu alanla hobi olarak ilgilenen hem de Bilgisayar Mühendisliği okumak isteyen/okuyan kişiler adına Bilgisayar Mühendislerinin mutlaka yapması gereken 10 şeyi derledik.

1. İngilizce

Bilgisayarın ana dili İngilizce olduğu için Bilgisayar Mühendislerinin İngilizce bilmesi oldukça mühim. Programlama dilleri, terminalde kullanacağımız komutlar, teknoloji haberleri, açık kaynak kodlar için bakacağınız kaynakların çoğu hep İngilizce. İş ilanlarının çoğunda da iyi İngilizce bilme şartı aranıyor. Yine internet sağ olsun ücretsiz İngilizce öğrenebileceğimiz bir çok kaynak mevcut. O halde şimdiden İlgilizcenizi geliştirmeye başlamanızı tavsiye ederiz. Eğer üniversite öğrencisi iseniz Erasmus'un da İngilizce'nizin gelişiminde çok faydası olacağını söyleyebiliriz.

2. Etkinliklere Katılın

Bilgisayar Mühendislerinin yararlanabileceği o kadar fazla etkinlik var ki say say bitmez. Hackathonlar, şirketlerin düzenlediği kodlama yarışmaları, IBM, Google, Apple gibi firmaların developer kampları, bootcampler, Bilgisayar Mühendisleri ile soru-cevap etkinlikleri...

Gerçekten hem kendinizi geliştirebileceğiniz hem de networking yapabileceğiniz bir sürü etkinlik elinizin altında. 

3. Online Kurslara Katılın

Rekabeti bol olan bu meslekte iyi yerlere gelmek istiyorsak okulda öğrendiklerimizin yanında kendimizi olabildiğince geliştirmemiz gerekiyor. Bunun en kolay yolu da online eğitimlere katılmak. Okulda öğretilen temel bilgiler iş hayatında çoğu zaman tek başına işe yaramaz. Yeni teknolojileri bizim takip edip onları da öğrenmemiz lazım. Zaten çoğu mezun kişi de işe başladığında her şeyi sıfırdan öğrendiğini söyleyecektir. 

Udemy, Coursera, CodeAcademy, FreeCodeCamp gibi online eğitim veren siteler iş hayatında işimize yarayacak bir çok kursa sahip. Kendi işini kurmak isteyen kişilere de önerilen bu kurslar sayesinde kendinizi geliştirebilirsiniz.

4. Herkesin Bir Web Sitesi Olsun

Günümüzde zaten kişisel web sitesi olmayan neredeyse yok. Ama yine de bu maddeyi de eklemekte fayda var. Adsoyad.com şeklinde bir domain ve hosting satın almanızı öneririz. HTML ve CSS öğrenip kendi web sitenizi kendiniz yazın. Hem böylece ileride portfolyonuzda gösterebileceğiniz bir projeniz olmuş olur. Bu websiteye dilerseniz ileride referans gösterebileceğiniz diğer projelerinizi de ekleyin.

5. Bir Alanda Uzmanlaşın

Üniversitede donanımdan tutun programlama dilleri, veritabanları, işletim sistemleri, yapay zeka, makine öğrenmesi vb. ile ilgili dersler göreceksiniz. Bu derslerin hepsi temel olacaktır. Okurken çeşitli dersler almanız ileride çalışmak istediğiniz alanınızı seçmenize yardımcı olacaktır. Ancak birinde karar kılmanız lazım çünkü hepsinde uzmanlaşmanız pek mümkün değil. Sevdiğiniz bir alanda seçim yapın ve o alanda gecenizi gündüzünüze katarak uzmanlaşmaya bakın. Bu seçimi yaparken biraz da geleceği göz önünde bulundurarak yapın. Önünüze çıkabilecek iş fırsatlarını düşünün.

İş ilanlarına da bakarsanız bir alanda uzmanlaşmanız gerektiğini anlarsınız. Örneğin hem mobil hem web hem de sistem yöneticisi aramazlar.

6. Proje Yapın

Okulda gördüğünüz derslerde öğrendiklerinizi pratiğe dökebileceğiniz projeler yapabilirsiniz. Algoritma dersi gördüyseniz örnek algoritma çözün. Mobil programlama gördüyseniz kendi telefonunuz için bir hesap makinesi yapın. Kendi yaptığınız uygulamayı kullanın. Bu hem uzmanlaşmanıza yardımcı olacak hem de öğrendiklerinizle ortaya bir ürün koyabildiğinizi gördükçe özgüven elde edeceksiniz. Her seferinde daha zoru hedefleyin ve asla pes etmeyin.

7. Start-up Ortamı Görün

Eğer üniversitenizin bir teknokenti varsa muhakkak orayı ziyaret edin. Hangi firmalar var, gönüllü stajyer alıyorlar mı kontrol edin. Eğer teknokentiniz yoksa şehirdeki startuplara bakın. Size oldukça fazla tecrübe katacaktır. Ayrıca kendi şirketinizi kurmak gibi bir düşünceniz varsa bu maddeyi yapmadan geçmeyin. Startup ortamında gördüğünüz sıkıntıları kaldırabileceğinize inanıyorsanız bu yolda ilerleyin.

8. GitHub Kullanın

GitHub yazılımcıların sosyal medyasıdır diyebiliriz. Yazdığınız projeleri burada depolayabilir ve sizin gibi projelerini depolayan diğer bir sürü insanın kodlarından yararlanabilirsiniz. Maddi beklentinizin olmadığı tüm projerlerinizi GitHub ‘a yükleyin. İleride iş başvurusunda GitHub hesabınızı gösterdiğinizde neyi ne kadar bildiğinizi kanıtlar nitelikte olacaktır.

Ayrıca henüz haberi olmayan arkadaşlar için GitHub student packs’ten bahsetmek istiyorum. Üniversite öğrenci e-postanızla beraber Github Student Packs‘e kayıt olun. GitHub ‘ın bu paketi içinde öğrenciler için birçok ücretsiz hizmet var. Bu paket AWS, Digital Ocean, NameCheap gibi büyük firmalardan öğrenciler için ücretsiz kullanabileceği hizmet hediye etmektedir.

9. Sosyal Yönünüzü Geliştirin

Bilgisayar karşısında fazlaca vakit geçirmek bazen asosyalleşmemize sebep olabiliyor. Bu durumu engellemek adına sosyal aktivitelere katılabilir, arkadaş çevrenizle vakit geçirebilir, bir hobi edinip onun üstünde uzmanlaşmaya çalışabilirsiniz. Unutmayın hayatın en güzel zamanlarından biri üniversite yıllarıdır. Genelde en rahat ve özlenen zamanlar üniversite yılları oluyor.

Buna ek olarak yine uzun saatler masa başında oturmamız gerektiğinden ötürü ağrılar vs. çekebiliyoruz. Duruş bozuklukları da zamanla oluşabiliyor. Bunu engellemek adına mümkünse spor yapmanızı, buna fırsatınız yoksa da en azından belli periyotlarla masa başından kalkıp yürümenizi tavsiye ediyoruz. 

Sosyal medya kısmında ise sektörden tanıştığınız veya tanımak istediğiniz herkesi arkadaş olarak ekleyin veya takip edin. İletişime geçmekten utanmayın, korkmayın. Ayrıca mutlaka bir LinkedIn hesabı edinin. Bilişim sektöründe neler döndüğünü en iyi buradan takip edebilirsiniz.

10. Linux Kullanmayı Deneyin

Bir bilgisayar mühendisi olarak Linux kullanmayı bilmeniz önemli. Linux'u özellikle vurgulamamızın sebebi özgür olması yani ücret istememesi ve açık kaynak olması yani kodlarını görebilirsiniz ve kendinize göre şekillendirebilirsiniz. Bunun haricinde diğer işletim sistemlerine göre daha güvenlidir diyebiliriz. Virüslerle uğraşmamak adına önemli.

 

Kaynak

 

Özgün İçerik

 

 

 

Kariyer

Tümünü Gör
Staj (Uzun Dönem & MT) Öğrenci Kariyeri - Staj (Uzun Dönem & MT): Yıldız Holding Data JOB Programına Başvur

Dijital çağda artık en kritik kararlar veriler ile alınıyor.

Şirketler, "big data" ile görüyor, duyuyor ve konuşuyor.

Sen de alınan en büyük kararların parçası olmak ister misin?

Genç yetenek programımıza katıl ve veri kabiliyetlerinle bize yol göster!

Nasıl bir deneyim yaşayacaksın?

Data JOB@YıldızHolding’e katılarak; operasyonel verimlilik, müşteri memnuniyeti gibi alanlarda büyük projelerde rol alabilirsin.

Tüm süreçleri başarıyla geçersen; programımız dahilindeki 2,5 aylık kapsamlı eğitime katılacak ve böylece veri bilimi temelleri, istatistik, modelleme, derin öğrenme, iş analizi, optimizasyon, agile proje yönetimi gibi konularda uzmanlaşacaksın.

Ekibimize Veri Bilimci (Data Scientist) olarak katılma şansı için hemen başvur!

mtstaj.co/datajob/

Gündem

Gündem
Öğrenci Kariyeri - Gündem: Görme Engelliler İçin Biyonik Göz Geliştirildi
Manosh Üniversitesi'nden bilim insanları, 10 yıldır üzerinde çalıştıkları projeyle görme engelli kişilere umut olabilecek yeni bir buluşa imza attılar.

Dünya genelinde birçok insanı, görme engelli kişiler için uzun süredir çözüm arayışı içindeler. Bu konuda biyonik alanda birçok çözüm geliştirilmiş olsa da hiçbiri geniş ölçekte görme engellilerin sorununa çözüm olabilecek boyutta değildi. Ancak bir iddiaya göre bu durum değişti.

Monash Üniversitesi'nden bir ekip, görme engellilerin tekrar görebilmesini sağlayacak bir sistem geliştirdiklerini iddia etti. Ekibe göre bu, dünyanın ilk biyonik gözü ve yaklaşık 10 yıldır geliştirme aşamasındaydı. Çalışmayı gerçekleştiren ekip, bu biyonik gözü "Gennaris bionic vision system" olarak adlandırıyor.

Hasar görmüş optik sinirleri baypas ederek çalışan biyonik göz, sinyallerin retinadan beynin görme merkezine iletilmesini sağlıyor. Kullanıcının, içerisinde kamera ve kablosuz verici bulunan özel olarak tasarlanmış bir başlığı takması gerekiyor.

Monash Üniversitesi'nden Profesör Arthur Lowery, "Tasarımımız, 172'ye kadar fosfen birleşiminden görsel bir örüntü oluşturuyor. Bu da kişilerin iç ve dış mekanları seyretmesi, etrafındaki kişilerin ve nesnelerin varlığını tanıması için bilgi sağlıyor" ifadelerini kullandı. Araştırmacılar, tedavi edilemez nörolojik sorunlara sahip insanlara da yardım edebilmek için sistemlerini geliştirmeye çalışıyor.

Profesör Lowery, başarılı olması halinde Monash Vision Group'un tedavi edilemeyecek görme sorunlarına sahip kişilere odaklanacak yeni ürünleri araştıracağını ifade etti. Bu sistem sayesinde görme engelli kişiler için bir umut doğabilir. Ayrıca araştırmacılar, koyunlarda yaptıkları testlerde oldukça az yan etkiler gördüler ve şimdi de ilk insanlı klinik testler için bir üst seviyeye çıkmaya hazırlanıyorlar.

KAYNAK

Gündem
Öğrenci Kariyeri - Gündem: Hayalet İnsanlar: Biz Görmek İstemesek de Onlar Var!

