Zamana Direnen El Sanatlarımız

Size “Sanat nedir?” diye bir soru yöneltildiğinde sanat için tanımınız ne olurdu? Kimimize göre düşüncelerin dışarı yansıtılma biçimidir . Duygularımızı kağıda dökmek midir yoksa? Veya müzik yoluyla insanlara ulaşmak… Görüldüğü üzere sanatı birçok kavramla tanımlayabiliriz. Sanatı, sanat yapan da budur aslında. Tek bir kavramla ifade edilememesidir.

Peki sanatçılar? Sanat, bulunduğu kültürü yansıtan ayna görevindedir. Nasıl ki aynaya baktığımızda kendimizi daha güzel görmek istiyor ve bunun için  çabalıyorsak kültürümüzü daha iyi yansıtmak için de sanata önem vermek gerekir. Etkili bir yansıma için ise sanat sanatçıya bırakılmalıdır. Peki herkes sanatçı olabilir mi? Her işin bir ustası vardır bana göre. Tıpkı sanatın da ustaları olduğu gibi. Demem o ki herkes sanatçı olamaz. Mustafa Kemal’in “Hepiniz milletvekili olabilirsiniz, bakan olabilirsiniz. Hatta cumhurbaşkanı olabilirsiniz. Fakat sanatkar olamazsınız.” sözü görüşümü destekleyici nitelikte sanırım.

Sanat denince akla güzellikler gelir. Sanat, güzel olanı da doğadan alır. Sanatçı doğanın halini kimi zaman dizelerle aktarır bize, kimi zaman ise bir diğer sanatçımız güzel bir ezgiyle dile getirirken yorumunu başka bir sanatçımız ise doğayı resme dökerek sunar. Bir açıdan bakıldığında sanat, doğada var olan güzelliği ortaya koymaktır. Ancak Hegel, sanattaki güzelliğin doğadaki güzellikten farklı olduğunu söyler. Bu da sanatın, sanatçıdan ruhu almasından yani sanatın öznelliğinden kaynaklanır.

Bir şey dikkatinizi çekti mi? Sanatçıların farklı yollarla sanatı insanlara sunması durumu. O zaman sanatı kendi içinde kollara ayırabilir miyiz? Müzik sanatı, resim sanatı, ses sanatı, yazı sanatı… Peki ya el sanatlarımız?

Çok eskilere dayanan el sanatlarımız günümüzde varlığından çok söz ettiremiyor açıkçası. Bunu, el sanatlarının gelişen teknolojinin kurbanı olmasına, artık insanların bu tip el sanatlarına yönelmek istememesine veya başka tür sebeplere bağlayabiliriz. Ancak üzücü gerçek şu ki, el sanatlarımız zaman ilerledikçe tarihe karışacak gibi.

Gelin hep birlikte kaybolmakta olan el sanatlarımıza göz atalım;

1-Bakırcılık

bakırcılık ile ilgili görsel sonucu

El sanatlarından bir tanesidir, bakırlar çarşısı altında birçok süs eşyaları satılmaktadır. Şuan geçerliliğini sürdürmeye devam ettirse de bu sanatın kaybolacağı konusunda endişeliyim.

2-İğne Oyacılığı

İlgili resim

Belki de zamana en çok direnen el sanatı budur. Annelerimizin elinde çocuklarının çeyizleri için uğraş verdiği iğne oyacılığı sanatını günümüzde yaygın olarak görebiliriz. Peki ya ileride?

3- Semercilik

semer ile ilgili görsel sonucu

Binek hayvanlarının sırtına vurulan semer yapımından da eser yok şimdilerde. Ulaşımın elverişli olmadığı patika yollarda, sırtına semer vurduğu hayvanına binmek, heybesine koyduğu eşyayı götürmek bir zamanlar kırsal kesim insanını son model arabaya binmekten daha mutlu ederdi. Ne yazık ki bu sanatla uğraşanlar da gün geçtikçe azalmakta.

4-Yemenicilik

Shoemaker ile ilgili görsel sonucu

Belki de şuan birçoğumuz “Yemenicilik nedir?” sorusunu soruyoruz kendi kendimize. Eski zamanlarda adı farklı olsa da günümüz zamanında ayakkabıcılık olarak bilinir. Ayakkabı ustaları nadir olarak köşe başlarında bulabiliriz.

Öznel olarak gelişebilen sanatı hiç bir zaman sınırlandıramayız. Unutmamalıyız ki sanatın bu geniş sınırları içerisinde nasıl ki müziğe, edebiyata, resme vs. gibi sanat dallarına yer veriyorsak bu tip el sanatlarına da yer vermeli onları ayakta tutabilmeliyiz.

Bir çırpıda sayabileceğim “zamana direnmeye çalışan” el sanatları bunlar. Sizin de aklınıza gelen el sanatları varsa yoruma yazabilirsiniz 🙂

Özel içerik Yunus Emre Haşlak

Yunus Emre Haşlak

KTÜ. YAZILIM MÜHENDİSLİĞİ.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir