İlk Türk Kadın Gazetecimiz: Selma Rıza Feraceli

İlk Türk Kadın Gazetecimiz: Selma Rıza Feraceli

Selma Rıza, 5 Şubat 1872 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. Feraceli, 1931 yılında ise hayata gözlerini yumdu. Kendisi ilk Türk kadın gazetecimizdir. Aynı zamanda İttihak ve Terakki Cemiyeti’nin tek kadın üyesidir. Tanzimat Döneminin de ilk Türk kadın romancılarından biridir. Selma Rıza ayrıca, Jön Türklerden biri olan Ahmet Rıza Bey’in kız kardeşidir.

Selma Rıza, gazeteci olarak Meşveret Gazetesi’nde ve Şuray-ı Ümmet Gazetesi’nde çalışmıştır. Peki, Selma Rıza ilk Türk kadın gazeteci unvanını nasıl alır? Rıza, ilk Türk kadın gazeteci unvanını Paris yıllarındaki çalışmaları ile almayı başarmıştır.

Selma Rıza, II. Meşrutiyet'in ilandan sonra İstanbul’a döner. Ülkesine döndükten sonra gazetecilik yapmaz fakat sosyal hayatta rol almaya devam eder.  

Selma Rıza, Hanımlara Mahsus Gazete ve Kadınlar Dünyası gibi yayın organlarında yazılar yayımlamıştır. İstanbul’da Müslüman Osmanlı kadınları için okullar açılması yönünde çaba gösterir. Ve ağabeyi Ahmed Rıza’nın da katkılarıyla Kandilli’de bulunan Adile Sultan Sarayı’nın Türkiye’nin ilk yatılı kız lisesi olarak açılmasına yardımcı olur.

Kadın Hakları Konusunda da Öncü İsim

selma rıza

Kadının toplum içindeki konumu Tanzimat Döneminin temel tartışma konularından biridir. Bu tartışmaya basın aracılığıyla katılan ilk kadınlardan biri de Selma Rıza Feraceli’dir. Bilindiği üzere Tanzimat Dönem’inde  birçok konuda gelişmeler yaşanmıştır ve bu gelişmeler ile birlikte kadınlar, kendilerini basın yayın yoluyla ifade etmeye başlamışlardır. Bu süreçte özellikle de Kadın gazeteleri ve Kadın dernekleri aracılığıyla kadınlar kendilerini ve etkin olabilecekleri alanları keşfetmişlerdir. Bu nedenle ilk olarak gazetecilik alanına yönelmişlerdir. Bunun en önemli sebebi ise, toplumda etkili olabilmek, kişisel özgürlük ve eğitim haklarını, kısaca isteklerini bu yolla topluma duyurmak istemeleridir. Bu çabaları ise sonuçsuz kalmamış zaman zaman erkeklerinde destekleri ile belirli bir seviyeye gelmişlerdir. Selma Rıza gibi dönemin yazarları da bu alandaki mücadelelerini sonuna kadar sürdürmüş ve toplumsal hayatta var olduklarını ispatlamak için birçok somut adım atmışlardır. 1897’de yazdığı Uhuvvet adlı romanı kadın hakları konusuna yer veren öncü romanlardan biridir. Selma Rıza ne yazık ki maddi yetersizliklerden dolayı Uhuvvet adlı romanını yayınlayamamıştır fakat bu romanıyla kadın sorununa değinmiş ve  günümüzde bile hâlen halledilememiş ''kadının kimlik sorunu'' problemine önemli katkılarda bulunmuştur.

Selma Rıza, gazeteci olmasının yanı sıra kadın hakları konusunda da öncülük etmiştir. Bugün aramızdan ayrılışının 90.yılında kendisini saygı ve özlemle anıyoruz.

Ve son olarak yazımı, Selma Rıza’nın yazdığı Uhuvvet adlı romanından bir sözüyle bitirmek istiyorum.

“İlk yaratılışta insan yokmuş… Evet yeryüzü daha rahattı. İnsan kendi cinsine de esir!… Dine, şeriata, düzene, âdetlere de esir!… Esir!.. Her şeye esir!..Bu hal nedir Yarap?!.. Kurtuluş yok mu? Ah uçmak!.. bu esaret zincirinden kurtulmak!… Özgürlük, Özgürlük!…”

Selma Rıza Feraceli, Uhuvvet, 1892

KAYNAK 1

KAYNAK 2

KAYNAK 3

 


Rezzan Açıkgöz

İçerik Yazarı

0 Yorum

Yorum Yap

😄

Bültenimize kayıt olun!

Güncel haberleri takip etmek için bültenimize kayıt olun, böylece daima güncel bilgilerle donanmanıza yardımcı olabilelim.