Her Şeyin Fazlası Zarar: Toksik Pozitiflik

Hayatımız boyunca pek çok duygu yaşıyoruz. Hatta anlık olarak bile duygu değişimlerimiz olabiliyor, gün içinde ruh halimiz değişebiliyor. Zıt duyguları bile aynı anda yaşadığımız oluyor elbette.. Sevinç, üzüntü, korku, heyecan... Duygularımız doğal ve bizi biz yapan hislerdir aslında. Fakat her şeyde olduğu gibi duyguların da fazlası bazen de olsa zarar olabiliyor. Örneğin fazla endişe anksiyeteye, fazla korku cesaretsizliğe yol açabiliyor. Bunun için tavsiyemiz her duygunuzu kararında yaşamaya çalışın. :) 

Bu yazımızda ise fazla pozitif olmanın ne gibi zararları olabildiğinden bahsettik. Fazla pozitif olmak, her yaşanana olumlu yönden bakmak her zaman iyi değildir ve sizi yorabilir. Olumlu olma takıntısı bir süre sonra böyle düşünmenin de önüne geçiyor. Toksik pozitiflik kavramı ise burada karşımıza çıkıyor.

Toksik pozitiflik nedir, belirtileri nelerdir? Gelin hep birlikte inceleyelim. 

Pozitif olmak elbette iyidir. Hayata daha pozitif bakmaya yardımcı olur ve çevrenizdeki pek çok şeyi farklı algılamanızı sağlar. Bunlarla birlikte gelen huzur ise paha biçilemez.

 

Zihin sağlığımız için tabii ki olumlu olmalıyız ve negatif düşüncelerden, olaylardan uzak durmalıyız. Başta da söylediğimiz gibi her şey dozunda güzel. Uzmanlar pozitifliğin de bir yere kadar olması gerektiği kanaatinde. 

 

Sürekli pozitif olmak için çaba harcama ve diğer duyguları görmezden gelme durumuna toksik pozitiflik deniyor. Bu terim bir süredir var ancak birçoğumuz bu kavramdan haberdar değiliz.

 

Her açıdan olumlu olma, hep pozitif olma takıntısı dozu kaçırıldığında toksik bir hal alıyor. Çünkü yalnızca olumlu şeylere odaklanıp olumsuz duyguları tetikleyebilecek her şeyi reddediyoruz. Haliyle bu durum bazı şeyleri görmeyi engelliyor.

Toksik Pozitiflik
Görmeyi ve yüzleşmeyi reddettiğimiz duygular ve olaylar bir süre sonra karşımıza çıkmaya başlıyor ve bir süre sonra işler karışıyor. Bu döngüde sıkışıp kalıyoruz ve bu duygularla yüzleşmediğimizden bastırdığımız tüm olumsuz hisler bir noktada daha belirgin hale geliyor. Çünkü evrimsel olarak kendimizi yalnızca mutlu hissetmek için proglamlamamız mümkün değil.

 

Aşırı yapılan her şey gibi, sürekli mutlu olmaya çalışmak da bir noktadan sonra sizin için toksik yani zehirli hale geliyor. Peki toksik pozitiflik belirtileri neler? 


Toksik pozitifliğin bazı yaygın belirtileri ve ifadeleri şu şekilde sıralanabilir;

 Gerçek duygularınızı gizleme / maskeleme
 Bir duyguyu görmezden gelerek hayata devam etmeye çalışma
 Gerçekten üzgün ya da korkmuş olduğunuzda bu hisler için suçlu hissetmek
– Başkalarının deneyimlerini “iyi hisset” gibi ifadelerle değersizleştirmek
 Duygusal deneyimlerini doğrulamak yerine birisine perspektif vermeye çalışmak (örneğin, “daha ​​kötü olabilir”)
– Pozitif olmayan şeylerden söz eden kişilerle konuşmak istememek ya da onları fırçalamak 

Toksik pozitiflik sağlığımız için neden kötü? 


Yukarıda da belirttiğimiz gibi evrimsel olarak sürekli tek bir duyguyu hissetmemiz mümkün değil. Kendimizi sürekli olumlu olmaya programlayıp diğer duyguları görmezden geldiğimizde aslında hepsini bastırmış oluyoruz. Duyguları bastırmak ise istemsiz bir şekilde strese neden oluyor. Stres hem fiziksel hem de zihinsel sağlığımızı etkiliyor. Öte yandan çevremizdeki insanlarla olan ilişkilerimizde de empati duygumuz azalıyor. 

Birçoğumuz her şey yolundaymış gibi davranıp ne yaşarsak yaşayalım hayatımıza devam etmek istiyoruz. Gizlediğimiz bir yanımızı göstermek istemediğimizde, aslında sahte bir kimlik oluşturuyoruz. Bu da zamanla hem kendimize hem de çevrenizdekilere yabancılaşmamıza neden oluyor. 

 

Toksik pozitifliği nasıl aşabilir, bunun yerine neler yapabiliriz?


Zor duyguları kabul etmek, bu duygularla başa çıkmaya ve bu duyguların yoğunluğunu azaltmaya yardımcı olur. Bu nedenle “her şey güzel, daha da güzel olacak” gibi ifadelerle kendinizi zorlamak yerine, bir problem yaşadığınızda partneriniz, ebeveyniniz veya arkadaşınızla bu durumun size neler hissettirdiği hakkında konuşmayı deneyin. Konuşmak ve hislerinizi yüksek sesle dile getirmek durumu kabullenmenizi ve üstesinden gelmenizi sağlayacak. Olumsuz şeyleri konuşmak, her şeyin yolunda olduğunu iddia etmekten daha zor olsa bile, omuzlarınızdan büyük bir yük kalktığını hissedeceksiniz.

Aslında kimse sürekli mutlu olamaz, kimse mükemmel değildir. Daha da önemlisi kimse sürekli “mutlu” ya da “mükemmel” olmak zorunda değildir. Siz, olduğunuz gibiyken zaten en iyi halinizdesiniz. Bu nedenle duygularınızı açıkça yaşamaktan çekinmeyin. Bütün duygularınızı kararında yaşayın.

 

Özgün İçerik


Gökçe Öztürk

İstanbul Üniversitesi-Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Site İçerik Koordinatörü

0 Yorum

Yorum Yap

😄

Bültenimize kayıt olun!

Güncel haberleri takip etmek için bültenimize kayıt olun, böylece daima güncel bilgilerle donanmanıza yardımcı olabilelim.