O Acı Hikayede Hepimizin İmzası Var

Eğer görmek istersek, kapılarını kapatıp konforumuzu sağlayabildiğimiz duvarların ardında, sokaklarda yaşayan binlerce vatandaşımız var. Yanlarından geçerken ya da yaşam alanlarını gün içinde ödünç kullanırken gözlerimizi kapatıp kulaklarımızı tıkıyoruz varlıklarına. Bazılarımız bakış ve tutumlarıyla ötekileştiriyorlar onları. Çoğumuz, vicdanımızla oynayan dilenci çetelerinin birer üyesi olduklarını düşünebiliriz. Hatta kaçımız için görünmez adam değiller ki?

 Oysa sokaklara hapsolmuş insanların birçoğumuzdan daha acı hayat hikayeleri var. Dünyanın gazabından nasibini alan bu vatandaşlarımızdan biriyle yapılan röportajda gözlerimizdeki perdeyi kaldıracak, kulaklarımızdaki tıkaçları çıkaracağımız cümlelere değineceğiz ve onun hayatından kesitlerle sokakta yaşayan toplum bireylerinin öykülerine tanıklık edeceğiz.

 35 yıldır sokaklarda yaşayan 63 yaşındaki Alaattin Arslan, Youtube bünyesinde bulunan, sunuculuğunu Uzm. Psikolog Gökhan Çınar’ın yaptığı KATARSİS adlı programa konuk oldu. Hikayesini sokakta yaşayan tüm insanların sesi olmak ümidiyle anlattı.

 

 

Alaattin Arslan, konuşma boyunca aile yaşantısındaki sevgisizlik ve ilgisizlik üzerinde durarak aslında çoğumuzun günümüzdeki aile bağlarına da değindi. Kendi tabiriyle ‘onu sokaklara atan’ neden olarak ergenlik döneminde ailesiyle yaşadığı bir olayı gösterdi.

‘’YAPTIKLARI MUAMELEDEN DOLAYI ÜVEY EVLAT OLDUĞUMU DÜŞÜNDÜM.’’ sözlerine içimizi burkacak cümlelerle devam ederken ‘’Yerinde olsaydık ne yapardık? ‘’sorusuna yanıt dahi veremeyeceğimiz türden anılarıyla izleyenleri ekrana kilitledi.

Alaattin Arslan’ın hikayesine geçmeden önce kendisinin şair bir yanının olduğunu ve şiirlerinde sık sık toplumun evsizlere karşı gösterdiği ön yargılara yer verdiğini belirtelim.

 İç Anadolu’nun köylerinden birinde çiftçilik yapan bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Alaattin Arslan, ilk travmasını bebekliğinde öldü sanılıp terk edilerek yaşamış. Halası tarafından nefes aldığı fark edilince ailesi, onu beşikten inip açlıktan soğan kabuklarını yediği sırada bulmuş.

 Babası bir fabrikada işçi olarak çalışıyordu. Ailesi, babasının işi nedeniyle Kütahya’ya göçtüğünde Alaattin Arslan henüz ilkokul 3.sınıf öğrencisiydi. Ancak ailesinin bu göçüşünden haberi yoktu ve bir kış mevsimi ailesi tarafından terk edildi. Ailesi onu yanına almamıştı. Arslan kendi bakımını yapabilecek yaşta değildi ve İç Anadolu’nun çetin soğuklarında bir başına kalmıştı. Geçirdiği hastalıklar yüzünden kulaklarının içinde bile yaralar çıktığını ifade eden Alaattin Arslan’ı, akrabalarının iknasıyla ailesi yanına almaya karar verdi. Ancak hiçbir zaman kardeşlerine yapılan muameleden nasibini alamadı. Ortaokul çağlarına geldiğinde abisi bir evlilik yaptı. O sıralarda ailesi onu devamlı surette abisiyle kıyaslıyor, okula gidip çalışmadığı için aşağılıyordu. Anne ve babasının ondan tek beklentisi eve maddi destek sağlamasıydı fakat kendisi hayalleri olduğunu ve bu hayaller için okula sıkı sıkıya sarıldığını söyledi. ‘’En büyük hedeflerimden biri subay veya pilot olmaktı.’’ diyen Alaattin Arslan okul hayatına, üzerine atılan bir iftira sebebiyle nokta koymak zorunda kaldı. Abisinin evliliğinden 15 gün sonra düğün takılarının kaybolması Alaattin Arslan’ın üzerine yıkıldı. Hırsızlık damgasını üzerinden atamadı ve bu olayın ardından ilk kez sokaklarla tanıştı. Bir süre parklarda kalarak hayatını idame ettirdi ancak artık farklı bir şehirde farklı bir yaşam mücadelesi vermesi gerektiğini düşünüyordu. Kütahya’dan Eskişehir’e geçti, orda da tutunacak bir dal bulamadı ve İstanbul’a doğru iş bulma ümidiyle tekrardan yola koyuldu. İstanbul’a geldiğinde ne yazık ki şartlar beklentisini karşılamadı. Bir süreliğine Galata Köprüsü’nü yaşam alanı olarak benimsedi. Ancak kış mevsiminde sokaklara misafir olmanın bedelini sağlığıyla ödüyordu. Bulduğu parka ve battaniyeler ile diğer evsizlerle dayanışma halinde kış aylarını atlatıyordu. Belediyelerin aşevleri, yardımsever vatandaşların desteği ve “Çorbada Tuzun Olsun” gibi dernekler ile günlük yemek ihtiyaçlarını karşıladı. Tren garlarındaki boş vagonları, limanlardaki konteynırları, camilerin bazı alanlarını kendine mesken ediniyordu. Çalışma gayreti de söz konusuydu. Vapurlardan inen yolcuların kağıtlarını toplayıp tanesi 25 kuruş olan gazetelerin kilosunu 25 kuruşa satarak geçimini sağlamaya çalışıyordu. Askerlik yaptıktan sonra 1993-1994 yılları arasında bir evliliği oldu ama ‘’Aile olmak nedir bilmiyorum, beceremiyorum.’’ diyerek onu da sürdüremedi, eşiyle yollarını ayırmak zorunda kaldılar.

