Nazım Hikmet'in İlham Kaynakları: Aşkları

"Çok şükür aşığım ...Bana öyle geliyor ki bir tek insana, yüz milyonlarca insana, bir tek ağaca, bütün ormana, tek bir düşünceye, bir çok düşünceye ve fikre aşık olmadan yaşamak, yaşamak değildir...''

NAZIM HİKMET'İN HAYATI HAKKINDA KISA BİLGİLER 

*1901 yılında Selanik'te dünyaya gözlerini açan Nazım Hikmet, 3 Haziran 1963 yılında hayatını kaybetmiştir.

*Yaşamının çoğu hapis ve sürgün ile geçmiştir.

* Askerlikten çıkarıldıktan sonra Milli Mücadele’ye katılmak için Anadolu’ya geçmiştir. Fakat daha sonra Bolu’da öğretmen olarak kaldığı yıllarda güvenlik sorunu nedeniyle Moskova’ya gitmiştir. Moskova’da Doğu Üniversitesi’nde ekonomi ve toplumbilim alanını okumuştur. 

* İlk serbest şiirlerini de Moskova’da yazmıştır. Yurda tekrar döndüğünde çeşitli dergiler çıkarmış ve dergilerde şiirler yayınlamıştır. Akşam, Son Posta, Tan gazetelerinde Orhan Selim takma adıyla fıkra yazarlığı ve başyazarlık da yaptı.

*Gerek biçim gerekse tema bakımından şiirimize büyük bir genişlik getiren şair, şiir diline de kendisinden sonra gelenleri etkileyecek şekilde yenilik getirmiştir.

*Fütürizm akımından etkilenmiştir. Makine hâkimiyetinin özlemini çeker, hatta makine olmak ister. Rus şair Mayakovski’nin etkisinde kalmıştır.

*Edebiyatımızda serbest ve toplumcu gerçekçi şiirin öncüsüdür.

NAZIM HİKMET'E İLHAM VEREN KADINLAR

*Sabiha Hanım: 

  • Nazım Hikmet'in çocukluk döneminden olan ilk aşkıdır.
  • Abdülhamit Devri’nin ünlü valilerinden birisinin kızı olan Sabiha Hanım’dır.
  • Nazım Hikmet, Sabiha Hanım için “Gözleri siyah kadın o kadar güzelsin ki” nakaratlı ünlü şiirini yazdı.

“Gözleri siyah kadın o kadar güzelsin ki
Çok sevdiğim başına yemin ediyorum ben
Koyu bir çiçek gibi gözlerin kapanırken
Bir dakika göğsünün üstünde olsa yerim
Ömrümü bir yudumda ellerinden içerim
Gözleri siyah kadın o kadar güzelsin ki.” 

*Azize Hanım: 

  • Nazım Hikmet'in 17 yaşında aşık olduğu kadındır. 

“Rüyaya daldıran şarabın sun
Önümde gönlümle gelirken dize,
Şu yanan alnıma bir kere dokun,
Azize, gözleri nurdan Azize!”

*Şükufe Nihal:

  • 1920’li yıllarda, Erenköy bahçelerinde, köşklerinde şairler bir araya gelir ve o zamanlarda edebi sohbetler yaparlardı.
  • Aralarındaki ilişki nasıl şekillendi çok bilinmez fakat  Bir Ayrılış Hikayesi şiirini Nazım onun için yazdığını varsayanlar vardır

“Erkek kadına dedi ki:
-Seni seviyorum,
ama nasıl,
avuçlarımda camdan bir şey gibi kalbimi sıkıp
parmaklarımı kanatarak
kırasıya
çıldırasıya…

...

Kadın sustu.
SARILDILAR
Bir kitap düştü yere…
Kapandı bir pencere…
AYRILDILAR”

*Nüzhet Hanım:

  • Nazım Hikmet ve arkadaşı Vala Nurettin komünizm tutkusuyla 1921’in Eylül ayında Trabzon Limanı’ndan bindikleri bir gemiyle, maceralı bir yolculukla Sovyetler Birliği’ne giderler. Bu zaman İstanbul Nişantaşı’nda komşu oldukları, Matbuat Umum Müdürü Muhittin Bey ve baldızı Nüzhet Berkin’le karşılaşırlar.
  •  Nazım Hikmet kıskanç bir aşıktı.
  • Gövdemdeki Kurt şiirini Nüzhet Hanım için yazmıştır.

