Hayalet İnsanlar: Biz Görmek İstemesek de Onlar Var!

O Acı Hikayede Hepimizin İmzası Var

Eğer görmek istersek, kapılarını kapatıp konforumuzu sağlayabildiğimiz duvarların ardında, sokaklarda yaşayan binlerce vatandaşımız var. Yanlarından geçerken ya da yaşam alanlarını gün içinde ödünç kullanırken gözlerimizi kapatıp kulaklarımızı tıkıyoruz varlıklarına. Bazılarımız bakış ve tutumlarıyla ötekileştiriyorlar onları. Çoğumuz, vicdanımızla oynayan dilenci çetelerinin birer üyesi olduklarını düşünebiliriz. Hatta kaçımız için görünmez adam değiller ki?

 Oysa sokaklara hapsolmuş insanların birçoğumuzdan daha acı hayat hikayeleri var. Dünyanın gazabından nasibini alan bu vatandaşlarımızdan biriyle yapılan röportajda gözlerimizdeki perdeyi kaldıracak, kulaklarımızdaki tıkaçları çıkaracağımız cümlelere değineceğiz ve onun hayatından kesitlerle sokakta yaşayan toplum bireylerinin öykülerine tanıklık edeceğiz.

 35 yıldır sokaklarda yaşayan 63 yaşındaki Alaattin Arslan, Youtube bünyesinde bulunan, sunuculuğunu Uzm. Psikolog Gökhan Çınar’ın yaptığı KATARSİS adlı programa konuk oldu. Hikayesini sokakta yaşayan tüm insanların sesi olmak ümidiyle anlattı.

 

 

Alaattin Arslan, konuşma boyunca aile yaşantısındaki sevgisizlik ve ilgisizlik üzerinde durarak aslında çoğumuzun günümüzdeki aile bağlarına da değindi. Kendi tabiriyle ‘onu sokaklara atan’ neden olarak ergenlik döneminde ailesiyle yaşadığı bir olayı gösterdi.

‘’YAPTIKLARI MUAMELEDEN DOLAYI ÜVEY EVLAT OLDUĞUMU DÜŞÜNDÜM.’’ sözlerine içimizi burkacak cümlelerle devam ederken ‘’Yerinde olsaydık ne yapardık? ‘’sorusuna yanıt dahi veremeyeceğimiz türden anılarıyla izleyenleri ekrana kilitledi.

Alaattin Arslan’ın hikayesine geçmeden önce kendisinin şair bir yanının olduğunu ve şiirlerinde sık sık toplumun evsizlere karşı gösterdiği ön yargılara yer verdiğini belirtelim.

 İç Anadolu’nun köylerinden birinde çiftçilik yapan bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Alaattin Arslan, ilk travmasını bebekliğinde öldü sanılıp terk edilerek yaşamış. Halası tarafından nefes aldığı fark edilince ailesi, onu beşikten inip açlıktan soğan kabuklarını yediği sırada bulmuş.

 Babası bir fabrikada işçi olarak çalışıyordu. Ailesi, babasının işi nedeniyle Kütahya’ya göçtüğünde Alaattin Arslan henüz ilkokul 3.sınıf öğrencisiydi. Ancak ailesinin bu göçüşünden haberi yoktu ve bir kış mevsimi ailesi tarafından terk edildi. Ailesi onu yanına almamıştı. Arslan kendi bakımını yapabilecek yaşta değildi ve İç Anadolu’nun çetin soğuklarında bir başına kalmıştı. Geçirdiği hastalıklar yüzünden kulaklarının içinde bile yaralar çıktığını ifade eden Alaattin Arslan’ı, akrabalarının iknasıyla ailesi yanına almaya karar verdi. Ancak hiçbir zaman kardeşlerine yapılan muameleden nasibini alamadı. Ortaokul çağlarına geldiğinde abisi bir evlilik yaptı. O sıralarda ailesi onu devamlı surette abisiyle kıyaslıyor, okula gidip çalışmadığı için aşağılıyordu. Anne ve babasının ondan tek beklentisi eve maddi destek sağlamasıydı fakat kendisi hayalleri olduğunu ve bu hayaller için okula sıkı sıkıya sarıldığını söyledi. ‘’En büyük hedeflerimden biri subay veya pilot olmaktı.’’ diyen Alaattin Arslan okul hayatına, üzerine atılan bir iftira sebebiyle nokta koymak zorunda kaldı. Abisinin evliliğinden 15 gün sonra düğün takılarının kaybolması Alaattin Arslan’ın üzerine yıkıldı. Hırsızlık damgasını üzerinden atamadı ve bu olayın ardından ilk kez sokaklarla tanıştı. Bir süre parklarda kalarak hayatını idame ettirdi ancak artık farklı bir şehirde farklı bir yaşam mücadelesi vermesi gerektiğini düşünüyordu. Kütahya’dan Eskişehir’e geçti, orda da tutunacak bir dal bulamadı ve İstanbul’a doğru iş bulma ümidiyle tekrardan yola koyuldu. İstanbul’a geldiğinde ne yazık ki şartlar beklentisini karşılamadı. Bir süreliğine Galata Köprüsü’nü yaşam alanı olarak benimsedi. Ancak kış mevsiminde sokaklara misafir olmanın bedelini sağlığıyla ödüyordu. Bulduğu parka ve battaniyeler ile diğer evsizlerle dayanışma halinde kış aylarını atlatıyordu. Belediyelerin aşevleri, yardımsever vatandaşların desteği ve “Çorbada Tuzun Olsun” gibi dernekler ile günlük yemek ihtiyaçlarını karşıladı. Tren garlarındaki boş vagonları, limanlardaki konteynırları, camilerin bazı alanlarını kendine mesken ediniyordu. Çalışma gayreti de söz konusuydu. Vapurlardan inen yolcuların kağıtlarını toplayıp tanesi 25 kuruş olan gazetelerin kilosunu 25 kuruşa satarak geçimini sağlamaya çalışıyordu. Askerlik yaptıktan sonra 1993-1994 yılları arasında bir evliliği oldu ama ‘’Aile olmak nedir bilmiyorum, beceremiyorum.’’ diyerek onu da sürdüremedi, eşiyle yollarını ayırmak zorunda kaldılar.

