Hikayeleştirmenin İş Dünyasındaki Faydaları

Hikayeleştirmenin İş Dünyasındaki Faydaları

Hepimiz artık her anlamda yapılan “paylaşım”ın merkeze konduğu bir kolektif etkileşim devrinde olduğumuzun farkındayız. Bu yüzden de yaşadığımız devirde, bilgi ve deneyim kitlelerle paylaşılabildiği oranda değerli ve işlevli kabul ediliyor.Son yıllarda adını sıkça duyduğumuz bir kavram olan“hikayeleştirme” yani “storytelling” tam da bu sebeple iş hayatında bizlere farklı kapılar açabilecek önemli bir yol oluyor.

İş hayatında hikayeleştirme nasıl kullanılabilir?

Hikayeleştirmenin tarihi insanoğlunun tarihi kadar eski olsa da iş hayatında uygulamak adına bazı kuralları ve yöntemleri biliyor olmalıyız. Çünkü iş yaşamında etkili bir hikaye anlatıcısı olmak için sadece bir hikaye üretebiliyor olmak yetmiyor. Fiziksel farkındalık, ses – beden – doğaçlama,göz kontağı kurma, dramaturji ve geri bildirim gibi birçok adımdan oluşan hikaye anlatımı ancak bütünsel olarak uygulandığında karşı tarafında sizinle / kurumunuzla ilgili algısını tamamen pozitife çeviriyor. Bu pozitif algının sağlanabilmesi için de hikayeleştirmenin iş hayatında uygulanabilirliğini doğru anlamak ve hayata geçirmek şart.

Hikayeleri sevme nedenimiz ne?

İnsanlar olarak hikayeler anlatmayı da hikayeler dinlemeyi de çok seviyoruz. Bunun temelinde karşı tarafla kurulan derin bağın etkisi olabilir. Yine bir hikaye anlatılırken, o hikaye hem anlatıcı hem de dinleyici için ortak bir anı yerine geçiyor. Princeton Üniversitesi Psikoloji Bölümü öğretim üyelerinden Dr. Uri Hasson’a göre hikayeleştirme, anlatılan hikayede yer alan duyguları dinleyen tarafa da aktarır. Bu anlamda hikayeleştirme, kolektif hafızanın kurucusudur diyebilriz. İşte hikayeleştirmenin şirket içi eğitimlerde; motivasyon etkinliklerinde ve oryantasyon uygulamalarında sıkça kullanılması da tam olarak bu temele dayanır. Normalde tüm bireylerin farklı bilgilere odaklandığı teorik eğitim ve sunumların aksine hikayeleştirme barındıran içerikler, şirket içindeki herkesin ortak bir noktaya odaklanmasına sebep olacağı için hitap edilen kitlede kolektif bir bellek oluşturur.

Hikayeleştirmenin Akılda Kalıcılık İlkesi

Birçok akademik araştırma, hikayelerle akılda kalan imaj arasında ciddi bir bağlantı olduğunu kanıtlıyor. Antropolog Rob Walker ve Joshua Glenn tarafından tasarlanan “Significant Objects” projesi bu araştırmalar arasında en fazla dikkat çeken çarpıcı bir sosyal deney olarak öne çıkıyor. “Önemsiz bir şeyi, hikayeleştirme kullanarak önemli hale getirebilir miyiz?”  sorusuna yanıt bulmak için bir proje yütülüyor. Bu projede, maddi ve manevi değeri olmayan ürünler sembolik meblağlara alınıp, her birine kurmaca birer hikaye yazılarak eBay platformu üzerinden satılıyor. Toplamda 128,74 Dolar’a aldıkları ürünlerin tamamını kurulan hikayeler sayesinde 3612 Dolar’a satıyor ve  %2.700’lük bir kar elde ediyor. Bu araştırma sayesinde Antropolog Rob Walker ve Joshua Glenn bir anlamda hikayeleştirmenin “para ettiğini” kanıtlamış oluyorlar.

İş dünyasında öz geçmişinizi, öz geçmişinize ekleyeceğiniz ön yazınızı ya da bir müşteri adayına yapacağınız sunumu hikayeleştirme yöntemi ile hazırladığınızda kurumsal imajınızı olumlu açıdan etkiliyorsunuz. Yani karşı tarafın aklında kalmayı garantilemiş oluyorsunuz.

Hikayeleştirmenin temel prensipleri nedir?

Hepimiz aslında doğduğumuz andan itibaren birer hikaye anlatıcısıyız. Dikkat etmemiz gereken tek şey hikayelerimizin baş karakterinin rolünü kimseye kaptırmamak ve yola inanarak devam etmek.


Zeynep  Eren

Öğrenci Kariyeri yazarlarından Zeynep Eren..

0 Yorum

Yorum Yap

😄

Bültenimize kayıt olun!

Güncel haberleri takip etmek için bültenimize kayıt olun, böylece daima güncel bilgilerle donanmanıza yardımcı olabilelim.