Yüz Yılın Okunması Gereken 5 Türk Romanı

ROMAN VE GELİŞİMİ

  • Roman kelimesinin kökeni, Fransızca.
  •  İsim. İnsanın veya çevrenin karakterlerini, göreneklerini inceleyen, serüvenlerini anlatan, duygu ve tutkularını çözümleyen, kurmaca veya gerçek olaylara dayanan uzun edebî tür. (TDK Güncel Türkçe Sözlük)
  • Olmuş ya da olabilir nitelikteki olayları ve konuları ele alan edebî türlere Roman denir. Diğer türlerden ayrılan en önemli özelliği, uzunluğudur. Romanlarda, toplumsal olaylar ve ilişkiler gerçeklere uygun bir tarzda ele alınır.
  • Romandaki olaylar arasında dengeli bir sıralama ve bağ bulunmalıdır. Olaylar akla yakın olmalı, romanın konusundan doğmalıdır. Romandaki varlıkların kişilikleri baştan sona dek konuya uygun nitelikte olmalı, birbiriyle çelişmemelidir.
  • Türk edebiyatında ise Tanzimat döneminden önceki yüzyıllarda roman türüne benzer edebî eserler mevcuttur. Bunlar:
  1. Halk Hikayeleri 
  2. Dini Hikayeler
  3. Destani Hikayeler
  4. Meddah Hikayeleri
  • Avrupaî tarzda ilk roman, Tanzimat döneminde yazılmıştır. 

OKUNMASI GEREKEN 5 TÜRK ROMANI 

1. YAŞAR KEMAL - AĞRIDAĞI EFSANESİ ( Sayfa Sayısı: 130)

Yaşadığımız bu değerli toprakların dört bir yanı efsaneler ve mucizler ile dolu. Nereye gidersek gidelim önümüze pat diye biri çıkıp şunun "haydi gel sana şunun hikayesini anlatayım" deyiverir ve hemen anlatmaya başlar. Birisi bize bir adamın kayaya dönüşünü, kuş olup nasıl uçtuğunu, yerin yarılıp koca koca köyleri nasıl yuttuğunu anlattığında ayrı bir anlam yüklüyoruz, kıymet veriyoruz oralara çünkü hepsi bizim tarihimiz ve atalarımızın bize bıraktığı miraslardır. Öyküsü olan şeyleri seviyoruz çünkü toplumumuzda dilden dile söylenceler, her bölgede farklılaşarak günümüze kadar geldi. 

Yaşar Kemal'de öyledir. Çukurova'nın bağrından kopup gelmiştir bizim edebiyatımıza. Anadolu toprağını karış karış bilen adam... Su gibi akan diliyle bize hikayler, romanlar ve efsanler anlatır... Onun derdi kitapları okurken bizim derdimiz olur. Yalnızca gözlem de yapmaz. Yaşantıya dahil olur. Yaşar da yazar.

Kitap Tanıtım Bülteni: 

Bir aşk destanı olan Ağrıdağı Efsanesi geleneklerini Mahmut Han’a karşı savunan Ahmet ile Gülbahar arasındaki aşkı konu alır. Efsanelere ve halk söylencelerine yürekten bağlı Yaşar Kemal’in bu romanı, insan psikolojisinin derinliklerini de içerir.

“Yaşar Kemal Anadolu'nun halk edebiyatıyla alışveriş içindeyken başladı yazmaya. Gerçek bir yazar olduğu için de dilin duyarlığından, şiirsel destanın tek kahramanı olan Türk halkının kültüründen esinlenmesini bildi.”
Jeliha Hafsia, La Presse, (Tunus)

“Yaşar Kemal’in romanı Tolstoy’un çapına ve Dickens’ın canlılığına sahiptir.”
Manchester Guardian, (İngiltere)

“Yaşar Kemal'de büyük bir romancının bütün nitelikleri var.”
British Books, (İngiltere)

“Zengin, renkli ve zekice bir netlikle bezenmiş bir üslup ve yazdığı her kelime sert, cilalanmış, ayrıksı ve bir buğday tanesi gibi potansiyel olarak üretken.”
Irish Times, (İrlanda)

“Kitabın güzelliği zengin şiirsel dilinde, efsane ve mit duygusunda yatıyor.”
Sunday Telegraph, (İngiltere)

“Yaşar Kemal, Şehrazat klasmanında bir masal anlatıcı.”
Daily Telegraph, (İngiltere)

 

2.SABAHATTİN ALİ - KUYUCAKLI YUSUF ( Sayfa Sayısı: 220)

Öykücü olarak bilinen Sabahattin Ali'nin ilk yazdığı romandır.

Bir roman ancak bu kadar güzel ancak ve de bu kadar korku dolu hatta büyük bir soğukkanlılıkla başlayan roman sonlarına kadar aynı şekilde devam eder. Merakla sayfaları çevirdiğinizde Kuyucaklı Yusuf'la tanışıyorsunuz. Ve o tanışma sizi alıp Edremit'in Zeytinli köyüne kadar götürüyor. Özellikle Sabahattin Ali'nin betimlemelerine o kadar hayran kaldık ve adeta gözümüzde canlandırarak bir sinema filmi izler gibi okuduk kitabı. O kadar gerçekçi o kadar derinden vuran bir kitaptır çünkü dönemininde elverdiği şartlar kitapta geçen olaylardır.

Aşırı derecede akıcı olan bu kitabı okumanızı tavsiye ederim. Türk edebiyatınında yapı taşlarından olan bir romandır.