 

 Şimdi Tophane’de Kılıç Ali Camii civarında yaşayan Alaattin Arslan yaşı ilerledikçe sokaklara direnemediğini söylüyor. Bunun yanı sıra en çokta toplumun önyargılarıyla baş edemiyor.

‘’Biz bir siluet değiliz, gerçeğiz!’’ ifadeleriyle röportajına devam ederken parkta yaşadığı bir olaya değinerek topluma olan sitemini dillendirdi:

‘’Bir gün parkın birinde köpeğini gezdiren bir hanımefendi çantasından çıkardığı poşetle köpeğinin dışkısını aldı. Köpek bana doğru koşmaya başlayınca ‘Gitme! Hayır, hastalık bulaşır, pis o! ‘ diyerek köpeği yanına çağırdı. Bunun gibi nicesiyle gün boyu karşılaşıyoruz ve artık şunu düşünüyorum: ‘’Köpeğin dışkısından tiksinmeyen insanlar bizden tiksiniyorlar!’’ ifadeleriyle bizlere,insanlıktan ne derece soyutlandığımız hakkında, sokakta kalanları kafamızdaki kalıplara dökerek hiyerarşik sıralamaya soktuğumuz konusunda salık verdi. Bu anlatımıyla vicdanımızı silkeledi. Anlıyoruz ki sokakta yaşamanın en büyük tehdidi onlara dikilen gözlerdir. Zaten hali hazırda zor bir yaşamları ve mazileri varken biz kimi zaman bakışlarımızla, kimi zamansa görmezden gelişimizle onların yaralarına tuz basıyoruz.

 Güvenliklerini nasıl sağlıyorlar? Kendilerini nasıl koruyorlar?

Alaattin Arslan: ‘’ Emniyet güçleri var, asayiş var, bekçilik sistemi tekrar getirildi ancak çok samimi söylüyorum onlar bizim için değil. Biz sokakta yaşayanlar güneş battığı zaman kendimizi Allah’a teslim ediyoruz. İstanbul’da yaşayan 11.250 kişinin güvenliği ancak kendilerinden sorulur. Her şeye rağmen biz varız, bana bakmayın, bana gelin. Taciz olaylarının cinayet olaylarının çoğu rezidanslarda, apartman dairelerinde, işi gücü olan insanlar tarafından intikal etmiştir. Bizim gibi insanların hepsinden zarar gelmez.’’

Uzm. Psikolog Gökhan Çınar’ın sorularını, zorlukların insanları ne kadar derin düşündürdüğünün canlı örneği modeliyle cevapladı ve hepimize onları kucaklayabileceğimizin dersini verdi.

 Toplum ve insan üzerine düşünen Arslan, ülkemizin evsizler konusundaki kangrenli parmağına çözüm getirilebileceğinden söz etti. Vakıflardan onlarca boşta duran binaların sokakta yaşayan insanlara tahsis edilebileceği konusunda bir talebi var.

‘’Sizlerin benden çaldıklarınız karşısında ben hiç davacı olmadım ama sizlerden bir yudum insanlık istediğimde, sizler beni yalnızlığa mahkum ettiniz.’’

-Alaattin Arslan

 

 

 

Özellikle korona virüsle gösterdiğimiz bu mücadele döneminde birer ev tahsis edemesek bile, sokakları onlara daha iyi bir yuva yapabilmek adına hikayelerini bölüşebiliriz. Dışarda gördüğümüz her vatandaşı kötü sıfatlara yakıştırmadan evvel anlamaya çalışalım. Bizden az eksilip onlara çok şey kazandıracak iyiliklerimiz dokunabilir. Hayata dair öyküneceğimiz başarı hikayeleri olmayabilir ancak yuvasız kalıp yaşama tutunabilmekte azımsanmayacak kadar kayda değer bir başarıdır. Her biri farklı hikayelerin başrolleri olsa da hep aynı sahnede, sokakta buluşurlar. Üstelik genç olmaları sokak yaşamı için bir avantaj olsa da zaman geçtikçe yıllanan bedenlerde dışarıya uyumları güçleşir. Onlar hayatlarını kaybedeceklerinden değil, hayata yenilmekten korkarlar. Ne yazık ki hayatlarına, kaybedecek kadar anlam yükleme fırsatını onlara tanımıyoruz. Her birimiz aynayı kendimize tutmalıyız ve duyarsızlığımızın üstümüze bulaştırdığı lekeyle yüzleşmeliyiz. Onlar, üstüne basıp geçeceğimiz kaldırım taşları değil, sosyal yaşantımızın ve toplumumuzun yapı taşlarıdır!

Özgün İçerik

Gündem
Öğrenci Kariyeri - Gündem: NASA, Mars'a Uzay Aracını Göndermeden Önce Salda Gölünü İnceledi

Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), Mars'taki Jezero Krateri ile Burdur'daki Salda Gölü'nün benzer bir mineral oluşumu ve jeolojik yapıya sahip olduğunu açıkladı.

NASA, Atlas V roketiyle dün Mars'a gönderilen Perseverance (Sebat) adlı keşif aracının fırlatılışından önce projede görev alan bazı araştırmacıların Salda Gölü'nde incelemeler yaptığını duyurdu.

NASA Twitter'dan Perseverance'ın inceleme yapacağı kurumuş krater gölüyle Salda Gölü'nün yan yana fotoğraflarını yayımladı.

Mesajda "Aralarında dünyalar olsa da Türkiye'deki Salda Gölü ve Jezero Krater'i jeolojik benzerliklere sahip. Araştırmacılar, Mars yolculuğundan önce hazırlık için bölgede saha çalışması bile yaptı" denildi.

