Sizi Derinden Etkileyecek Hikayeleriyle 5 Türkümüz

Yıllardan beri kimi zaman coşkumuzu kimi zaman üzüntümüzü anlattık türkülerle. Bugün bile keyifle dinlenen türkülerimiz nasıl yazılmış hiç düşündünüz mü ? Sizin için en sevilen 5 türkümüzün yüreklere dokunan hikayesini derledik...

1)Gesi Bağları

Kayseri yöresine ait bu türkünün oldukça üzücü bir hikayesi var. Kayserili bir ailenin genç ve güzel kızı Kayseri’nin “Gesi” ilçesine gelin olarak gider fakat gittiği yer ailesine çok uzaktır. Bu yüzden ailesini göremeyen kızın özlemi gün geçtikçe katlansa da ne kocası ne de kaynanası bu durumu umursamaz. Kız bu özlemini dile getirdikçe kaynanası kıza daha da kötü davranmaya başlar ve ona eziyet eder. Bir süre sonra genç kız ve kocasının bir çocuğu olsa da bu durum hiçbir şeyi çözmez ve kız sıkıntıları içine atmaya devam eder. Yıllar boyunca ailesini göremeyen kız günün birinde annesinin ölüm haberini alınca tamamen yıkılır ve Gesi bağlarında bu türküyü yakar.

“Gesi bağlarında dolanıyorum
Yitirdim yarimi aman aranıyorum
Yitirdim yarimi aman aranıyorum
Bir çift selamına güveniyorum
Gel otur yanıma hallarımı söyleyim
Derdimden anlamaz ben o yari neyleyim…”

2) Hastane Önünde İncir Ağacı

Komşu kızlarıyla beşik kertmesi olan Yozgatlı genç, askerde verem hastalığına yakalanır. Hava değişimi için memleketine dönse de kızın ailesi çocuğun hastalığını öğrenmiştir ve kızı çocuğa göstermezler. Hastalanan genç bu duruma daha da üzülür ve gün geçtikçe kötüleşmeye başlar. Gencin bu haline üzülen annesi kız tarafına ısrar etse de asla kabul ettiremez. Kız tarafı en sonunda tedavi gerçekleşirse bu işin olabileceğini söylediğinde hasta genç apar topar İstanbul’a gider fakat o zamanlar veremin çaresi yoktur. Hastalığı günden güne ilerlerken genç, annesini ve nişanlısını düşünür. Yattığı yerden bahçedeki incir ağacına bakıp bu türküyü yazan genç çok geçmeden ölür. Hasta genç yazdığı bu beyitleri şapkasının içine koyarak ailesine ulaştırır.

“Hastane önünde incir ağacı, annem ağacı
Doktor bulamadı bana ilacı, annem ilacı
Baştabip geliyor zehirden acı, annem oy acı
Garip kaldım yüreğime dert oldu, annem dert oldu
Ellerin vatanı bana yurt oldu, annem yurt oldu”

 

3) Ordu’nun Dereleri

Vakitlerden birinde Ordulu zengin bir genç köylerinden fakir bir kıza aşık olur. Kız da aynı şekilde oğlana aşık olsa da köyde bu birlikteliği istemeyen insanlar vardır. Kız oğlana olan aşkından bu dizleri yazar.

“Ordu'nun dereleri, aksa yukarı aksa
Vermem seni ellere, Ordu üstüme kalksa, sürmelim aman”

Aradaki aşk ne kadar büyük olsa da kızı ve oğlanı ayırmak için köyde kız hakkında türlü dedikodular çıkar. Kız da bunların karşılığında şu ağıtı döker:

“Oy Mehmed'im Mehmed'im, sana küsüm demedim
Beni sana geçmişler, vallahi ben demedim, sürmelim aman”

4) Yemen Türküsü

Muş yöresinde anlatılan hikayeye göre köyün tanınan gençlerinden biri evlendikten hemen sonra Yemen’e askere gider. Tüm askerlerin toplanıp köyü terk edeceği anda askerlerin arkasından koca bir toz bulutu kalkar ve ordu adeta görünmez olur. Askere giden çoğu gençten bir daha haber alınamadığı gibi, genç kız da sanki o an eşinin bir daha dönmeyeceğini anlar ve bu içli ağıtı yakar.

“Havada bulut yok, bu ne dumandır?
Mahlede ölüm yok, bu ne şivandır?
Şu Yemen elleri ne de yamandır

Ano Yemen'dir, gülü çimendir
Giden gelmiyor, acep nedendir?”

5) Acem Kızı

Güzelliğiyle herkesi hayran bırakan Acem Kızı’nın çekik iri gözlerinde hep bir hüzün vardı sanki. Ali, çalışmaya gittiğinde bir yandan onu izler bir yandan da işini yapardı. Acem Kızı da Ali’ye karşılık verirdi üstelik… Göz göze geldiler mi dudağına kondurduğu hafif bir gülümseme bile Ali’nin rüyalarını süslemeye yeterdi. İçindeki sevdaya dayanamayan Ali bir gün tüm cesaretini toplayıp açıldı Acem Kızı’na. “Gel.” dedi, “Gel de benim sevdalım ol…”. Fakat sonra nedendir ki Acem Kızı ağlayarak uzaklaştı oradan, bir daha da gelmedi geri. Başta nalamdı Ali neler olduğunu. Her yeni günde de Acem Kızı’na kavuşma hayaliyle kalktı yatağından. Fakat sonra öğrendi ki güzeller güzeli kız başka bir köydeki yaşlı bir adama başlık parasıyla verilmişti. Yüreğine düşen ateşle haykırdı Ali “Acem Kızı”nı…

“Çırpınıp da Şanova'ya çıkınca
Eğlen Şanova'da kal Acem kızı
Uğrun uğrun kaş altından bakarken
Can telef ediyor, gül Acem kızı
Seni seven, seven oğlan, neylesin malı
Yumdukça gözünden döker mercanı
Burnu fındık, ağzı kahve fincanı
Şeker mi? şerbet mi?
Bal Acem kızı, bal Acem kızı”

Özgün İçerik

 


 

 


Ezgi Nur Budak

MEF Üniversitesi-Psikoloji

0 Yorum

Yorum Yap

😄

Bültenimize kayıt olun!

Güncel haberleri takip etmek için bültenimize kayıt olun, böylece daima güncel bilgilerle donanmanıza yardımcı olabilelim.