Vincent Van Gogh’un Başarı Öyküsü

Vincent Van Gogh’un Başarı Öyküsü

Vincent Willem Van Gogh, 1853 yılının 30 Mart gününde Hollanda’nın Katolik ağırlıklı Kuzey Brabant eyaletindeki Groot-Zundert’te dünyaya geldi.

Hep bir şekilde yalnız bırakılan Van Gogh’un sanata ilgisi küçük yaşlardan başladı. Yalnız kalmasının yanı sıra çok küçükken annesi sayesinde resim çizmeye başladı. Tilburg’da okurken Paris’te başarılı bir sanatçı olan Constant Cornelis Huijsmans, öğrencilere ders verdi ancak Van Gogh bu sırada derin mutsuzluk yaşadığından hiçbir şeyle ilgilenmiyor, derslerini de hiç önemsemiyordu.

Amcası Cent'in ona bulduğu iş sayesinde Vincent Van Gogh hayatının bu dönemlerinde mutlu olmaya tekrardan başladı. Yaptığı işte başarılıydı ve henüz 20 yaşında olmasına rağmen babasından çok kazanıyordu.

1875 yılında babası ve amcası Paris’te bir iş ayarladı fakat işte bir süre çalıştıktan sonra burada firmanın sanatı ne derece metalaştırdığı gibi konulara kızdı ve bir yıl sonra görevden alındı. Bir süre farklı işler yapmaya çalıştı, kitapçılarda çalıştı fakat bu pozisyonlardan memnun değildi ve zamanını İncil’den İngilizce, Fransızca ve Almanca’ya karalamalar yaparak ya da tercüme ederek geçirdi. Kendini dine kaptırdı ve giderek daha fazla dindar ve manastırcı birine dönüştü.

Dini inancını ve papaz olma arzusunu desteklemek için, 1877’de ailesi onu Amsterdam’da saygın bir ilahiyatçı olan amcası Johannes Stricker ile birlikte yaşamaya gönderdi. Vincent Van Gogh Amsterdam Üniversitesi teoloji giriş sınavına hazırlandı ve kurslar aldı fakat bu konuda istediği başarıyı elde edemedi.

1879 yılının ocak ayında misyonerlik görevine başladı. Sonrasında ailesinin Etten’e dönmesi için yaptığı baskıya boyun eğdi. 1880 yılının mart ayına kadar orada kaldı. Bu da ebeveynleri için endişe ve hayal kırıklığına sebebiyet verdi. Babası özellikle hüsrana uğradı ve oğlunun akıl hastanesi Geel’e bağlanmasını önerdi.

Vincent Van Gogh ağustos 1880’de Cuesmes’e döndü. Çevresindeki insanlara ve sahnelere ilgi duymaya başladı ve Theo’nun sanatı ciddiyetle ele alması önerisinden sonra bunları çizimlere kaydetti. 1880 yılının kasım ayında  Académie Royale des Beaux-Arts’a kaydoldu ve burada anatomi ve standart modelleme ve perspektif kuralları üzerine çalışmalara başladı.

1886’da Vincent Van Gogh Paris’e yerleşti ve kendini Empresyonizm ve Post-izlenimcilik dünyasının içinde buldu. Daha parlak, daha canlı renkler benimsedi ve tekniğini denemeye başladı. Aynı zamanda bir yıl önce keşfettiği Japon sanat eserlerinde bulunan stilleri araştırmak için de zaman harcamaya başladı.

1888 yılının sonlarına doğru Vincent Van Gogh’un akıl hastalığı kötüleşmeye başladı ve bir patlamada Gauguin’i bıçakla takip edip tehdit etti. Arkadaşına zarar vermekten son anda kurtulan Van Gogh, o günün ilerleyen saatlerinde evde, kendi kulağının bir kısmını kesti ve bunu bir fahişeye hediye olarak teklif etti. Bunun ardından geçici olarak hastaneye kaldırıldı. Saint-Rémy-de-Provence’ta bir akıl hastanesine gönderildi. Burada resimler çizmeye devam eden Van Gogh, en popüler resimlerinden birini de burada çizdi: Yıldızlı Gece.

Bundan sonra kendini her şeyden soyutlayıp sadece resim yapmaya adadı. Her gün bir tane resim bitiren Van Gogh, yaratıcı başarılarına rağmen, sanatçı yaşamının korkunç bir şekilde boşa gittiğini ve kişisel bir başarısızlık olduğunu düşündü. 27 Temmuz 1890’da göğsüne ateş ederek intihara teşebbüs etti ve iki gün sonra 37 yaşında hayata veda etti.

Vincent Van Gogh’un kardeşi Theo'nun eşi Vincent Van Gogh’un eserlerini Hollanda’ya götürdü ve yayınladı. Anında çok büyük bir başarı elde etti. Çalışmaları Modernist sanatı etkilemeye devam etti ve bugün Vincent Van Gogh, kardeşinin eşi sayesinde tarihin en büyük ressamlarından biri olarak kabul ediliyor.

Kaynak için tıklayınız


Simay Kurtçu

Site İçerik Koordinatörü

0 Yorum

Yorum Yap

😄

Bültenimize kayıt olun!

Güncel haberleri takip etmek için bültenimize kayıt olun, böylece daima güncel bilgilerle donanmanıza yardımcı olabilelim.