NASA'nın internet sitesinde Salda Gölü'nde İstanbul Teknik Üniversitesi ile iş birliği halinde yapılan incelemelere ilişkin bilgiler verildi.

 

'Krater'in kıyısındaymışsınız gibi hissediyorsunuz'

Perseverance ekinde yer alan, Purdue Üniversitesi öğretim üyelerinden gezegen bilimci Briony Horgan, "Salda Gölü'nü ziyaret etmenin en güzel yanlarından biri, size Jezero Gölü'nün kıyısında olmanın nasıl bir his olduğukonusunda fikir vermesi" dedi.

Araştırmacılar daha önce Jezero Krateri'nde karbonat mineralleri olduğunu tespit etmişti.

Horgan'ın ekibinde yer alan Brad Garczynski "Karbonatlar önemli çünkü geçmiş mikrobiyal yaşama dair izler için mikrop, organik madde ve belli dokuları tutabiliyorlar" dedi.

Garczynski, "Bu açıdan yaşam izlerini aramaya odaklanmak için Jezero'ya gitmeden önce Dünya'da karbonatların nasıl oluştuğunu anlamak önemli" diye konuştu.

Perseverance'ın Mart 2021'de Jezero Krateri'ne inmesi planlanıyor.

Kaynak

Gündem
Öğrenci Kariyeri - Gündem: Türkiye'nin İlk Uçan Arabası "CEZERİ" Test Uçuşunu Tamamladı

Baykar tarafından geliştirilen ve Türk mühendislerin tasarladığı CEZERİ, ilk test uçuşlarını başarıyla tamamladı.

İlk testlerini güvenlik halatlarına bağlı olarak gerçekleştiren CEZERİ, yapılan testlerde halatsız olarak 10 metre yükselmeyi başardı.

Robotik ilmin kurucusu ve Artuklu Sarayı'nın başmühendisi Cizreli Müslüman bilim insanı El Cezeri'den alan CEZERİ Uçan Araba, 1.5 yıl içinde ilk uçuşunu gerçekleştirmiş oldu.

Baykar'dan yapılan açıklamaya göre, Baykar Teknik Müdürü Selçuk Bayraktar yönetiminde gerçekleştirilen Cezeri Uçan Araba'nın uçuş testleri, 11 Eylül Cuma günü başladı. İlk testlerde güvenlik halatlarına bağlı havalanan Cezeri, güvenlik halatlarıyla yapılan test uçuşlarının başarılı ilerlemesi üzerine halatsız olarak havaya kalktı.

Tamamen otonom olarak uçan ve akıllı uçuş sistemine sahip Cezeri Uçan Araba, aynı gece yapılan iki farklı uçuşu başarıyla tamamladı.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Baykar Teknik Müdürü Selçuk Bayraktar, yaklaşık 1,5 yıl önce hayal ederek ve bir çizimle başladıkları Cezeri Uçan Araba'nın, ilk uçuşunu yaparak gerçeğe dönüştüğünü belirtti.

Seneye uçuşlarının başlaması planlanan Cezeri şimdilik hala test aşamasında.



KAYNAK

Gündem
Öğrenci Kariyeri - Gündem: NASA Kadın Astronot İle Tekrar Ay’a Çıkıyor

 

 

NASA, 1972 yılından sonra ilk kez 2024'te 28 milyar dolarlık Artemis programı ile Ay'a biri kadın, diğeri erkek olmak üzere astronotlar göndermeyi Planlıyor. Yeni Ay görevi kapsamında ilk kadın astronot da dünyanın uydusuna ayak basmış olacak.

ASTRONOTLAR KAPSÜLLERLE SEYAHAT EDECEK

 Astronotlar Apollo benzeri Orion kapsülleriyle seyahat edecek. Bu kapsülleri yörüngeye NASA’nın 2011 yılından beri geliştirmekte olduğu Space Launch System (Uzay Fırlatma Sistemi, SLS) adlı güçlü roketler taşıyacak.

NASA yöneticisi Jim Bridenstine, “Dört yıl sonra Ay’da olmamız için Artemiz programının 28 milyar dolara ihtiyacı var. SLS fonu, Orion fonu, insanlı iniş sistemi fonu ve tabii ki uzay kıyafetleri – bütün bunlar Artemis programının fona ihtiyaç duyan öğeleri” dedi ve ekledi:

“Şu an onay için başvurduğumuz fon, 2021’de geliştirilecek olan insanlı iniş sistemi için ihtiyaç duyduğumuz 3,2 milyar doları sağlayacak.”

TEST UÇUSU 2021’DE

ABD Temsilciler Meclisi daha önce de iniş sistemi için 600 milyon dolarlık bir fon sağlamıştı.

Yeni planda 2021’de Ay’ın etrafında Artemis-1 adlı bir insansız test uçuşu gerçekleştirilecek.

NASA’nın insanlı uzay uçuşları şefi Kathy Lueders, Artemis-1’in bir aylık uçuşu sayesinde tüm kritik sistemlerin test edileceğini söyledi.
Bunun ardından da Ay’ın etrafında astronotlarla tur attıracak Artemis-2 uçuşu gerçekleştirilecek. Artemis-1’den elde edilen tecrübeler Artemis-2’nin daha düşük riskli bir uçuş olmasına yardımcı olacak.

Artemis-3 uçuşunda ise astronotlar 1972’den sonra ilk defa Ay’a ayak basacak.

Haberin orijinali için  buraya  tıklayın.

 

Özgün Çeviri İçerik

Gündem
Öğrenci Kariyeri - Gündem: 2020'nin En Etkili 100 İnsanı Time Dergisi Tarafından Açıklandı!

Bu kapaklarda Alphabet’in CEO’su Sundar Pichai’den ABD’de koronavirüs salgınına karşı en güvenilir isimlerden biri olan Anthony Fauci’ye kadar pek çok isim yer aldı. Ayrıca The Weeknd gibi sanatçılar da bu 100 kişilik listede bulunuyor. Bugün sizlere bu devasa listede kendine yer edinen bazı önemli isimleri paylaşacağız. Her ismin son derece önemli olduğunu söyleyebiliriz, tüm listeye buraya tıklayarak TIME’ın sayfasından ulaşabilirsiniz. Bizler ise daha çok teknoloji, uzay, pandemi gibi alanlarda 2020’ye iz bırakmayı başarmış isimlere odaklanacağız.

TIME dergisine göre 2020’de iz bırakmış isimler

Astronotlar Christina Koch ve Jessica Meir

Bu iki isim uzayın sadece erkeklere özgü bir alan olmadığını kanıtlayan isimler oldular. Uluslararası Uzay İstasyonu’nun güneş enerjisini depolayan pilleriyle ilgili bir tamir için uzay yürüyüşü yapan ilk kadınlar olan Koch ve Meir, Ay’a yapılacak yolculuklar için de güven verdiler.

Sundar Pichai

Hindistanlı birinin ABD ve dünyanın en güçlü şirketlerinden olan Google’ı devralıp onu çok daha büyük bir şirket haline getirmesi kolay bir iş değil. Google’ın Drive, Gmail, Haritalar gibi pek çok popüler projesine liderlik eden Pichai, daha uzun yıllar boyunca bu şirketin başında yer alacak gibi görünüyor.

Lewis Hamilton

Şu sıralar son yıllardaki en heyecanlı Formula 1 yarışlarını görüyoruz. Bu noktada en başarılı isimlerden biri olan Mercedes F1 pilotu Hamilton, Michael Schumacher’in rekorunu kırarak bu sezon yedinci F1 şampiyonluğunu kazanmayı hedefliyor.

Dr. Zhang Yongzhen

Yongzken, SARS-CoV 2 genomunu, ilk vakanın üzerinden sadece haftalar sonra yayınlayan ekibe liderlik eden kişiydi. Virüsün daha erken tespit edilme durumunda çok daha az ölümcül vakanın olacağını söylemiştir.

Eric Yuan

Koronavirüs pandemisi pek çok şirkete inanılmaz zararlar yaşattı, ancak bazı şirketler bu süreçten çok iyi bir şekilde yararlandı. Bunların başında da Eric Yuan’ın CEO’luğunu yaptığı Zoom yer alıyor. Zoom, pandemi döneminde uzaktan eğitim, iletişim gibi sebeplerden dolayı çok ciddi kazançlar elde etmeyi başardı.

Daniel Zhang

Çin’in ünlü online alışveriş sitesi Alibaba’nın CEO’su olan Zhang, özellikle spesifik günleri bir alışveriş çılgınlığına çeviren politikasıyla hem kendisine hem de şirketine çok ciddi paralar kazandırdı. 2019’da 38,4 milyar dolarlık brüt hacim rekoru kıran CEO, özellikle gerçekleştirdiği işlerle her zaman beğeni kazanıyor.

Tunji Funsho

Afrika’nın uzun süre üzerinde uğraştığı ve çok büyük kayıplara yol açan çocuk felcinin tüm kıtada tamamen ortadan kaldırılmasında öncülerden olan Funsho, bu listede olmayı en çok hak eden isimler arasında yer alıyor.

Gwynne Shotwell

SpaceX’in başkanı ve operasyon direktörü olan Shotwell, şirketin öncülerinden biri oldu ve Falcon projesine yaptığı yardımlarla uzaya olan ilginin yeniden artmasında etkin rol oynadı.

Dr. Camilla Rothe

Covid-19’a yakalanan insanların büyük bir çoğunluğunda semptom göstermese de hastalığı yayma ihtimali olduğunu söyleyen bulaşıcı hastalıklar uzmanı Dr. Camilla Rothe, semptomsuz vakaların hastalığı yaydığını ortaya çıkararak önlemlerin bu şekilde alınmasını sağlamıştır.

Dr. Shi Zhengli

Dr. Zhengli, 2020’yi kabusa çeviren SARS-CoV-2 virüsünü izole eden ilk bilim insanları ekibine önderlik etti. 

Dr. Anthony Fauci

Koronavirüs salgınının en çok yara verdiği ülke olan ABD’de sözüne en çok güvenilen isim olarak kabul edilen Fauci, Ulusal Alerji ve Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsü’nün başında. Fauci, Trump gibi isimlere rağmen Covid-19 salgınında doğruları konuşmasıyla saygınlık kazandı.

 

Kaynak

Gündem
Öğrenci Kariyeri - Gündem: Reklamcılığın Sınırı Yoktur: İlk Sigara Reklamını Destekleyen Doktorlar

İlk Sigara Reklamlarında Hekimlere Sponsor Olunduğunu Biliyor muydunuz?

Sigaranın akciğer kanserine neden olduğu kanıtlanmadan önce tütün şirketleri tıp camiasını reklamlarına alet ediyordu. 1930-1940 yılları arasında uzmanlar, sigaranın insan bedeninde hasara yol açtığını henüz keşfedememişlerdi ve neredeyse doktorların tamamı sigara kullanımında en ön safhalardaydı. Bunun altında yatan sebep, şirketlerin doktorlara sigara tedariki konusunda sponsor olmasıydı. Elbette ki tedarikçilerin bu sponsorluğunda bir çıkar söz konusuydu. Doktorların o yıllarda hastalarına sigarayı önermesi ve reçetelerine CAMELS marka sigarayı yazmaları konusunda anlaşma yapılmıştı. Çalışmalar, sigaranın insan bedeni üzerindeki olumsuz etkilerini henüz ortaya koyamadığı için şirketler ve tıp dünyası arasındaki bu bağlantı meşrulaşıyordu.

 

 Hekimleri reklamlarında kullanan ilk sigara şirketi Lucky Strikes'ın yapımcısı American Tobacco'ydu. Şirket, ‘’20.679 hekim, boğazı 'ŞANSLAR’ daha az rahatsız ediyor, dedi’’ ifadesinin geçtiği bir ilan  yayınladı. Bu hekim sayısını elde etmek için arka planda şirketin reklam ajansı, doktorlara karton kutularda Lucky Strike markalı sigaraları servis ediyordu.

  Tütün şirketlerinin bu iddiaları halka güven veriyordu:

  • Tüm ürünlerimiz güvenlidir.
  • Nikotin bağımlılık yapmaz.
  • Sigara içmek kansere neden olmaz.
  • Sigaraya saldıran insanlar bilim karşıtıdır.
  • Doktorların çoğu CAMELS markasını diğer sigaralardan daha fazla önerir.
  • Amerikan Tıbbi Dergisi ürünlerimizi tanıtmaktadır.
  • Hükümet yetkilileri bile sigara içilmesinin halk sağlığına zararsız olduğunu söylüyor.
  • Sigara içmenin zarar verdiğine dair hiçbir bilimsel kanıt yoktur.

Bu ifadeleri baltalayan açıklama Massachusetts Eczacılık ve Sağlık Bilimleri Koleji'nde tarih ve sosyal bilimler profesörü olan Martha Gardner ‘dan geldi. 1940 yıllarında pik yapan akciğer kanserine dikkat çeken Gardner:  ‘’Akciğer kanserinden ölüm oranı tavan yaptı. İnsanlar bunu fark ettiler ve endişelendiler, ancak bu, nedeninin sigara olduğunu bildikleri anlamına gelmiyor." diyerek gündemi sarstı.

 Sigara öksürmeye ve boğazda tahrişe neden oluyordu.Fakat şirketler, bu etkiyi rekabetlerinin lehine kullandılar ve tanıtımlarını, ‘’Markamız tahrişe ve öksürüğe neden olmaz, hekim onaylıdır.’’ cümleleriyle desteklediler. Diğer yandan da fen bilimleri profesörleri sigara ile akciğer kanseri arasındaki bağlantıyı çözümleyici çalışmalarda ilerleme kaydediyordu. 1950'lerin ortalarında, tütün şirketleri ürünlerinin akciğer kanserine neden olduğuna dair sağlam kanıtlarla yüzleşmek zorunda kaldıklarında, reklam stratejileri değişmeye başladı. 1954'te bu şirketler, kanser ve sigara kullanımı arasında bir bağlantı olduğunu gösteren araştırmanın endişe verici olduğunu fakat kesin olmadığını savunan "Sigara İçenlere Açık Bir Açıklama" yayınladılar.

1964'te ABD Genel Cerrahı, sigara içmenin akciğer kanseri, gırtlak kanseri ve kronik bronşite neden olduğunu raporlayınca doktorlar sigaranın ve sigara tedarikçilerinin karşısında yer almaya başladılar. Yine de, tütün şirketleri, 1998 yılına kadar sigaraların sağlıksız olup olmadığı konusunda araştırma komiteleri aracılığıyla hâlâ bir "tartışma" olduğunu sürdürmeye devam ettiler.

2006 yılına gelindiğindeyse Avrupa, piyasaya elektronik sigara sürmeye başladı ve tütün şirketleri e-sigaraya yatırım yapmaya başladı. Gıda ve İlaç İdaresi, 2018'de elektronik sigara kullanımının gençler arasında endişe verici bir oranda arttığını ve daha fazla gencin nikotine bağımlı hale geldiğini belirtti. 2019'da altı ölüm ve yüzlerce elektronik sigara ile ilişkili akciğer hastalığı vakası bildirildi. ABD Sağlık Bakanı Alex Azar, Eylül 2019'a kadar FDA'nın aromalı e-sigaraları piyasadan çıkarmayı planladığını söyledi.

Siz okurlarımıza  sigaranın fayda sağlayıcı bir mamul olarak hekimler tarafından sunulması korkutucu geliyor olsa da 30'lu,40'lı yılların toplumu bu durumu sorgulayamaz haldeydi ve kadın,erkek,gebe ayırt etmeksizin ciddi bir bağımlılık söz konusuydu. Günümüzde  yapılan bir araştırma sonucuna göre halkın sigara kullanımına başlama yaşı ortalama 15 olsa bile çalışmalar sayesinde insan bedenini ve insanın yaşam alanını tahrip eden baş düşmanın sigara olduğu konusunda tıp camiası hemfikirdir.

Özgün İçerik

Gündem
Öğrenci Kariyeri - Gündem: Masomo, Çalışanlarının Alım Gücünü Korumak İçin Adım Attı!: Maaşlara En Az %20 Enflasyon Zammı

Küresel çapta son yıllarda yaşanan ekonomik çalkantılar, pandeminin de etkisi ile gün geçtikçe herkes tarafından hissedilir oluyor. Bünyesinde faaliyet gösterdiğimiz İzmo’nun kardeş şirketi Masomo, giderek azalan alım gücünün etkilerini ortadan kaldırmak için çalışanlarına destek vereceğini açıkladı. 

İzmo ve Masomo CEO’su İbrahim Akman, "Masomo olarak çalışanlarımızın alım gücünü korumak adına, bu ay itibari ile %20+ enflasyon zammı yaptık.”açıklamasıyla gelişmeyi duyurdu. 90 kişiye ulaşan Masomo ekibinin yapılan bu zam ile birlikte ekonomik alım gücünün korunması sağlanacak.

masomo

Masomo çalışanları, zam haricinde maaşlarını ABD dolar ile almaya başlayacak:

Masomo olarak çalışanlarımızın alım gücünü korumak adına, bu ay itibari ile %20+ enflasyon zammı yaptık.

