Darwin Teorisine Göre Nezaket Mefhumu

İnsanlık, bencilliğin ve kötü duyguların bu denli yaygın olduğu ve  bu denli teşvik edildiği başka bir çağ yaşamadı belki ama, her şeye rağmen iyiliğin, o mütevazı haliyle ve domino etkisi yaratarak.Paylaştıkça çoğaldığını ispat etmek istercesine kol gezdiğini bilmek bir nebze olsun içimizi rahatlatıyor. Nezaket ve yalnızca kendini düşünmeme hali, hem insanlar hem de hayvanlar arasında oldukça yaygın bir davranış biçimidir. Pek çok insan, çeşitli hayır kurumlarına bağışta bulunuyor ve böyle bir şey yapıyor olmanın doğrudan bir sonucu olarak da kendisini daha mutlu hissediyor çünkü iyilik yaptıklarında bunun karşılığı olacağını düşünüyorlar.Hayvanlar aleminde de benzer davranışlar görülüyor. Pek çok tür, çatışma çıktığında şiddetten kaçınarak nezaket davranışı sergiliyor. Hatta bazı hayvanlar, şiddet içerecek bir dövüşte bazen karşılıklı zarar vermeme tutumunu bile benimseyebiliyorlar. Yavru erkek yengeçlerin bir yuva için dövüştüklerinde bile  birbirlerine asla zarar vermemeleri, çıngıraklı yılanların birbirlerini ısırmadan güreşmeleri,Bonoboların karşı taraftan herhangi bir istek olmadan yardım etmeleri ve bunlar  gibi pek çok şey hayvanlar dünyasındaki nezaket örneklerindendir.

Nezaketle karşılaşmanın sağladığı faydalar, sezgisel anlamda pek çoğumuz için belirgindir. Fakat, iyilik yapmaya dair motivasyonlar genellikle azdır. Hatta kibarlık ve özgeciliğin varlığı, en iyi uyum sağlayanın hayatta kaldığını ileri süren Darwin’in evrim teorisi ile çelişiyor gibi. Örneğin, tehlikeli avcılara karşı kolonisini koruyan steril karıncalardaki sadece kendini düşünmeyen davranış biçimi Darwin'in kendisine bir problem sunmuştur. Hatta Darwin bu duruma dair "aşılması güç ve teorim için ölümcül"tanımlamasında bulunmuştur.

Peki, nazik davranmak nasıl evrimleşmiştir? Bu davranış biçimi doğal seçilim tarafından neden elenmemiştir? Pek çok bilim insanı bu problemle yıllarca boğuşmuş ve bazı açıklamalar geliştirmiştir.

Nezaketin Açıklaması

Darwin döneminden 1960lara kadar olan süreçteki ilk araştırmalar ; nezaketin evrimini, bireylerin kişisel maliyetleri ne olursa olsun, gruplarının veya türlerinin iyiliği için  birlikte çalışmaları olarak açıklamaya çalıştı. "Grup seçilimi teorisi" olarak adlandırılan bu teori, uzunca bir süre boyunca konuya dair tek açıklama olarak kaldı, fakat hala sorgulanmaya devam ediyor. İlk aşamada nasıl oldu da; iddia edildiği gibi rekabetçi populasyonlardan daha iyi hayatta kalan işbirlikli populasyonlar evrimleşti?

Cevabın bir kısmı, Richard Dawkins'in "Gen Bencildir" kitabında bahsettiği bencil gen teorisiyle geldi. Doğal seçilim, bize benzeyen ve genlerimizi taşıyan  yakın akrabalarımız için nezaket göstermeyi destekliyor. Bir akrabaya yardım etmek, kendi genlerimizin kopyalarının bir sonraki nesile aktarılmasının bir yoludur ve yardım edilenin yakınlığıyla orantılı olarak yardım edene de fayda sağlar.

Ancak bu izah herhangi bir genetik bağın olmadığı insanlara gösterilen nezaketi açıklamıyor. Tam bu noktada da akraba olmayan bireyler arasındaki durum için başka bir teori ortaya çıkıyor: Karşılıklı Özgecilik teorisi. Bu teoriyi bir tür kazan-kazan stratejisi olarak tanımlayabiliriz; "sen benim arkamı kollarsan ben de senin arkanı kollayacağım." Eğer ki akraba olmayan iki birey kibarlık gösterirse, ikisine de faydalı olacak olan sürekli bir işbirliği ilişkisi kurulur. Esasında, suçluluk, minnettarlık ve sempati gibi belirli sosyal duygular; bu sistemdeki hileleri tespit etmek ve önlemek, böylelikle de insan evriminde son derece önemli olan karşılıklı ilişkileri geliştirmek için evrimleşmiş olabilir.

Peki Yabancılar Söz Konusu Olduğunda?

Yukarıdaki iki teori de, bir daha belki de hiç karşılaşmayacak olan yabancıların birbirlerine gösterdikleri nezaketi açıklamaya yetmiyor. Tek sefere mahsus etkileşimlerde, nezaket; dolaylı karşılıklılık aracılığıyla ortaya çıkabilir. Bu durum, başkaları tarafından nazik davranışlarla karşılaşan insanların, karşılığında onlara karşı nazik hareket ettiklerini gözlemleriz. Gerçek hayat delilleri, daha önce kendisine nazik davranılan insanların; yabancılara karşı daha fazla yardımcı olma eğilimi gösterdiklerini ortaya koyuyor. Yani, başkalarının tanık olduğu bir naziklik, herkeste nezakete ilişkin bir itibar geliştirme motivasyonunu tetikleyebilir. Bu tarz bir itibarın da, başkalarından nezaket getirmesi muhtemeldir ve bu nedenle uzun vadeli faydalar  sağlayabilir.

Fakat bu açıklama da, ortada bir gözlemcinin bulunmadığı nezaket durumlarını açıklamakta yetersiz kalır. Burada da başka bir konsept devreye giriyor: özgeci cezalandırma. Bu teoriye göre, bazı insanlar, kaba ve bencil insanları, dışlamak ya da onları doğrudan kötülükleriyle yüzleştirmek için cezalandırma konusunda bir içgüdüye sahiptir. Bu cezalandırma, özgecidir, çünkü, bu tür cezalandırma biçimi, cezalandırılan için zaman, emek ve olası misilleme gibi bazı bedellere neden olması açısından toplumsal bir fayda sağlar. Özgeci cezalandırmanın, geniş ölçekte toplumsal ve kültürel örnekleri mevcuttur. Özgeci cezalandırmaya maruz kalınacağı riski, bunu kimse görmese bile nezaketli davranma konusunda sosyal bir baskı oluşturur.

Tüm bu teorileri birlikte ele aldığımızda, nezaketli davranmanın ya da yalnızca kendisini düşünmemenin Darwin'in doğal seçilim süreciyle uyumsuz olduğunu söyleyemeyiz. Peki iyilik ya da nezaket; bencillik içerisine dikkatlice gizlenmiş bir davranışsal ifade olabilir mi? Özgecilik gerçekten de var mıdır? Tüm bu sorular felsefi tartışmaların gündeminde kendisine yer ediniyor. Tartışmalar süredursun; aklınızda bulundurmanız gereken bilimsel bir gerçeklik söz konusudur: Motivasyonunuz her ne olursa olsun, nezaketli davranarak yalnızca sosyal refahı arttırmakla kalmaz, aynı zamanda kendinizi de iyi hissedersiniz .Nazik olan insanlar toplumda daima daha çok kabul görülür ve sevilirler sosyal yaşamı da etkileyen nezaket kavramının hiçbir zararı yoktur ayrıca nazik olursanız bir şey kaybetmezsiniz..

Eğer bir hayvanı severseniz, O hayvan da hayatı boyunca sizi sever. Eğer bir insanı severseniz, ne yapacağını ben de bilmiyorum.  Murakami

Bonus:

Bu içerik ÖğrenciKariyeri yazar ekibinden Rumeysa İRMAK tarafından oluşturulmuştur.


Rumeysa İrmak

En mühim mesele okumak ve yazmaktır.

0 Yorum

Yorum Yap

😄

Bültenimize kayıt olun!

Güncel haberleri takip etmek için bültenimize kayıt olun, böylece daima güncel bilgilerle donanmanıza yardımcı olabilelim.