Başarıya Giden Yolda Çevre

cevre

Cidde’nin sıcak çöl rüzgarları altından selamlar. İş nedeniyle bir kaç ay önce Suudi Arabistan’a taşındım. Dolayısıyla da sizlerden uzun bir süre uzak kaldım. Kimilerinizden aldığım “yazılarınız bitti mi yoksa” emailleri, bir anda siteyi ne kadar boynu bükük bıraktığımın farkına varmamı sağladı. O yüzden, bundan sonra kaldığımız yerden tam gaz devam edeceğiz.

Bir önceki yazımızda başarıda etkili olan 5 faktörden Karakter, IQ ve EQ yu ele almıştık. Bu yazımızda ise Çevre/Network’un başarı üzerindeki etkilerine ve çevreyi başarıya giden yolda en etkin biçimde nasıl kullanabileceğimize şöyle bir değineceğiz.

 

Cidde’nin sıcak çöl rüzgarları altından selamlar. İş nedeniyle bir kaç ay önce Suudi Arabistan’a taşındım. Dolayısıyla da sizlerden uzun bir süre uzak kaldım. Kimilerinizden aldığım “yazılarınız bitti mi yoksa” emailleri, bir anda siteyi ne kadar boynu bükük bıraktığımın farkına varmamı sağladı. O yüzden, bundan sonra kaldığımız yerden tam gaz devam edeceğiz.

Bir önceki yazımızda başarıda etkili olan 5 faktörden Karakter, IQ ve EQ yu ele almıştık. Bu yazımızda ise Çevre/Network’un başarı üzerindeki etkilerine ve çevreyi başarıyaÇevre/Network

CevreÇevre deyince sırasıyla aile, arkadaşlar ve tanıdıklar anlaşılır. Çevrenin başarıda etkili bir faktör olduğu su götürmez bir gerçek. Örneğin eğitimli ve maddi imkânları yüksek bir ailede dünyaya gelen bir çocuğun hayata birçok yönden bir adım önde başladığı inkâr edilemez. Bilinçli anne babalar çocuklarının IQ gelişiminin ilk iki senede şekillendiğinin farkında olarak buna yönelik adımlar atabilirler. Yine aynı şekilde çocuklarının farkındalık ve kontrol seviyelerini artırarak EQ larının da gelişmesine katkıda bulunabilirler. Veya çocuklarını anaokulundan itibaren çok iyi okullara gönderip, özel hocalarla destekleyebilirler. Görüldüğü üzere çevre faktörünün, başarıyı etkileyen diğer parametreler olan IQ ve EQ üzerinde de ciddi etkisi vardır. Bu da çevreyi çok güçlü bir başarı faktörü yapar.
Çevre, “aile” dışında, arkadaş ve tanıdıklarımız aracılığıyla da diğer kişilerin sahip olamadığı “bağlantılara” uzanmak manasına da gelir. Bunun da size hedeflerinize ulaşma konusunda çok büyük avantajlar sağlayacağı aşikârdır.
Peki, başarıda bu kadar önemli rol oynayan çevreyi oluşturmak ne kadar bizim elimizde? Çevre yokluğu/eksikliği/kısırlığını başarısızlıklarımıza mazeret olarak göstermeye ne kadar hakkımız var? Başarıya giden yolda çevreyi nasıl ele almalıyız? Gelin hep beraber görelim.
Bütün Hayatımız Bir Çevre/Network Oluşturma Deneyimidir

İlk olarak çevremizi devamlı büyütmek, geliştirmek büyük çoğunlukla bizim elimizde.
Cevreniz degerinizdirHayat, bir bakış açısına göre, “çevre oluşturma deneyimi” (network building exercise) şeklinde de tanımlanabilir. Buna göre iş hayatımızda veya özel hayatımızda tanıştığımız her kişi çevremizin/networkümüzün bir parçasıdır. Yani insanlarla sosyal iletişime geçmeye başladığımız 2-3 yaşından itibaren artık çevremizi oluşturuyoruz demektir.

Eğer geniş ve kaliteli bir çevre oluşturmak istiyorsak şunlara dikkat etmemizde fayda var:
Günlük yaşamınızda sosyalleşmeye vakit ayırın. Mesela, okul yıllarında sosyal topluluklara üye olun. İş hayatında asla öğlen yemeklerini yalnız yemeyin (Keith Ferrazzi’den “Never Eat Alone” u okumanızı tavsiye ederim). Uzak akrabalarınızı ara sıra ziyaret edin. Sivil toplum kuruluşlarına üye olun.
Tanıştığınız hiç kimseyi küçümsemeyin. Bazen hiç ummadığınız bir kişinin çok kritik bir noktada size inanılmaz faydası olabilir.

“Yakın arkadaşlarınız” kadar “tanıdık” (acquaintance) larınızın sayısını da artırın. Modern sosyolojide tanıdıkların önemi “strength of weak ties” yani “zayıf bağların kuvveti” diye adlandırılıyor. Buna göre, size yeni açılımlar yapmanızda faydalı olabilecek kişiler genellikle az tanıdığınız kişiler yani “zayıf bağlarınız” dır. Çünkü iyi tanıdığınız kişilerle çevreniz büyük ölçüde örtüşüyordur. Fakat zayıf bağlarınız, hiç tanımadığınız yeni kişilere ulaşmanızda çok daha etkili olabilirler.

Çevrenizi/networkünüzü geliştirirken yapmacıklıktan uzak durup, kalıcı/gerçek bağlar kurmaya çalışın. İnsanlarla kalıcı ilişki kurmanın sırrı içtenlik ve samimiyettir. Karşınızdaki kişileri (kaba tabirimi mazur görün) sadece sağılacak koyun olarak gördüğünüz sürece bu samimiyeti elde edemez ve yansıtamazsınız.
Samimi ilişki kurmanın sırrı ise her insanın “kabuğunun” altındaki sevilmeye, beğenilmeye layık olan yönünü görmektir.

Bunu yapabilirseniz o kişiyi gerçekten sevebilir, takdir edebilirsiniz. Bu durumda da yapmacıklığa hiç gerek kalmaz.
Olabildiğince hiç kimseyle kötü ayrılmayın. Anlaşamadığınız kişiler olabilir. Bu insanlarla ilişkinizi devam ettirmek zorunda değilsiniz. Fakat onlarla bağınızı koparırken bile nazikçe, saygı çerçevesinde ilişkinizi sonlandırın. Aksi halde, hem içinizdeki canavarı kin ve kabalıkla beslemiş olursunuz ki bu da uzun vadede iyi hissettirmez, hem de ileride ayağınıza dolanma ihtimali olan bir “açık uç” bırakmış olursunuz. Unutmayın! Keser döner, sap döner. Gün gelir hesap döner.

Yeni ilişkiler/bağlar kurmaktan zevk almayı öğrenin. Çevre/Network oluşturmayı bir yük gibi görürseniz ve bu işten zevk almayı beceremezseniz, belli bir süre sonra vazgeçersiniz. Aslına bakarsanız, insanlar bu kâinatta vakit ayırabileceğiniz en ilginç varlıklardır. Her insan ayaklı bir kitap/hikâye/hazine/bulmaca gibidir. Onları keşfetmeye çözmeye çalışın. Bu sayede yeni kişilerle tanışmaktan zamanla zevk almaya başlayacağınızı garanti ederim.
Kontak listenizi devamlı güncelleyin. Tanıştığınız herkesin iletişim bilgilerini mutlaka kaydedin. Bunun için Microsoft Outlook veya Google Contacts gibi çözümlerden birisini kullanabilirsiniz.

İlişkilerinizi canlı tutun. Özel günlerde (bayramlarda, tatillerde) tebrik mesajları gönderin. LinkedIn de iş değiştirdiklerini veya terfi ettiklerini gördüğünüz zaman tebrik edin. Facebook da doğum günlerini kutlayın. Ara sıra hiç bir beklentiniz olmadan sadece bir kahve içmeye veya öğlen yemeğine davet edin.
Çevrenizi nasıl geliştirebileceğinize dair daha fazla ipucu için Porter Gale’in, “Your Network is Your Net Worth” kitabını okumanızı tavsiye ederim.

Var Olan Çevre/Network ünüzü En Verimli Şekilde Kullanın

İkinci olarak, var olan çevremizi maksimum seviyede kullanmak yine bizim elimizde.
Kendinize bir hedef belirledikten sonra, bu doğrultuda size yol gösterebilecek, yardımcı olabilecek kişilerin listesini çıkarın ve onlarla iletişime geçin. Bunu yaparken:

Olabildiğince tonunuzu iyi ayarlayın. Fazla resmi (informal) bir ton kullanmamaya dikkat edin. Çünkü bu karşınızdakinin size mesafe koymasına neden olabilir. Tabi samimiyetin derecesini aşarsanız, bu durumda da karşı taraf tarafından ciddiyetsiz olarak algılanabilirsiniz.
İnsanlarla iletişime geçmekten ve yardım istemekten çekinmeyin. Herkes özünde yardımseverdir. Yeter ki yaklaşmasını bilin.

kahveKahvenin gücünü kullanın. İnsanlardan direkt bir şey istemeyin. Örneğin, bir organizasyonda tanıştığınız bir tanıdığınızdan sizi 3. bir şahısla tanıştırmasını istiyorsanız, bunu direkt bir email atarak istemek yerine, ilk önce kendisinden bir konuda fikir almak istediğinizi ve tecrübelerinden faydalanmak istediğinizi belirtin ve ilk fırsatı olduğunda bir kahve içip içemeyeceğinizi sorun. Emin olun cevap alma şansınız daha yüksek olacaktır.
Karşınızdaki kişilerden yapamayacakları veya yapmakta zorlanacakları şeyleri istemeyin.

Son olarak, gerektiği zaman hiç tanımadığınız kişilerle bile iletişime geçmekten çekinmeyin. Günümüzün sosyal imkânları sayesinde, nerdeyse herkes bir tık ötede. En azından sosyal medyayı kullanarak mesaj göndermek sizin elinizde. Diyelim ki yeni bir kurumsal şirketten iş teklifi aldınız. LinkedIn den o şirkette çalışan tanımadığınız kişilere mesaj atarak, çalışma ortamlarından memnun olup olmadıklarını sorabilirsiniz.

Sonuç olarak gördüğümüz üzere, genel kanının aksine, çevre çoğunlukla doğuştan gelen ve yönetme şansınızın az olduğu bir parametre değil. Hayatınızda hangi aşamada olursanız olun, her an çevrenizi dinamik olarak şekillendirdiğinizin farkında olun ve bu sürecin kontrolünü elinize alın. Ayrıca var olan çevrenizi de en etkin şekilde kullanmaktan çekinmeyin. Unutmayın!

Utangaçlara başarı dünyasında yaşama hakkı çok az tanınır.
Şimdi sıra sizde. Etkin bir şekilde çevre oluşturma ve kullanmayla ilgili düşünce, tecrübe ve tavsiyelerinizi bizimle paylaşmaya ne dersiniz?

Kaynak

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir