Psikolojik Deneyler: Asch Deneyi

Amerikalı - Polonyalı psikiyatrist Solomon Asch 1951 yılında öğrencilerle bir deney gerçekleştiriyor. Bu deneyde her bir katılımcıya sırayla gördükleri resimdeki 1,2 ve 3 numaralı çubuklardan hangisinin boyunun, standart çubuğun boyuna eşit olduğunu söylemeleri isteniyor. Katılımcılara bunun bir görsel hafıza deneyi olduğu söyleniyor.

 

Bu deneyin asıl amacı ise bireylerin itaat etme duygularını ölçmek. Buna sürü psikolojisi diye bir şey gerçekten var mı yok mu onu anlamak için de diyebiliriz. Solomon Asch'in itaat tanımı şu anlama gelmektedir: 

Bir kişinin ait olduğu grubun yazılı olmayan kurallarına ve davranış biçimlerine uyma eğilimi.

Bu deney psikoloji, sosyoloji ve siyaset gibi alanları da yakından ilgilendirmektedir.

Deneydeki katılımcılardan 5'i daha önce anlaşılmış ve belirli cevaplar vermesi istenen bir grup. 6. kişi ise asıl deneğin kendisi. Anlaşılan grup başlarda diğer kişinin güvenini kazanmak adına sorulara doğru cevaplar veriyor.

Daha sonra topluca yanlış cevaplar vermeye başlıyorlar.

Bu durumda katılımcıların %75'inin de grubun geri kalanına uyup aynı yanlış cevabı verdiği görülüyor. Solomon Asch bunun nedenini gruptan dışlanma korkusu olarak açıklıyor.

Bu deneydeki önemli faktörlerden biri de deneye katılan insan sayısı. Eğer anlaşılan grup tek kişiden oluşuyorsa, yani denek dışında yanlış cevap veren yalnızca bir kişi varsa, bu durum deneyin davranışlarını etkilemiyor. Sayı iki olduğunda, yine etkisinin çok büyük olduğu söylenemez. Ancak üç ve üçün üzerindeki sayılarda deneğin cevapları diğer katılımcılardan yüksek oranda etkilenmeye başlıyor.

Bunun yanısıra başka bir ilginç gerçek de şu: Grupta tek bir kişi bile doğru cevabı verdiğinde gruba uyma eğilimi %75’ten %5-%10’lara düşüyor. Yani asi tek bir bireyin varlığı, insanları sürü psikolojisinden uzaklaştırmada büyük bir etkiye sahip.

Bu durumda denek kendine bir ittifak bulmuş gibi hissediyor ve doğru cevabı söyleme özgüvenini elde ediyor.

Deneydeki katılımcılara daha sonra neden gruba uymayı tercih ettikleri sorulduğunda genelde hepsi aynı cevabı veriyor: "Herkesin yanlış cevap verdiğini biliyordum ancak rezil olma korkusu ağır bastı."

Bazıları da “herkesin doğru düşündüğüne benim yanlış olduğuma inandım, bu kadar insan yanlış düşünüyor olamazdı” cevabını vermiş.

Peki bu etkinin gerçek hayattaki sonuçları neler olabilir sizce ? İçinde bulunduğumuz toplumun büyüklüğü göze alındığında durum vahim.

Kitleleri etkileme, beyin yıkama, hipnotize etme araçlarının etkisi o halde düşündüğümüzden de büyük olabilir!

Başkalarının fikirlerini takip etme psikolojisinde sınıf ayrımının yeri de büyük: Kimlerin bizden daha üst statüde olduğunu düşünüyorsak onlara ayak uydurma onlar gibi düşünme eğilimimiz de daha fazla. Bu kişilerin kararlarını daha az sorguluyoruz.

Uzmanlara göre her ne kadar biz kendimizi diğer insanlardan farklı görsek ve kararlarımızın onlardan etkilenmediğini düşünsek de bu davranış biçimi çok derinde yatıyor. Sürü psikolojisi, itaat etme evrimsel nedenlerden ötürü sahip olduğumuz özellikler olabilir.

Hele ki. günümüzde sosyal medyanın etkisi de küçümsenemeyecek kadar önemli. Sosyal medyada haberlerin kendisinden çok haberlere dair yorumlarla karşılaşıyoruz. Haliyle o habere dair düşüncelerimiz başka insanların yorumları tarafından da etkileniyor. Tamamen bağımsız subjektif bir çıkarıma varmak gerçekten çok zor bir hal alıyor. Bazı hesapların tek bir kişi tarafından yönetilebiliyor olduğunu da düşündüğümüzde, her gün kaç defa toplum mühendisliğinin kurbanı olduğumuzu düşünmeden edemiyoruz.

Ancak dediğimiz gibi her şeye rağmen bazen sadece tek bir çatlak ses bile birçok şeyi değiştirmeye yeter!

Fotoğraftaki kişi August Landmesser : Horst Wessel adlı savaş gemisinin denize indirilme töreninde Nazi selamı vermeyi reddeden adam...

 

Kaynak

 

Özgün İçerik


Zeynep Akyıldız

Sabancı Üniversitesi - Bilgisayar Bilimleri

0 Yorum

Yorum Yap

😄

Bültenimize kayıt olun!

Güncel haberleri takip etmek için bültenimize kayıt olun, böylece daima güncel bilgilerle donanmanıza yardımcı olabilelim.