Kitap Tanıtım Bülteni: 

"Bu manasız ve yabancı hayatta bir tek şeye hakikaten sarılmış, hakikaten inanır gibi olmuştu. Bu da karısı idi. Muazzez'in varlığı Yusuf için büyük boşlukları dolduracak mahiyette bir şey değildi, fakat onun yokluğu müthişti. Onun bu kadar sebepsiz yere, bu kadar insafsızca Yusuf'un hayatından koparılması çıldırtacak kadar acı idi. Hayatında asıl aradığı şeyin Muazzez olmadığını biliyordu, fakat Muazzez olmadan bunu aramaya muktedir olmayacağını sanıyordu."
Kuyucaklı Yusuf Türk edebiyatının belki de en romantik kahramanıdır. Hayatın ve insanların zalimliği karşısındaki naif duruşu ile bir yandan trajik bir sona ilerlerken, bir yandan da yaşadığı lirik aşk hikayesinin kahramanı olarak edebiyat tarihinde yerini almıştır."

 

3. PEYAMİ SAFA- FATİH-HARBİYE (Sayfa sayısı: 124)

Kitabı içeriğini ülkemizin yaşadığı, batılılaşmaya geçerken yaşadığı zorluklara benzetebiliriz. İstanbul'un iki ayrı semti ve birbirine zıt kutup olan iki insan. Klasik tarzdaki romanlarda bulabileceğiniz bir konu ama burada derinlemesine yansıtılmıştır. Kitabın bir başka güzel yanı da karakter tahlillerini çok iyi yansıtması ve o karakterin yanındaymışsınız hissi verebiliyor olması. Zihninizde ciddi manada bir filmden de öte bir yaşam canlanacak ve kendinizi o karakterlerle birlikte o duyguları yaşarken bulacaksınız...

Kitap Tanıtım Bülteni: 

Eğlenceli, danslı, şaşaalı zengin ve modern bir hayatın baştan çıkarıcı çekiciliği...
Sakin, mütevazı, denenmiş dostluklarla ve eski değerlerle donatılmış bir hayatın insanı saran huzuru...
Bu iki hayat tarzı arasında hafif bir baş dönmesiyle gelgitler yaşayan bir genç kız.
Yeni bir hayat biçimine doğru koşmak isterken kendi geçmişine ve sevgilerine ihanet ettiğini düşünmenin yarattığı tedirginlikler.
Bu toprağın musiki içinde güven ve sükunet vaat eden bir sevgiliye parıltılı bir şıklıkla kadınların başını döndüren zengin bir genç.
Peyami Safa, bu kitabında iki ayrı kültürün, iki ayrı hayat tarzının çatışmasını bir genç kızın ruhunda meydana gelen krizli çalkantılarla anlatıyor.
Genç bir kadının iç dünyasındaki kasılmaları, karasızlıkları, arzuları, çelişkileri incelikli bir kalemin ışığında yaşatan, kederle mutluluğun el ele yürüdüğü unutulmaz bir macera.

 

4. RIFAT ILGAZ - KUMDAN BETONA (Sayfa sayısı: 80)

Bu romanda azmin ve çalışmanın elinden hiçbir şeyin kurtulamayacağının canlı bir örneğinin başarı hikayesiyle karşılaşıyoruz. Emek ve azim olmadan hiçbir şeyin olmayacağını bir kere daha görüyoruz... 

"Çok paralar kazanacak, boyuna dondurma yiyecektim bundan sonra. Hem de çileklisinden..." 

Kitap Tanıtım Bülteni: 

Rıfat Ilgaz, Kumdan Betona’da sekiz çocuklu bir ailenin oğlu olan Necat’ın mücadele dolu hayatını anlatıyor.
 
İlkokulu bitirdikten sonra öğrenimine ara veren Necat çalışmak zorundadır. 11 yaşında Zonguldak’a işçi olarak gider. Ama okuma isteği hiç bitmez. Boyacı çırağı olarak çalışırken kendisini mühendisliğe kadar götürecek okul günleri yeniden başlar.
 
Kumdan Betona’yı okurken insan sevgisini, erdemli olmayı, çalışma ve başarma tutkusunu daha iyi anlayacaksınız.

 

5. REŞAT NURİ GÜNTEKİN - YAPRAK DÖKÜMÜ (Sayfa sayısı: 160)

Ağaç sembolü bildiğimiz gibi aileyi temsil eder. Her dalı ve yaprağı aileyi oluşturur. Yalan üzerine kurulan hayat ne oksijen verip nefes almanı sağlar ne de yaşamak için bir ortam... Açmazları, yıkımları, arayışları ve verdiği dersleriyle okunması gereken yoğun duygusallık ihtiva eden bir romandır.

"Ateş bir yere düşsün de yakmasın, bu olmaz."

Kitap Tanıtım Bülteni: 

"Cumhuriyetin ilanından sonra kendine batılı olarak bakmaya çalışan Türk toplumunun, batılı toplum ve kendi toplumu arasında yaşanan kültür farkını da ortaya koyan roman, bir memur ailesinin bu yeni batılı tarzla karşılaşmasından doğan sorunları, etik değerlerin kayboluşunu ve bu ailenin çöküsünü dramatik fakat gerçekçi bir şekilde ele alır."

Özgün İçerik: Bu içerik ÖğrenciKariyeri yazar ekibinden ELİF TURANLIGİL tarafından oluşturulmuştur. 

 

 


Elif Turanlıgil

Öğrenci Kariyeri yazarlarından Elif Turanlıgil..

0 Yorum

Yorum Yap

😄

Bültenimize kayıt olun!

Güncel haberleri takip etmek için bültenimize kayıt olun, böylece daima güncel bilgilerle donanmanıza yardımcı olabilelim.