Doğru Zannettiğimiz 8 Psikoloji Miti

Psikoloji, yani “ruhbilim” genel olarak toplumda herkesçe ilgi duyulan ve öğrenilmek istenen alanlardan biridir. Hal böyle olunca konuyla ilgili doğru ya da yanlış onlarca bilginin “bilimsel” ve “kesin” olarak gösterilmesi de kaçınılmazdır. Şimdi genel olarak doğru kabul ettiğimiz ama hiç de öyle olmayan 8 psikoloji mitine bir bakalım!

1)Erkekler ve Kadınlar

aaa

Aynı standartlardaki kadın ve erkeğin gerçekten birbirinden farklı olduğu konular vardır. Topu daha uzağa atmak ya da daha ağır bir nesneyi kolayca taşıyabilmek gibi. Sıradan bir erkek fiziksel güce dayalı bu tarz işleri kadınların büyük çoğunluğundan daha iyi yapabilir.

Ama konumuz psikolojik farklılıklara geldiğinde durum pek de böyle değil. Birçok psikolog, erkeklerin harita okuma ya da yer yön bulma gibi konularda kadınlardan çok daha üstün olduğunu söyler. Ancak yapılan araştırmalara göre aradaki farklılık o kadar da büyük değil, öyle ki sıradan bir kadın bu konuda erkeklerin %33’ünden çok daha iyi. Aynı şekilde dil bilgisi konusunda kadınların erkeklerden çok daha yetenekli olduğu düşünülür. Ancak yapılan dilbilgisi testi sonuçlarına göre, erkeklerin %33’ü dilbilgisi testinde sıradan bir kadından daha başarılı. Bu oranların %50 olduğu durumda iki cinsiyet birbiriyle tamamen aynı olacağını düşününce görüyoruz ki iki cinsiyet arasında psikolojik açıdan sanıldığı kadar büyük farklılıklar yok.

2)Öğrenme Stiliniz Hangisi?

Yıllardan beri her öğrencinin kendine ait bir öğrenme şekli olduğunu ve kişilerin en iyi bu yolla öğrendikleri konusunda söylemler duyduk. Bilgiyi görerek daha iyi öğrenenlere “görsel”, dinleyerek öğrenenlere “işitsel” ve deneyimleyerek öğrenenlere de “kinestetik” bir öğrencisin dedik. Ancak yapılan araştırmalara göre aynı materyal öğrencilere hem kendi tercih ettikleri öğrenme stiliyle hem de farklı bir stille verildiğinde aslında edindikleri bilgi miktarında pek de bir fark görülmüyor. Yani öğrenme şekillerinin aslında hiçbir bilimsel dayanağı yok. Burada önemli olan sizin nasıl öğrenebildiğiniz değil, edinmeye çalıştığınız bilginin nasıl öğrenilmesi gerektiği. Beden eğitimi sınavına hazırlanırken yalnızca “dinlemek” yeterli gelir mi yoksa “deneyimlemek” de ister misiniz? Ya da uzun bir matematik problemini zihinden hesaplamak sizin için en doğru yol olabilir mi? Yapılması gereken, öğrenilecek bilginin nasıl en iyi sunulması gerektiğine karar vermek, kendinize uyarlamak değil!

3)Sağ ve Sol Beyin

bb

Enstrüman çalabilen ya da harika resimler çizebilen bir arkadaşınızın sağ beyinli, matematikte çok başarılı olan arkadaşınızın da sol beyinli olduğunu hiç düşündünüz mü? Ya da sol elini kullanan birinin sağ elini kullanan birinden daha yaratıcı olduğu fikrine kapıldınız mı? Yanıtınız evetse size kötü bir haberim var. Basit ya da karmaşık olduğu fark etmeksizin, neredeyse tüm işleri yapabilmeniz için beynimizin tüme yakın kısmının birlikte çalışması gerekir. Aynı şekilde beynimiz zıt ellerimizi yönlendirdiğinden sol elinin daha çok kullanan insanların sağ beyinlerinin, yani “yaratıcılık” kısmının daha aktif olması bizi bu insanların daha yaratıcı olduğu fikrine yönlendirebilir. Fakat bu fikir de doğru değildir. Doğrusu, her iki elini de kullanabilen insanların tek elini kullananlara göre daha yaratıcı olmasıdır. Çünkü her iki elinizi de kullanabilmek için beyninin sağ ve sol bölümlerinin çok fazla iletişime geçmesini gerektirir ve bu da yaratıcı esnek düşünceye sebep olur.

4)Mozart Etkisi mi ?

Henüz hamilelik sürecinde karınlarına klasik müzik dinleten anne adaylarını ya da yeni doğan bebeklere Mozart dinleten aileleri görmüşsünüzdür. Mozart Etkisi efsanesine göre klasik müzik dinlemenin IQ artırıcı özelliği olmasına güvenen bu insanlara hak verebilirsiniz. Fakat ne yazık ki bu etki küçük bir doğruluk payı barındırsa da bütüne bakılınca yalnızca bir efsaneden ibaret.

