Yetenek mi? İlgi mi? Trend mi?

Uzman olmak istediğimiz herhangi bir konuyu veya yapacağımız işi neye göre seçmeliyiz? Bir konuya ilgimiz var ancak yeteneğimiz yok ise çalışarak o konuda ne kadar iyi olabiliriz? Yaşadığımız çağın, para kazandırma ihtimali yüksek, toplumda saygı gören veya iş bulma ihtimali yüksek konularına yönelmemiz bize zaman kazandırır mı? Peki ya yetenekli olduğumuz konuya ilgimiz var ise ve çağın gereksinimlerini karşılıyorsa sonuç ne olur? Bu ve bunun gibi soruların cevabını bu yazıda bilimsel olarak deneyimleyip felsefi olarak yorumlayarak bulmaya çalışacağız.

İnsanoğlunun yaratılışından bu yana ihtiyaçlarının yanında her zaman çok sayıda istekleri de oldu. İstedi, istedi, her zaman daha fazlasını istedi, böylece gelişti ve şimdiki halini aldı. Eğer sadece ihtiyaçlarımızla yetinseydik ve daha fazlasını istemeseydik ileriye pek fazla adım atamamış olurduk gerçekten de. Otomobilin atalarından kabul edilen Ford markasının yaratıcısı Henry Ford’un şu sözü bunu kanıtlar nitelikte. “İnsanlara ne istediklerini sorsaydım, daha hızlı giden at üretirdim.”. Yakın zamana bir örnek vermek gerekirse; sosyal medya hayatımızın vazgeçilmez bir parçası. Birçok insan için telefonlar, sosyal medya ile birlikte vücutlarının bir uzvu haline geldi. Sosyal medyanın başlangıcı olarak kabul edebileceğimiz Facebook’u ele alacak olursak ilk zamanlarda sadece isteyen kişilerin “isteyerek” arkadaşlarını ekleyebileceği bir platform olmasına rağmen, şu anda neredeyse zorunlu olarak Facebook gibi onlarca sosyal medya platformunda tanımadığımız insanları arkadaş olarak ekliyor ve onlara özel hayatımızı açıyoruz. Ve bunu yapan kişi sayısı yaşadığımız çevrenin büyük bir yüzdesini oluşturduğu için insanlar, toplumun psikolojik baskısıyla bunu ihtiyaç olarak görüyor ve bir sosyal medya hesabı açıp “gerekeni” yapıyorlar.

İhtiyaç ve isteklerimizi belirlemenin bu kadar zor olduğu bir yüzyılda, nelere ilgimiz olup olmadığını seçmek gerçekten zor bir hal alıyor. Teknolojinin nimetleri sayesinde yerimizden kalkmadan birçok şey öğrenebiliyor ve deneyimleyebiliyoruz. Bizden önceki insanlara göre gerçekten çok daha fazla şeye hakimiz, çok daha fazla seçeneğimiz var ve bu da seçim yapma işini zorlaştırarak tekrar ve tekrar gerçek ilgimizi bulmaktan bizleri uzaklaştırıyor. Bu konuda verilebilecek  tavsiye simyacılar gibi deneme-yanılma yöntemi. Başka insanlara ve kendimize zarar vermeyen (kötü olmayan) her şeyi denemeliyiz. Paramız, zamanımız ve sağlığımız yettikçe. Bundan sonraki aşama ise bunların arasından hangileri için yılmadan yıllarca çalışabileceğimizi, emek verebileceğimizi seçmek. Bu aşamada eğer seçtiğimiz konuda ilerlerken diğer seçenekler aklımızdan geçiyor ise durup bir daha düşünmeliyiz. Sondan bir önceki aşama ise finale kalan konular arasında hangisine yeteneğimiz olduğunu bulmak. Eğer finale hiçbir konu kalmadıysa yeteneğimiz olan konuları bulmayı daha öncelikli olarak görebiliriz. Sonrasında ise yeteneğinizin üstüne giderek ondan zevk alabileceğinizi göreceksiniz.  Son aşama ise bu konunun üstüne gitmek ve ona olabildiğince zaman ayırmak. Malcolm Gladwell’in 2008 yılında basılan “Outliers” adlı kitabına göre, kişinin bir konuda uzmanlaşmak için en az 10.000 saat üzerinde çalışılmalıdır. Aynı zamanda bahsi geçen bu yöntem, dünyada gerçekten çok sayıda insanın bildiği ve inandığı bir yöntemdir. Ve o konuda gerçekten iyi olduğumuzda yaşadığımız zamanın trend konusu olmasının bir önemi kalmaz, hem biz mutlu oluruz hem de dokunabildiğimiz her insan.

Özgün İçerik: Hayalperest Talebe

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir