Kendi Hayatımıza Uzaydan Bakabilmek Mümkün Mü?

Kendi Hayatımıza Uzaydan Bakabilmek Mümkün Mü?

Hayatımızda her an her şey yolunda gitmeyebilir. Üstü üste gelen sorunların altında ezilmeye başladığımızı ve hayatımızın kontrolünü kaybettiğimizi düşündüğümüz zamanlar da olabilir. Böyle anlarda ne yapacağımız konusunda fikrimiz de olmayabilir. Bazen 3. bir gözden yardım alabilir, kişisel gelişim kitaplarına başvurabilir veya sadece durabiliriz de.

Durup hayatımıza dışardan bakmak bize nerde ne yapıyor olduğumuzu, amacımızı, eylemlerimizi, psikolojik durumumuzu görmemizde yardımcı olur. Bunun bir reçetesi yoktur. Kişisel gelişim kitaplarındaki gibi sihirli formülleri de yoktur.

İnsanın kendine dışarıdan bakması, kendine çeki düzen vermek, ya da yaşadığı bir dramı komediye çevirmek için bir yöntem olarak kullanılabilir. Zaman zaman aynaya bakma ihtiyacı da insanın kendine dışarıdan bakmasının somut bir sonucudur. Ayna bizim halimizi yansıtır. Kendimizde göremediğimiz bir ayrıntıyı gösterir. Zor anlarımızda aynaya tatsız bir suratla bakıp sonra da dil çıkararak bir eğlenceye dönüştürdüğümüz olmuştur. Kötüye giden durumlarda ayna bir kendine gelme noktası olabilir. Aynaya bakmak mecazi anlamda insanın dışarıdan kendine bakması olarak da değerlendirilebilir.

Kendini dışarıdan görebilmek, sadece bir başkasının nasıl düşündüğünü anlayabilmek, ona karşı daha hoşgörülü olabilmek için gerekli değil; daha önemli gerekçeler de var. İçinde bulunduğumuz bir durumu tam olarak anlayabilmek, alışkanlıklarımızın farkına varabilmek, kendi sınırlarımızı test edip genişletebilmek… Bunların herhangi birini yapabilmek için, kendimize dışarıdan ve nesnel olarak bakabilmemiz gerekli. Satranç tahtasını düşünün. Şah oradaki taşlardan birisi, tüm taşları yönetense, şah dâhil tüm taşlara yukarıdan bakabilen oyuncu.

Bunun yanı sıra iş hayatımızı dışardan izlemekte yenilenmemizde çok büyük yere sahiptir. Sorumluluklarını, iş performansını ve ilişkilerini dışardan izleyen bir kişi çarktaki eksik dişleri görme imkânı yakalar.

Akışta bize anlamlı gelen şeyler bir adım geri çekilip büyük çerçeveye baktığımızda çok anlamsız gelebilir. Sorgulama başlar. Yaptığımız iş, arkadaşlıklar, aile ilişkileri gibi konularda aldığımız rollerin üstlendiğimiz görevlerin yarar sağlamadığını sadece bizi oyaladığını da hissedebiliriz.

Çağımızda bireyin yalnızlığı derinleşmektedir. Bu yöntem, yalnızlık duygusunun bastırılmasında önemli bir rol oynar. Çünkü hem aktörüz artık hem seyirci. Bir çeşit insanın kendine karşı empatik ilişki kurması gibi. Kaygılı, başarısız, korkulu anlarımızın daha rahat atlatılmasını sağlayacak bir terapi yöntemini keşfetmiş oluruz.

Yaralarının yanında olası zararlı durumları da vardır:

Kendimizin dışına çıkıp orada kalabiliriz. Her şeyin fazlasının zarar olduğu gerçeğini de unutmayalım.

Kendimizi fazlaca dışarıdan izlemeye alışırsak, kendimize yabancılaşabiliriz. Sanki o yaşayan bir başkasıymış gibi olabilir. Yakın bir sınıf arkadaşımız, hayatını yakından incelediğimiz bir kişi, iyi araştırılmış bir yabancı haline gelebiliriz.

Dışarıdan bakabilmek iyidir, ama kendi varlığını terk etmeden, kendi sorumluluğundan azat olmadan bakmak gerekir.

Özgün İçerik


Ayşe BEKDEMİR

KARADENİZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ ENDÜSTRİ MÜHENDİSLİĞİ

0 Yorum

Yorum Yap

😄

Bültenimize kayıt olun!

Güncel haberleri takip etmek için bültenimize kayıt olun, böylece daima güncel bilgilerle donanmanıza yardımcı olabilelim.