Özellikle bugün (21 Eylül 2020) itibari ile 7,60'ı gören dolar kuru ve Türk Lirası'nın 2020'nin başından bu yana %20'den fazla değer kaybetmesi, Masomo'nun bu kararı olabildiğince hızlı almasını da beraberinde getirdi. Eylül'den itibaren Masomo çalışanları, maaşlarında 2020'nin ekonomik etkisini hissetmeyecekler. Ocak 2021’den itibaren de Masomo’da maaşlar, ABD doları kuru ile yatırılacak.

2019’da Miniclip bünyesine dahil olan Masomo, aynı dönemde İzmir’deki yeni ofisine geçiş yapmıştı. Şu sıralar yeni projeleri Basketbol Arena’ya odaklanan ekip, Temmuz ayında oyunun açık beta testleri için Romanya ve Macaristan’da yayınladı. Oyunun tam sürümü, iyileştirmeler yapıldıktan sonra en iyi haliyle Türkiye ve dünyanın geri kalanında yayınlanacak.

Pandemi nedeniyle bir süredir evlerinden çalışan Masomo ekibi, yapılan zamla birlikte ekonomik değişimlerden olabildiğince az etkilenecek.

 

Kaynak

Gündem
Öğrenci Kariyeri - Gündem: Saudi Aramco Dünyanın En Değerli Şirketi Oldu!

Suudi Arabistan'ın ulusal petrol şirketi Aramco, ABD'de teknoloji hisselerinde derinleşen satışlarının ardından Apple'ın hafif üzerine çıktı ve tekrar dünyanın en değerli şirketi oldu.

Petrol devi Aramco'nun hisseleri Brent petrolün yüzde 12 gerileyerek 40 doların altına düşmesine rağmen Riyad'da bu ay yüzde 1,1 değer kazandı.

Bu esnada piyasa değeri 2.3 trilyon dolardan 1.9 trilyon dolara gerileyen Apple, Eylül ayında yaklaşık yüzde 17 geriledi. Bu oran şirketi güncel zirvesinden 20 gerilemesi durumunda neredeyse ayı piyasasına sokacaktı.

Dünyada değerlemeleri 2 trilyon dolara ulaşan iki şirket: Apple ve Aramco

Dünyanın en büyük petrol şirketi Aramco'nun hisseleri Ekim ortasında gerçekleştirilen birincil halka arzdan kısa bir süre sonra zirveyi görmüştü.

Apple ise Haziran'da ABD ekonomisini koronavirüsün etkilerine karşı ekonomiyi korumak için devreye soktuğu dev mali ve parasal teşviklerin ardından dünyanın en değerli şirketi olarak birinci sıraya yerleşmişti.

KAYNAK

Gündem
Öğrenci Kariyeri - Gündem: Mide Asidi İlacı Kullananlar Dikkat!

Mide asidi önleyici ilaçlar hakkındaki iddia şu aralar tıp dünyasını meşgul ediyor.Mide asidi önleyici ilaçların Covid-19'a yakanlanma riskini artırabileceği belirlendi. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Geriatri Uzmanı Prof. Dr. Mehmet İlkin Naharcı, asit önleyici mide ilaçları ve Covid-19 riskine ilişkin açıklamalarda bulundu.Asit önleyici mide ilaçlarının, mide-bağırsak ülseri ve reflü tedavisinde, ağrı kesici ilişkili bağırsak çeperi hasarının önlenmesinde kullanıldığını anlatan Naharcı, "Ayrıca, helikobakter pylori (ülser-gastrik mikrobu) bakterisinin tedavi şemasında bulunmaktadır." bilgisini verdi.

Naharcı, bu ilaçların toplumda kullanılma oranının yüksek olduğunu belirterek, kişide kemik kırıklarını artırabileceği, böbrek yetmezliği ile ilişkili olabileceği, vitamin B12 ve magnezyum emilimini azaltılabileceği, mide ve bağırsaklarda enfeksiyonlara zemin hazırlayabileceğine dair bilimsel yayınlar bulunduğunu söyledi.Prof. Dr. Naharcı, "Bu ilaçlar, özellikle mide asit miktarını azaltarak, bağırsaklarda bakteriyel ve viral enfeksiyon riskini artırıyor, bağırsak sistemine geçen mikropların da önce bağırsakta ve sonra da akciğer ve zatürre gibi diğer organlara yayılarak enfeksiyon yaptığı öngörülüyor" ifadelerini kullandı.Uluslarası tıp dergisinde bu ilaçların, Covid-19 salgınındaki etkisine yönelik de yeni bir araştırma sonuçlarının yayımlandığını dile getiren Naharcı, "Ağustos 2020'de American Journal of Gastroenterology Dergisi'nde yayımlanan bir araştırmada, toplumda yaşayan bireylerde asit önleyici ilaç kullanımının, Covid-19'a yakalanma riskiyle ilişkisi değerlendirildi" diye konuştu.

Prof. Dr. Naharcı, araştırmaya, 50 binin üzerinde kişinin katıldığını belirterek, şunları söyledi: "Çalışma ile günde tek doz 'asit önleyici ilaç' kullanımı, Covid-19 riskini iki katın üzerinde artırırken, iki doz kullananlarda bu riskin dört kata yakın arttığı gözlemlendi. Sonuçlar, bu ilaçların kullanımının Covid-19'a yakalanma riskiyle bağlantılı olabileceğine işaret etmektedir."

Naharci, bu ilaçların mutlaka hekim bilgisi ile kullanılması gerektiğine işaret ederek, "Bu nedenle sadece tespit edilmiş tıbbi bir neden varsa hekim kontrolünde ve en düşük etkin dozda kullanılmalarının gerekli olduğu araştırmacılar tarafından ifade edildi" dedi.

Özgün İçerik 

Bültenimize kayıt olun!

Güncel haberleri takip etmek için bültenimize kayıt olun, böylece daima güncel bilgilerle donanmanıza yardımcı olabilelim.