“Sen
benim
minare boyunda çam gövdeme,
yumuşak
beyaz
bir kurt gibi girdin,
kemirdin!
Ben
barsaklarında solucan Makdonaldı besleyen
İngiliz amelesi gibi taşıyorum
seni içimde”

  • Nüzhet Hanım’la 1922 yılında evlendi,Muhittin Bey karşı çıktı bu evliliğe, tabii Nazım’ın ailesi de istemedi. Nüzhet Hanım’ı fiziksel olarak beğenmiyorlardı. Zaten 4- 5 ay birlikte yaşadılar. 

*Yelena Yurçenko:

  • Nazım Hikmet yaklaşık 9 ay sonra 1925 Eylül’ünde ikinci kez Sovyetler Birliği’ne gider, daha doğrusu kaçmak zorunda kalır. Bu kez diş hekimi Yelena Yurçenko’ya (Lena) aşık olur. Lena, Nazım’dan birkaç yaş büyüktü. Çok okuyan, kültürlü bir kızdı. Hatta Nietzsche hayranıydı. Nazım’la dünya görüşleri uymasa da bilinçli, dirençli tavırları onu aşırı derecede etkiledi.
  • 1926 yılında evlendiler. Yaklaşık 2 yıl sürdü
  • “Sıhhatim gayet iyidir. Lena ile her gün sizlerden konuşuyoruz. O sizi, gıyaben çok seviyor. Samuş’a buradan Rus işi gayet orjinal yazlık elbise göndermek istiyoruz. Eğer Lena’ya potin aldınızsa numarası 37 olsun.”

*Piraye: 

  • 1930 yılında karşısına Piraye çıkar. Piraye, kendisini bırakıp Paris’e giden kocası Vedat Örfi’den boşanmak üzere olan 2 çocuklu (Suzan ve Memet) 24 yaşında bir kadındır.
  • azıNm aşkın ilk günlerinde yazdığı Mor Menekşe, Aç Dostlar, Altın Gözlü Çocuk şiirinde Piraye’ye “altın saçlı çocuk” şiirleridir.
  • 1933 yılında evlenmeye karar verirler. Ama 1933 yılının Mart ayında tutuklanır. 
  • Karıma Birinci Mektup isimli şiirinde de şöyle yazar:

“Yavrum! uyuyamıyorum!
Görünmez kuşlar ötüyor
üstünde kızıl ağaçların.
Alevli bir duman gibi tütüyor
Gözlerimde saçların!
Saçların altın
dudakların nar
koyu kehribar
gözlü sevgilim
Çıkacağımdan
emin değilim.”

*Semiha Berksoy:

  • 1934 yılında Bursa Cezaevi’ne şehir tiyatrolarından tanıdığı Semiha Berksoy onu ziyarete gelince birbirlerine yakınlaşırlar. Aklı  ve gönlü Piraye’deydi ama bu ona yeni insanlarla tanışmasına engel olmadı.
  • İki Sevda şiiirinde bu durumu kaleme dökmüştür.

“Bir gönülde iki sevda olamaz
yalan
olabilir.”

  • 16 ay tutuklu kaldıktan sonra özgür kalır Nazım Hikmet. Piraye ile 31 Ocak 1935’te kimseye haber vermeden evlenirler. Bir gün Kadıköy vapurunda Semiha Berksoy’la karşılaşır. Aralarındaki aşk tekrar canlanır.

*Suat Derviş:

  • Nazım, Birinci Dünya Savaşı sonlarında, yazar Suat Derviş’i tanımıştır.
  • Suat Derviş o dönem kendisini beğenenlere yüz vermeyen, biraz şımarık bir kızdır, sevgili değillerdir.
  • Gölgesi şiirinde şu dizeleri kaleme almıştır.