 

 Şimdi Tophane’de Kılıç Ali Camii civarında yaşayan Alaattin Arslan yaşı ilerledikçe sokaklara direnemediğini söylüyor. Bunun yanı sıra en çokta toplumun önyargılarıyla baş edemiyor.

‘’Biz bir siluet değiliz, gerçeğiz!’’ ifadeleriyle röportajına devam ederken parkta yaşadığı bir olaya değinerek topluma olan sitemini dillendirdi:

‘’Bir gün parkın birinde köpeğini gezdiren bir hanımefendi çantasından çıkardığı poşetle köpeğinin dışkısını aldı. Köpek bana doğru koşmaya başlayınca ‘Gitme! Hayır, hastalık bulaşır, pis o! ‘ diyerek köpeği yanına çağırdı. Bunun gibi nicesiyle gün boyu karşılaşıyoruz ve artık şunu düşünüyorum: ‘’Köpeğin dışkısından tiksinmeyen insanlar bizden tiksiniyorlar!’’ ifadeleriyle bizlere,insanlıktan ne derece soyutlandığımız hakkında, sokakta kalanları kafamızdaki kalıplara dökerek hiyerarşik sıralamaya soktuğumuz konusunda salık verdi. Bu anlatımıyla vicdanımızı silkeledi. Anlıyoruz ki sokakta yaşamanın en büyük tehdidi onlara dikilen gözlerdir. Zaten hali hazırda zor bir yaşamları ve mazileri varken biz kimi zaman bakışlarımızla, kimi zamansa görmezden gelişimizle onların yaralarına tuz basıyoruz.

 Güvenliklerini nasıl sağlıyorlar? Kendilerini nasıl koruyorlar?

Alaattin Arslan: ‘’ Emniyet güçleri var, asayiş var, bekçilik sistemi tekrar getirildi ancak çok samimi söylüyorum onlar bizim için değil. Biz sokakta yaşayanlar güneş battığı zaman kendimizi Allah’a teslim ediyoruz. İstanbul’da yaşayan 11.250 kişinin güvenliği ancak kendilerinden sorulur. Her şeye rağmen biz varız, bana bakmayın, bana gelin. Taciz olaylarının cinayet olaylarının çoğu rezidanslarda, apartman dairelerinde, işi gücü olan insanlar tarafından intikal etmiştir. Bizim gibi insanların hepsinden zarar gelmez.’’

Uzm. Psikolog Gökhan Çınar’ın sorularını, zorlukların insanları ne kadar derin düşündürdüğünün canlı örneği modeliyle cevapladı ve hepimize onları kucaklayabileceğimizin dersini verdi.

 Toplum ve insan üzerine düşünen Arslan, ülkemizin evsizler konusundaki kangrenli parmağına çözüm getirilebileceğinden söz etti. Vakıflardan onlarca boşta duran binaların sokakta yaşayan insanlara tahsis edilebileceği konusunda bir talebi var.

‘’Sizlerin benden çaldıklarınız karşısında ben hiç davacı olmadım ama sizlerden bir yudum insanlık istediğimde, sizler beni yalnızlığa mahkum ettiniz.’’

-Alaattin Arslan

 

 

 

Özellikle korona virüsle gösterdiğimiz bu mücadele döneminde birer ev tahsis edemesek bile, sokakları onlara daha iyi bir yuva yapabilmek adına hikayelerini bölüşebiliriz. Dışarda gördüğümüz her vatandaşı kötü sıfatlara yakıştırmadan evvel anlamaya çalışalım. Bizden az eksilip onlara çok şey kazandıracak iyiliklerimiz dokunabilir. Hayata dair öyküneceğimiz başarı hikayeleri olmayabilir ancak yuvasız kalıp yaşama tutunabilmekte azımsanmayacak kadar kayda değer bir başarıdır. Her biri farklı hikayelerin başrolleri olsa da hep aynı sahnede, sokakta buluşurlar. Üstelik genç olmaları sokak yaşamı için bir avantaj olsa da zaman geçtikçe yıllanan bedenlerde dışarıya uyumları güçleşir. Onlar hayatlarını kaybedeceklerinden değil, hayata yenilmekten korkarlar. Ne yazık ki hayatlarına, kaybedecek kadar anlam yükleme fırsatını onlara tanımıyoruz. Her birimiz aynayı kendimize tutmalıyız ve duyarsızlığımızın üstümüze bulaştırdığı lekeyle yüzleşmeliyiz. Onlar, üstüne basıp geçeceğimiz kaldırım taşları değil, sosyal yaşantımızın ve toplumumuzun yapı taşlarıdır!

Özgün İçerik


Fatma Oral

Yıldız Teknik Üniversitesi-Sanat ve Tasarım Fakültesi öğrencisi / Öğrenci Kariyeri içerik yazarı.

0 Yorum

Yorum Yap

😄

Bültenimize kayıt olun!

Güncel haberleri takip etmek için bültenimize kayıt olun, böylece daima güncel bilgilerle donanmanıza yardımcı olabilelim.