Oğuz Atay'ın Kaleminden Bir Bilim Adamının Romanı

Oğuz Atay'ın Kaleminden Bir Bilim Adamının Romanı

Tutunamayanlar eseri ile tanınan Oğuz Atay’ın kısa ömrüne sığdırdığı değerli birçok yapıtı vardır. Atay, Korkuyu Beklerken’de öykülerini toplarken Tehlikeli Oyunlar’da bir başka tutunamayanı ele alır. Bir Bilim Adamının Romanı*’nda ise hocası olan Mustafa İnan’ı anlatır. Bu eser Mustafa İnan’ın ölümünden sekiz sene sonra yazılmıştır. İnan’ın da kurucularından olduğu TÜBİTAK’ın, onun hakkında bir biyografik eser oluşturmak istemesi üzerine yazma görevi için Oğuz Atay seçilir. Bu seçimde Atay’ın da mühendislik okuması kuşkusuz önemli bir etmendir. Onun hayatını yazacak bir kişinin de tıpkı onun gibi olması istendiği için Oğuz Atay’ın kendine has üslubu ile Prof. Mustafa İnan’ın yaşam öyküsü 272 sayfalık bir esere dönüşür.

Atay’ın farklı üslubunun ilk izleri romanın başlangıcında göze çarpar. Kitap esas olarak iki ana bölümden oluşur. İlk bölümü kurgunun başladığı ödül törenidir. Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu’nun bilim ödülleri için taşralı bir gencin yaşlı bir adam ile karşılaşması ile başlayan eser, bu bakımdan okuyucuyu bir olay örgüsünün içine çeker ve Mustafa İnan’ın hayatı bu iki kişinin yapacakları araştırma için topladıkları bilgiler üzerinden aktarılır. İkinci bölüm ise İnan’ın hoca olmasından yaşamını yitirdiği âna kadar gelişen olayları kapsar.

bir bilim adamının romanı, oğuz atay

İnan’a ait tüm bilgiler yaşlı adam sayesinde delikanlıya aktarılırken okuyucuyla paylaşılıyor. Ancak eserin asıl anlatıcısı bu adam değildir. Bu anlatıcı zaman zaman değişmektedir. Eşi Jale İnan’ın bilgi verdiği kısımlarda, aktarım Jale hanımın ağzından birinci tekil şahısla yapılıyor. Bu kullanım onun arkadaşları, öğrencileri ve çevresinden kişilerin konuşmalarında da görülüyor. Hatta Mustafa İnan’ın dediği ve demek istediği sözler de sanki o konuşuyormuş gibi yazılıyor. Bu yüzden yazar, çoğu bilgiyi anlatırken, profesör ve gençten ayrılıp, İnan’ın hayat hikayesini devam ettiriyor. Yaşam öyküsü genel olarak bir kronoloji takip etse de zaman zaman yaşlı adam vasıtası ile ileriye dönük bilgiler kısa bir şekilde paylaşılıyor. Oğuz Atay bu sayede yaşanmışlıkları bir kurguya oturturken okuyucuda da merak duygusu uyandırmayı başarıyor. Bu sebeple roman iç içe geçen iki olay örgüsünü bünyesinde barındırıyor.

Okuyucu da tıpkı eserdeki genç gibi ‘Kim bu Mustafa İnan?’ (s.13) sorusu ile karşı karşıya geliyor ve Anadolu’nun içinden çıkıp gelen daha sonra tüm dünyanın tanıdığı ünlü bilim adamı olan Mustafa İnan’ın yaşamında yolculuğa çıkıyor.

İkinci bölüm ‘İlk Yıllar’dan itibaren geçmişe dönük bir anlatım yapıldığı için roman buradan sonra sık sık geçmişe dönüşlerle, aynı zamanda İnan’ın hayatına dair ileriye dönük bilgiler verilerek de zaman geçişlerinin sık yaşandığı şekilde ilerliyor. Mustafa İnan’ın çocukluk yılları, şehir değişiklikleri, savaş zamanlarını ve İstanbul’a gelişi, öğrenim hayatı, yükselişi ve başarıları ilk bölüme konu ediliyor. Daha sonra ise öğretmenlik hayatı, Jale İnan ile evliliği, yurtdışı çalışmaları, başarıları, akademik kariyeri ve ölümü anlatılıyor. Hastalığının tıpkı onun hayatında da yavaş ilerlemesi gibi eserde de bu konu ağır ağır işleniyor. Bu süreçte onun her zaman yanında olan Jale Hanım da eserde önemli rol oynuyor. Mustafa İnan’ın özel hayatına dair tüm bilinmeyenler Jale İnan’ın ağzından, detaylıca aktarılıyor. Onun dışında eserde İnan’ın birçok tanıdığıyla olan anılarına, yazışmalarına, görüşlerine de yer veriliyor. Eserde dünya genelinde tanınan Gauss, Newton, Cahit Arf gibi bilim adamları da sıkça yer almış gerek İnan’ın ilgisi gerek de onun bir kısmı ile olan anıları anlatılıyor.

Nasıl bir insan olunması gerektiği de bu eser sayesinde Mustafa İnan’ın karakteri üzerinden aktarılıyor. O, düzenli çalışan, zeki, dikkatli, bildiklerini pratiğe dökebilen ve daima hayatın içinde tutunmayı bilmiş bir kişidir. Yaşadığı zorluklara rağmen kendini sürekli yenileyip geliştirebilen bir karaktere sahip olması, onun dünya çapında bu kadar başarılı olmasını sağlamıştır. Üstün zekâsı ile her zaman kendi akranlarından daha başarılı olmuş, yeri gelmiş hocalarına bile ders anlatmıştır. 

oğuz atay, mustafa inan, bir bilim adamının romanı

Mustafa İnan’ın bilim ile ilgisi dışında daha birçok alana duyduğu saygı ve bağlılık kitapta uzun uzun inceleniyor. Bu ilgilerin başında edebiyat ve dil geliyor. İnan özellikle Divan edebiyatına bağlı, sürekli Fuzûlî okuyan, kelimelerin kökenini ve değişimlerini incelemeyi seven ve bunları başkasına aktarmaktan mutluluk duyan biridir. Edebiyatla ilişkisi cümlelere öyle yansır ki, adeta insanı büyülü ama gerçek bir aşk hikayesinin içine sürüklüyor. 

Felsefe, matematik, sanat, tarih onun ilgi alanı olan konulardır. Özellikle fiziğe dair terimler detaylıca tanımlanıp bunların Mustafa İnan’ın hayatındaki önemine yer veriliyor. Mustafa İnan tüm bu sayısal ilimlere dair terimlerde bile dilin önemini her zaman vurgulamış, dilini, geçmişini, kökenini, edebiyatını bilmeyen insanın bilimi yapamayacağının altını çizmiştir. O sadece bir bilim adamı değil geniş kültüre sahip ilim adamıdır da. Bu noktada batılılaşma süreci tarihsel açıdan ele alınıp, değerlendirilmiş; doğu ile batının farklılıkları gerek bilim gerek kültür açısından inceleniyor. Siyasetin eğitimdeki ağırlığına değinilirken Mustafa İnan’ın bu durumu düzeltmek için neler yapılması gerektiğine dair fikirleri de aktarılıyor. Sisteme yönelik yapılan eleştirilerde ise eğitimin neden ilerleyemediği gerekçe ve örneklerle destekleniyor. Yazar, bu konudaki fikirlerini açıkça belli ederek profesör üzerinden aktarıyor.

Tüm bunların yanında eserde asıl tartışılan olgu ‘bilim’dir. Bilimden ne anlaşıldığı, neden gelişmediği, bunun için neler yapılması gerektiği, diğer alanlarda olduğu kadar bilime de insanların teşvikinin zorunluluğu, hayatımızın her yerinde olmasına rağmen neden yokmuş gibi gözüktüğü eserin başından sonuna kadar okuyucuyu düşünmeye sevk edecek şekilde işleniyor. Bunda hem Mustafa İnan’ın hem de mühendis olan Oğuz Atay’ın fikirleri oldukça etkilidir. Özellikle kitabın 238. sayfasında yer alan futbolcu ve bilim adamı karşılaştırması eserin bilim konusundaki özeti mahiyetindedir.

Cahit Arf’ın ‘Önsöz’ü ile başlayan kitap, İnan’a ait bir fotoğraf albümü ile sonlanmadan önce ‘Sonsöz’ olarak Mustafa İnan’ın oğlu Hüseyin İnan’ın yazısı ile noktalanıyor. “Bu kitap bir halk çocuğu olan Mustafa İnan’ın uluslararası ün sahibi bir bilim adamı oluşunun macerasıdır.”

*İnan, Mustafa (2014). Bir Bilim Adamının Romanı. İstanbul: İletişim Yayınları.

birbilimadam4

 

Özgün İçerik

İlginizi çekebilecek diğer içerikler:

Bir Oğuz Atay Romanı: Tutunamayanlar

Postmodernist Yazar Oğuz Atay'ın 7 Sözü


Yaren Ezgi Şen

TOBB ETÜ - Türk Dili ve Edebiyatı

0 Yorum

Yorum Yap

😄

Bültenimize kayıt olun!

Güncel haberleri takip etmek için bültenimize kayıt olun, böylece daima güncel bilgilerle donanmanıza yardımcı olabilelim.