“Ağlasada gizliyor gözlerinin yaşını;
Bir kere eğemedim bu kadının başını.
Kaç kere sürükledi gururumu ölüme
Fırtınalar yaratan benim coşkun gönlüme.
Cevapları öyle heyecansız ki onun,
Kaç kere iman ettim, hiçliğine ruhunun.
Kaç kere hissettim ki, yine bu gece gibi
Güzelliğin önünde, dolup, çarpmalı kalbi
Ne mehtabın aksine yelken açan bir sandal
Ne de ayaklarında kırılan ince bir dal
Onun taştan kalbini sevdaya koşturmuyor.
Bir çiçeğin ö
nünde bir dakika durmuyor…”

*Cahit Uçuk:

  • Nazım Hikmet Akşam gazetesinde Orhan Selim takma adıyla yazılar yazıyordu. 22 Ocak 1955 yılında duygusal bir yazı yazar Nazım. Birkaç gün sonra gelen okur mektuplarından biri duygu doluydu, adeta onu etkilemek için yazılmıştı. 
  • Hıfzı Topuz, “Nazım bir kadına durup dururken asılmaz, ama kendisiyle ilgilenen olursa, hoşuna giderse tutulabilirdi” der. Cahit Uçuk’la ilişkileri de tam da böyle oldu demiştir.

“sevdiğim kadınları deli gibi kıskandım
şu kadarcık haset etmedim Şarlo’ya bile
aldattım kadınlarımı
konuşmadım arkasından dostlarımın”

*Münevver Andaç:

  • 1948 yılının Ekim ayında yazar Peride Celal ile beraber dayısının kızı Münevver de gelir. Aslında Piraye ile evlendiği günlerde Fransa’dan dönen Münevver ile kısa bir yakınlaşma yaşansa da Münevver ressam Nurullah Berk’le evlenmiş, bir kızı olmuştu. 
  • Münevver'e ilk yazdığı şiir:

“sen esirliğim ve hürriyetimsin,
çıplak bir yaz gecesi gibi yanan etimsin,
sen memleketimsin.
Sen ela gözlerinde yeşil hareler,
sen büyük, güzel ve muzaffer
ve ulaşıldıkça ulaşılmaz olan hasretimsin…”

  • Bu dönemde yazdığı şiirlerinde Münevver’in gözlerinin rengi nedeniyle yeşili çok sık görürüz.
  • Sonbahar, Yine Sana Dair, Güz şiirlerini de ona yazmıştır.
  • 1948’de Piraye’den boşanma kararı alır.Nazım tekrar Piraye’ye mektuplar yazarak barışmak isteğini dile getirir. Nazım af yasası çıkmayınca 7 Nisan 1950’de açlık grevine başladı. Piraye hem bu durum, hem de yazdığı mektuplardan etkilendiği için ziyaretine gelir, aynı anda Münevver de cezaevine gelir. İşte bu Nazım ve Piraye’nin son karşılaşması olur.15 Temmuz 1950’de tahliye olur Nazım. Piraye’den 23 Mart 1951’de boşanır. 3 gün sonra Münevver bir oğlan doğurur. Nazım oğluna çok sevdiği üvey oğlu Memet’in ismini verir.

*Vera Tulyakova:

  • Kendisinden 30 yaş küçüktür. “Saçları saman sarısı, kirpikleri mavi, kırmızı dolgun dudaklı bu kız” 
  • İlk görüşte Nazım’ın kalbine kazınmıştı. Evliydi ve bir çocuğu vardı. Ayrıldı. 18 Kasım 1960’ta ise Nazım ve Vera evlendiler.

Vera’ya

“Oka ırmağından öğrendim hasretlerinin dalgın deliliğini.
Yaz geceleri Oka ırmağı
ince kumları ve sedefleriyle
ak bir kadını yıkayarak
aktı odamda kalın kütüklerinin arasında
iri iri damlalarıyla yağmur üzüm salkımıydı doğum gününde
senin
şaşkın ve sırılsıklam durdum önünde senin
altın kubbeli bir ağaçtın
denizin ortasında
ilk ergenlik düşümden geliyorum sana
bu şehrin bana verdiği en tatlı yemiş en akıllı söz en insan sokaksın
günlük güneşlik rüzgârım benim

saçları saman sarısı kirpikleri mavi karım benim”

  • Doktoru “Aşksız 10 yıl yaşarsın, aşık olursan 3 yıl” demişti. Öyle de oldu. 3 Haziran 1963 günü büyük şair bu muhteşem şiirlerini bırakarak bu dünyaya gözlerini yumdu.

 

ÖZGÜN İÇERİK


Elif Turanlıgil

Öğrenci Kariyeri yazarlarından Elif Turanlıgil..

0 Yorum

Yorum Yap

😄

Bültenimize kayıt olun!

Güncel haberleri takip etmek için bültenimize kayıt olun, böylece daima güncel bilgilerle donanmanıza yardımcı olabilelim.