Yeteneğiyle Picasso'yu Dahi Etkilemiş Ressam: Fikret Mualla

Fikret Mualla Kimdir?

Fikret Mualla, 1903 yılında İstanbul’da doğdu. Babası Osmanlı Devleti’nin alacaklarını düzenleyen Duyunu Umumiye’nin ikinci müdürü konumunda olan Mehmet Ekrem Mualla’dır. Annesi Emine Hanımın en büyük arzusu bir kız çocuğuna sahip olmak olduğundan Fikret Mualla doğumuyla büyük bir hüzün yaşadı. Annesi Emine Hanım, Fikret’in saçlarını uzatmaktan, ona eteklerden giydirmekten kendini alamayıp adeta onu bir kız gibi büyüttü.

Eğitim hayatına Saint Joseph’te başlayıp, Galatasaray Lisesinde devam etti. O dönemin önemli resim öğretmenlerinden Viçen Arslanyan ve Şevket Dağ’dan ders alma fırsatı bulan Fikret Mualla, on iki yaşındayken sağ ayak bileğini kırdı. Bu basit kırık maalesef ki yanlış kaynama nedeniyle onun ömür boyu sakat kalmasına neden oldu. Bu üzücü olay sonucu futbolcu olma hayalinden vazgeçmek zorunda kaldı. I.Dünya Savaşı’nın son yıllarında Avrupa’ya yayılan İspanyol gribi nedeniyle annesini kaybeder. Evde ilk olarak Fikret Mualla’nın grip olması, kendisinin annesine hastalığı bulaştırdığını düşünmesine neden oldu. Annesinin ölümünden kendisini sorumlu tutması nedeniyle olayın etkisinden uzun süre çıkamadı. Annesinin ölümünden derin etkilenen Fikret Mualla, bu olayın etkileriyle boğuşurken babasının annesinin ölümünün üzerinden henüz kırk gün bile geçmemişken bir ilişkisinin olması Fikret Mualla’yı fazlasıyla yaraladı. İlerleyen dönemde babası başka bir kadınla evlendi. Babasının yeni eşiyle de bir türlü anlaşamayan Fikret Mualla, bir gün babasıyla tutuştuğu bir kavgada babasını tek hamlede yere serdi. Aile bireyleri Fikret’in hareketlerine daha fazla tahammül edemedi. Onu Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesine yatırdılar. Mualla, dönemin ünlü doktoru, Doktor Mazhar Osman’ın hastası oldu.

Doktorun Fikret Mualla için tavsiyesi, derhal onu bulunduğu çevreden uzaklaştırmak oldu. Babası bu duruma çare olarak onu Zürih’e mühendislik eğitimi için gönderme kararı alır. Fikret Mualla, babasının kararına uysa da asla onu affedemedi. Fikret Mualla, burada hayatının akışını değiştirecek yepyeni kararlar aldı. Mühendis olmak istemediğine karar vererek İsviçre’yi terk etti. Almanya’ya giderek resim sanatı üzerine eğitim almaya karar verdi. 1921 yılında Almanya, Münih’teki güzel sanatlar akademisinde eğitim gördü. Sanat anlayışını asi ruhundan da kaynaklı hiçbir ekole bağlı kalmadan oluşturan Mualla, hep özgün eserler ortaya koymak istedi. İçinden geçenleri guaj tekniği ile ortaya koyan sanatçı, beklediği ilgiyi göremedi. Bu arada alkol nedeniyle sağlığı kötüye gitmeye başlamasıyla birlikte Almanya’da daha fazla yaşamayacağını anladı ve sanatın önemli merkezlerinden biri olan Fransa’ya gitmeye karar verdi. Bu süreçte babasından da artık düzenli para gelmediği için geçinmekte zorlandı. Bu yüzden Türkiye’ye döndü. Bir zamanlar öğrencisi olduğu Galatasaray Lisesinde resim öğretmenliği yapmaya başladı. Maalesef ki alkole teslim olan hayatı, bu görevinden ayrılmasına neden oldu. Kısa süre sonra Ayvalık Ortaokuluna tayin edildi. Buradan da ‘Elektriği olmayan bir şehirde resim hocasına da ihtiyaç yoktur.’ diyerek istifa etti.  Büyük umutlarla ilk kişisel sergisini 1934 yılında açtı. Maalesef, sergisine ilgi gösteren kişi sayısı oldukça az oldu. Büyük umutları, kendisinde büyük hayal kırıklıkları yarattı. Bu sürede babasının vefat etmesiyle kendisine kalan bir miktar parayla 1939 yılında yine soluğu Fransa’da aldı. 1939 Uluslararası New York Fuarı Türk Pavyonu için Abidin Dino’nun da isteğiyle İstanbul’u konu edinen otuz kadar resim yaptı.

Fikret Mualla, Paris’te bir nebze olsun nefes alacağına inansa da her geçen gün daha fazla alkole teslim oldu.  İki ay süren hastane döneminde birçok eser üretti ve bu resimleriyle 1954 yılında sergi açtı. Ancak bu sergiden sonra yine akıl hastanesine yatırıldı. Akıl hastanesinden bir aylık tedavinin ardından taburcu olan Mualla, 1962 yılında felç geçirdi. Ancak o dönemde Fikret Mualla’nın resimlerinin müptelası olan  Mademe Angels, Fikret Mualla’yı adeta koruması altına aldı. Felç geçirdiği günlerde de maddi ve manevi desteğini ondan esirgemedi. Mualla, 1967 yılında Paris’te yaşamını kaybetti.1974 yılında Türkiye Cumhuriyetinin Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk ve Dış İşleri Bakanı Hasan Esad Işık’ın emriyle kemikleri Türkiye’ye getirilerek Karaca Ahmet Mezarlığına gömüldü.

Bugün dünyada en çok tanınan Türk ressamlarından olmasına, Sotheby’s ve Christie’s gibi dünyanın en ünlü müzayede evlerinde eserleri satılmasına rağmen yaşadığı dönemde Türk sanatında gereken değeri asla görmediği gibi bugün neredeyse belirli sanat çevreleri dışında bilinmemektedir. Ardında bıraktığı sayısız eser bugün özel koleksiyonlarda yer almaktadır.

Fikret Mualla'nın Sanat Anlayışı

Fikret Mualla’nın sanatı üzerine birçok yorum yapılmıştır. Genellikle, çoğunluk onun dışavurumcu bir sanatçı olduğunu söylese de resimlerinde hiçbir ekole bağlı değildir.

Fikret Mualla, parlak, zengin ve sıkça kullanan renkçi bir ressam olarak bilinir. O iç dünyasındaki bunalımlardan bağımsız olarak tablolarında renkleri her zaman coşku ile kullanmasını bilmiştir. Onun fırçasında kırmızılar, maviler, sarılar, pembeler, morlar, yeşiller onun fırçasında bir başka canlılık kazanmıştır. Renk kullanımında hiçbir bayağılık ve aşırılık yoktur.

Bazı Eserleri

Özgün İçerik


Hülya Yavuz

Öğrenci Kariyeri yazarlarından Hülya Yavuz..

0 Yorum

Yorum Yap

😄

Bültenimize kayıt olun!

Güncel haberleri takip etmek için bültenimize kayıt olun, böylece daima güncel bilgilerle donanmanıza yardımcı olabilelim.