Abdülhak Hamit'in Makber'i

Abdülhak Hamit'in Makber'i

Sosyal medyanın azizliğine uğrayan kalbi duygu denizine benzeyen özgün ve yenilikçi sanatçılarımızdandır Tarhan.

Ama bilirsiniz sosyal medyanın bataklığına uğrayan bir daha çıkamıyor gün yüzüne.Abdülhak Hamit'in de en buhranlı döneminde yazmış olduğu Makber'deki doğru bilinen dedikodularda bu duygu haksızlığına uğrayan konulardan.

Tarhan, eşi Fatma Hanım'ın ölümünden önce de trajik bir hayata sahiptir.Daha genç bir delikanlıyken babasının  Tahran'da vefatı üzerine bir yıl daha orada kaldıktan sonra İstanbul'a geri dönmüştür. Fakat Tarhan'ın varlıklı ve köklü bir aileden geldiğini de söylemeden geçemeyiz. İyi okullardan mezun olmasının yanı sıra katiplik ve diplomasiyle de sanatla ilgilendiği kadar ilgilenmiştir.

Gezip gördüğü şehirlerin hem diline hem de edebiyatına merak duyarak öğrenme çabasına giren Tarhan, Türk Edebiyatında da birçok yeniliğe açılan kapı olmuştur.Zenginliğe ve gösteriş hayatına oldukça düşkün olan Tarhan'nın en bilindik cümlesi de o dönem Kalem'den arkadaşı olan Recaizade ile yaptıkları bir öğle yemeği diyaloğudur. O da Kalem'de bir süredir ekonomik krizin getirdiği nedenlerden ötürü çalışanların maaşının yatmaması ve bunun üzerine Tarhan'nın Recaizade'ye ''bugün öğle yemeğinde saatimi yedim arkadaş''demesidir. Tarhan o kadar keyfine düşkündür ki az önce de dediğimiz gibi Kalem'de maaşlar yatmayınca o da her zaman yemek yediği pahalı restorantta yemek yiyebilmek için Osmanlı saatini satmıştır.

Gelelim bizim Şair-i  Azam'ın yıllar geçmesine rağmen Avrupai yenilikle yazmış olduğu Makber şiirini yazma sürecine...Kimi dedikodular diyor ki eşi Fatma Hanım'ın cenazesinde tanıştığı bir kadınla aşk yaşadı kimi de diyor ki hemen evlendi. Yahu  gelin ben size işin aslını anlatayım.

Fatma Hanım verem'e yakalandığı dönem Abdülhak Hamit'e  Hindistan'da görev verilince Hamit'te Fatma Hanıma bu seyehatin iyi olacağını düşünerek Fatma Hanım'ı da yanına alarak Hindistan'a gitmişlerdir ancak Fatma Hanım daha da kötüleşince yol üzerindeki Beyrutta henüz 20li yaşlarındaki Fatma Hanım hayatını kaybetmiştir. Beyrutta da defni gerçekleştirilmiştir.

Hamit, Fatma Hanım'ın ölümü üzerine düşsel bir buhrana gömülmüştür ve kırk gün boyunca kimseyle iletişim kurmamış , dillere destan olan o çok ünlü Makberi işte o zaman yazmıştır.

Varoluşun o sancılı yokoluşunu batılı düşünce tarzıyla harmanlayarak hem edebiyatımıza eşi benzeri olmayan bir eser kazandırmıştır hem de o kaybedilmişlik hissinin en muazzam tarifiyle bizlere aktarmıştır.

Abdülhak Hamit öyle düşkündür ki  eşi Fatma Hanım'a onun için şu dizeleri söylemiştir;

 “Beraber gezerken düşecek diye tutacak oluyordum. Uyurken bir akşam uyanmayacak, ölecek gibi duruyordu. Güldüğü zaman güzelliğini uçacak sanıyordum.” diyordu.

Fatma Hanım'ın ölümünden sonra tabiki başka kadınlar girdi hayatına Tarhan aynı zaman da çapkın şairlerimizden biriydi ancak Fatma Hanım'ın ölümünden 3 yıl sonra evlenmiştir Tarhan.

Ancak onun tüm sevgisini bile Makber'in o eşsiz dizelerinde sezebiliriz. 

Son olarak hayatına giren tüm kadınlardan sonra vefat eden Tarhan 1937'de hayata tüm yokoluşların acı varoluşlarıyla gözlerini yummuştur.

Makber'den bir beyit:

Bir tatlı bakışla, bir gülüşle,
Eyyamı hayatımı temam et,
Makber mi nedir şu gördüğüm yer?
Ya böyle reva mı ey cay-ı dilber?

 

Özgün içerik

 

 

 

 


Berfin Erbaş

Öğrenci Kariyeri yazarlarından Berfin Erbaş..

0 Yorum

Yorum Yap

😄

Bültenimize kayıt olun!

Güncel haberleri takip etmek için bültenimize kayıt olun, böylece daima güncel bilgilerle donanmanıza yardımcı olabilelim.