Hepimiz IQ kavramının ne olduğuna dair bir fikre sahibiz. Etrafımızda konuşanlar olsun, öğretmenler olsun, testler olsun; IQ sıkça karşımıza çıkan bir kavramdır. Açılımı Intelligence Quotent olan IQ, bilişsel becerileri ölçer; mesela problem çözmek gibi. Bu sebeple ölçümü daha direkt ve kolaydır, çeşitli testlerle rahatlıkla ölçülür. Belki de bu sebeple IQ kavramını EQ’dan daha çok duymuşuzdur.
Çünkü EQ testle ölçülebilecek bir zekâ türü değildir.
EQ, Emotional Quotent, duygusal zekaya verilen addır. EQ’yu test ile ölçmek zor olsa da, ölçütleri bellidir. EQ’nun başlıca ölçütleri: Öz farkındalık, öz yönetim, öz motivasyon, empati ve sosyal beceriler. Her ne kadar testle ölçülemeseler de, bu ölçütler en az IQ kadar önem taşıyor.
EQ’nun Önemi
İki insan düşünelim. Birinin IQ’su, birinin de EQ’su daha yüksek olsun. IQ’su yüksek olan A, işten anlayan, önündeki işleri yapabilen biri olsa da, EQ ölçütlerindeki noksanlık onu geri tutabilir. Öz yönetimde kötü olma, motive olamama, kendi farkında olamama, sosyalleşememe vb. sorunlar yaşayabilir. Ama işinde ortalama bir başarı gösteren EQ’su yüksek B, bu becerileriyle açığını kapayabilir ve kendini çok daha ileri taşıyabilir. Kendini tanıdığından, becerilerinin ve kişiliğinin farkında olduğundan, karşılıklı iletişimde iyi olduğundan kendi için çok daha rahat bir iş deneyimi sağlayabilir. Peki A ile B ne olursa olsun hep EQ açısından farklı sayılmak zorunda mı?
İyi haber; hayır değil.
İşte IQ ve EQ arasındaki en büyük fark buradan doğuyor: EQ’yu arttırmak, IQ’yu artırmaktan çok daha kolay-ve mantıklı.
Peki EQ’nuzu artırmak için ne yapabilirsiniz?
1. Tepkilerinize Değil, Duygularınıza Odaklanın
2. Kimseyi Kendinizden Farklı Görmeyin
Unutmayın, kimse kimseden farklı değil. Kimse kimseyle yarış halinde de değil. Herkesin eşit olduğunu hatırlayın. Hem kendinize hem de başka insanlara karşı saygılı yaklaşın. Onların ve kendinizin kişisel değerlerini unutmayın.
3. Hakkınızı Koruyun
Öz farkındalığın anahtarı kendi değerinizi bilmektir. Ve bunun için kendinizi ifade etmekten, fikirlerinizi ve ihtiyaçlarınızı belirtmekten, saygı beklemekten asla kaçınmayın. Elbette bunları yaparken başkalarının haklarına zarar vermemeniz gerektiğini unutmayın. Kendinize saygı duymak, kimseye zarar vermeden bunları yapmanızla başlayıp gelişen bir şeydir. Bu sebeple sizi rahatsız eden bir durumda veya haklarınıza zarar verildiğinde, bunu saygı çerçevesinde belirtmekten sakın kaçınmayın. Öz saygının bir lüks değil, bir ihtiyaç olduğunu da asla unutmayın.
4. Karamsarlıkla Aranıza Mesafe Koyun
Elbette kimse her daim pozitif olamaz, ama önümüze çıkan durumlara her zaman karamsar yaklaşmak iyi bir tutum değil. Karamsarlık, popüler görüşün aksine ‘tedbir’ demek değildir. Hatta tedbirden çok, bazen sizi güzel olan şeylerden mahrum bırakır. Bu sebeple bu yönlerinizi geliştirirken içinize pozitif bir yaklaşım sergileyin. İnsanlarla konuşurken kendinizi ifade etmek sizi korkutmasın. Reddedilmekten, dinlenmemekten korkmayın. Her şey yeni deneyimler ve bilgilerle beraber gelir. Mesela bazen baskı altında olmak, size baskı bulunduran durumlarda sakin kalmayı gösterir. Veya topluluk önünde konuşmak, bazen bu gibi korkuları üzerinizden atabilir. Bu sebeple kendinizi geliştirmeye çalışırken kendinize nazik olun ve karamsarlığa yanaşmayın. Hiçbir gelişme, konfora yakınken gelmez.