Birbiri ardına yapılan araştırmalardan ilki, Mozart dinleyen ve dinlemeyen katılımcılardan ilk grubun IQ testindeki performansını daha yüksek buldu. Bu da klasik müziğin zekaya olumlu etkisi olduğu fikrini kanıtlar gibi oldu. Fakat sonrasında yapılan diğer bir araştırmada Mozart dinlemeyi seven ve Stephen King hikayelerinden hoşlanan iki ayrı gruba sırayla müzik ve hikayeler dinletildi. Test sonuçlarına bakıldığında müzik dinlemeyi seven grubun skoru Mozart dinledikleri koşulda, hikâye dinlemeyi seven grubun skoru ise Stephen King hikayeleri dinledikleri koşulda daha yüksek çıktı. Bu da bize performansınızı canlandıran faktörün sevdiğiniz koşullara maruz kalmak olduğunu ve spesifik olarak Mozart ya da Stephen King dinlemenin sizi daha zeki yapmayacağını açıkça gösterdi.

5)Partner Seçimine Gelince…

cc

Sizce İtalyanlar partner seçerken nelere dikkat ediyorlar? Rus erkekleri ya da Alman erkekleri eşlerinden aynı özellikleri mi bekliyor? Eş seçimi konusunda kültüre özgü farklılıkların olduğu ya da içinde bulunduğumuz toplumun gerekliliklerine göre partnerlerimizi seçtiğimiz kanısı toplumda fazlaca yaygın olsa da tüm dünyada 32 farklı kültürden insanın katıldığı bir çalışma bu görüşü ne yazık ki desteklemiyor. Öyle ki tüm dünyada erkekler fiziksel çekiciliğe kadınlardan daha çok önem veriyor. Aynı şekilde kültürleri önemsenmeksizin kadınlar, partnerlerinde hırsa ve yüksek kazanca erkeklere göre daha fazla değer veriyor. Yine tüm kültürlerde erkekler kendilerinden yaşça küçük kadınları tercih ederken kadınlar da yaşça daha büyük erkekleri partner olarak tercih ediyorlar.

6)En İyi Oyuncular

dd

En sevdiğiniz futbolcu o günkü maçta art arda 3 gol attığında ne düşünürsünüz? Ya da favori basketbolcunuz peşi sıra onlarca üçlük attığında… “Bugün onun günü.” veya “Bu maç inanılmaz.” dediğinizi duyar gibiyim. Ancak bu art arda gelen muhteşem performans yalnızca aklınızın size oynadığı küçük bir oyun. İsabetli ve isabetsiz vuruşları istatistiksel olarak incelediğinizde aslında bu sayıların tamamen rastgele olduğunu göreceksiniz. Atışlar sıralı değil de rastgele girseydi yine aynı isabet oranına sahip olacaktı. Ancak beyniniz arka arkaya gelen sayıları modelleyip bu dizilere anlam yüklemenize neden olacağı için siz o sporcunun o gün tam da formunda olduğunu düşünüyorsunuz. Fakat ne yazık ki bu da yalnızca bir mitten ibaret.

7)Yalancılar ve Vücut Dili

Birinin yalan söylediğini anlayabilmek için beden dili yeterli bir kanıt gibi görünse de yapılan yüzlerce psikolojik test gösteriyor ki vücut dilinden ve konuşma tarzından yola çıkarak yalanı tespit etmek yalnızca bir ihtimaldir. Yalnızca bir durum dışında: Televizyondaki kayıp haberleri. Bir yakınının kaybolduğunu ihbar eden kişinin aslında onu öldürüp öldürmediğini tespit etmek oldukça basit. Böyle durumlarda aldatıcı rolündeki kişi başını daha çok sallayıp uzaklara bakar ya da konuşurken hatalar yaparlar. Fakat gerçek mağdurlar kaybolan kişinin döneceğine dair umut dolu konuşmalar yapar ve “öldürüldü” yerine “bizden alındı” gibi kalıplar kullanarak şiddet dilinden kaçınırlar.

8)En Önemlisi…

Psikoloji dünyasıyla ilgili belki de en önemli mit, psikolojinin yalnızca “faydalı” şeyler söyleyip bir şeyler “sunabilen” ilginç teorilerin toplamı olmasıdır. Fakat gördüğünüz gibi durum hiç de böyle değil. Bu teorilerin mit olup olmadığını görmek için yapılması gereken şey, psikolojik teorileri hangi ampirik tahminleri yaptıklarıyla değerlendirerek bu tahminleri deneysel çalışmalar yaparak elde olan verilere karşı test etmektir.

ee

“Psikoloji, davranışlarının ve zihinsel süreçlerinin sistematik ve bilimsel olarak incelenmesidir.” -Rot Plotnik

KAYNAKÇA

Yazar

Öğrenci Kariyeri

Öğrenci Kariyeri yazarlarından Öğrenci Kariyeri..

0 Yorum

Yorum Yap

Bültenimize kayıt olun!

Güncel haberleri takip etmek için bültenimize kayıt olun, böylece daima güncel bilgilerle donanmanıza yardımcı olabilelim.