Fransa’nın Cezası: Giyotin

Fransız İhtilâli (1789-1799), Fransa’daki mutlak monarşinin devrilip, yerine yeni bir cumhuriyetin kurulmasıdır. Ayrıca yaygın dini inanışın merkezi Roma Katolik Kilisesi’nin ciddi reformlara gitmeye zorlanmasıdır. Sosyal bir akımı başlatan en büyük etkendir. Dönemin Fransa Kralı Louis’in baskıcı bir yönetim izlemesi ve kendisinden yapılması istenen talepleri kabul etmemesi devrimin ana etkenlerindendir. Daha sonraları Kral Louis tarafından ciddiye alınmayan orta sınıf ve halktan oluşan grup Krallık baskısının merkezi olarak gördükleri Bastille Hapishanesine saldırarak hapishaneyi ele geçirmiş ve mahkûmları serbest bırakmışlarıdır. Bastille baskınından sonra 1791 yılında ihtilalci gruplar toplanarak bir kurucu meclis seçmiş ve İnsan ve Yurttaş Hakları bildirisi yayınlamışlardır. Fransa Meclisi’nden geçen bir kararla, “özgürlük, eşitlik ve kardeşlik” ilkeleri kabul edilmiştir. Tarihte hep olduğu gibi bu ilkeler unutulmuş ve devrim kendi evlatlarını yemeye başlamıştır. Sadece bu ihtilal döneminde 15.000 fazla insan idam cezasına çarptırılmıştır. O tarihlerde parlamento üyesi olan Dr. Joseph Ignace Guillotin ölümleri hızlandırmak ve daha insani bir yol bulmak için kolları sıvamıştır. Dr. Guillotine ihtilâl esnasında Paris Tıp Fakültesinde teşrih profesörü idi. Giyotin, idam cezasına çarptırılmış bir mahkûmunun başını kesmek suretiyle geliştirilmiş bir çeşit idam aracıdır. Giyotin ilk olarak 25 Nisan 1792 tarihinde Nicolas J. Pelletier adlı bir sokak serserisini idam etmek için kullanılmıştır. Daha sonraları uzunca yıllar kullanılmıştır.

1_790x445

Avrupa’da giyotinden önce soylular ve halk genellikle uzun kılıçlarla ya da baltalarla idam ediliyordu. Bunun yanında urgan ile asmakta yaygın bir idam çeşidi idi. Bunlara ek olarak insanlara çok acılar çektiren yöntemlerde bulunuyordu. Zehir içirerek öldürmek yâda diri diri yakmaktır. Bu yöntemler bakıldığında giyotine nazaran geri kalmış idam çeşitleridir. İnsana öldürülürken bile acı çektirmek kendilerinin modern olarak kabul eden devrimcilere uymuyordu. Hatta o dönemlerde, ölümün çabuk ve acısız olması için kurbanın ailesi cellatlara para veriyorlardı. Tüm bu eskimiş şartlar altında devrimini gerçekleştiren Fransız devrimciler, ölüm cezalarını da modernleştirmeyi düşündüler. Alınan bu karar ile 20 Mart 1792‘de giyotin resmi olarak Fransa’nın idam cezası haline getirildi. Birçok insan sebepli veya sebepsiz giyotin ile idam edilmiştir. Bunlardan biri de devrimden önce Fransa kralıdır. Kral taraftarlarının bulunduğu Hollanda’ya kaçmak isterken yakalanmıştır. 16. Louis devrimden dört yıl sonra idam edilmiştir. Giyotinle başı uçurulan kralın idamını izleyen Fransızlar, öldürülmesinin ardından onunla alay etmişlerdir. İdamın ardından giyotinin yanına gelen birçok Fransız, mendillerini ve diğer giysi parçalarını kan havuzuna daldırarak 16’ncı Louis’in kanını saklamışlardır.

Halka açık son Fransız giyotin idamı 6 cinayet işlemiş Eugene Weidmann’ın 17 Haziran 1939’da, şu an Adalet Sarayı olarak kullanılan, fakat o zamanlar hapishane olarak kullanılan bir binada kafası kesilmesidir. Fransa’da son idam mahkûmu ise Hamida Djandoubi’dir ve 10 Eylül 1977‘de idam edilmiştir. Sonradan Fransa’da idam cezası 1981 yılında resmi olarak kaldırılmıştır. Fransa dışında, bazı ülkelerde sonradan giyotini idam aracı olarak kabul etmiştir. Örneğin Almanya’da 1871-1918 arasında, Weimar Cumhuriyeti’nde ise 1919-1933 yılları arasında kullanılmıştır. Daha sonraları Alman Federal Cumhuriyeti’nde de kullanılır.  11 Mayıs 1949’da 24 yaşında bir mahkûm idamı ile son defa kullanılır ve bir daha Almanya giyotini kullanmaz.

Özgün İçerik: Bu içerik Öğrenci Kariyeri yazarlarından Enes Eren tarafından oluşturulmuştur.

Enes Eren

Ege Üniversitesi Makine Mühendisliği

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir