Yeni Rejim: Cumhuriyet! 29 EKİM ÖZEL YAZISI

1914-1918 Dünya Savaşı… Bu savaş dünyada bazı şeylerin değişmesine sebep oldu. İmparatorluklar yıkılırken, ülkelerin kaderleri de çizilecekti. Avrupa’da ve Asya’da olan gelişen olaylar büyük savaştan önce değişimin habercisi gibiydi. Yeni yönetimler ve yeni sınırlar ortaya çıktı. Yüzlerce yıllık devletler yıkıldı. 20. y.y. başlarında dünyada yeni akım başlamış, milliyetçilik her tarafı sarmıştı. İmparatorluklar ise iç isyanlarla uğraşıyordu. Ulus devletler ve yeni cumhuriyetler kurulmuştu. Rusya, Avusturya-Macaristan ve Osmanlı imparatorlukları yıkılmıştı.

Hepimizin bildiği gibi yeni devletlerin kurulması için belli bir süre geçmesi, kitlesel hareket için ortamın hazır olması ve bir liderin ortaya çıkması gerekir. Türkiye Cumhuriyeti’ne giden yolda da buna benzer bir çizgi etkili olmuştur. Çökmesi kaçınılmaz hale gelen bir imparatorluğun içinden bir cumhuriyet ortaya çıkarılmıştır. Tarihin Türkiye’yi getirdiği noktada Mustafa Kemal devreye girmiş ve yeni bir cumhuriyet, meşakkatli bir mücadelenin sonucunda ilan edilmiştir. Türkiye Cumhuriyet’inin kurulmasının özleri ve şifreleri de Osmanlı’nın son döneminde saklıydı.

Osmanlı halkı, 1923 ve öncesine dayanan 10 yıl boyunca savaşlar arasında kalmıştı. Aileler dağılmış; halkı yılgın, bıkkın, aç, sefil, parasız ama en önemlisi umutsuzdu.

O döneme ait bir anı da şu şekilde: Mustafa Kemal, Havza genelgesi için giderken yolda bir çiftçi görür. Yanına yaklaşır ve birazda alaycı bir ifade ile “düşman dayanmış memlekete, sen burada tarlanı biçiyorsun” demiştir. Çiftçi, paşaya dönerek “Kıyafetinden anladığım kadarıyla paşasın ama ben kardeşimi Çanakkale’de, oğullarımı da Balkan savaşlarında kaybettim. Evde 7 torun, 3 gelin bu sapana bakar. O yüzden düşman aha bu tarlaya kadar gelene kadar benden bir şey bekleme” demiştir. Savaştan yorulmuş bir halktan yeni bir devlet nasıl kurulacak peki?

C

BİR MİLLET UYANIYOR

Kurtuluş savaşı başlamadan önce yapılan genelgeler döneminde artık sistemin değişeceği zaten belli olmuştur. Atatürk yaveri Mazhar Müfit’e 7-8 Ağustos 1919 tarihinde sabaha karşı bazı notlar aldırmıştır. Notta birinci madde “Zaferden sonra şekli hükümet Cumhuriyet olacaktır.” şeklinde yazılmıştır. Yaverine bu defteri söyleyene kadar kimseye göstermemesini de söylemiştir. Daha sonra Amasya Genelgesinde maddelerden biri “Milletin istiklâlini, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır”. Bu madde de tek çıkar yolun halk olduğu açıkça ifade edilmiştir. Bunun yanında Sivas Kongresinde  “Kuvay-ı Milliye’yi tek kuvvet tanımak ve milli iradeyi hâkim kılmak temel esastır.” maddesi bulunmaktadır. Milli iradeye direk vurgu yapılmaktadır.

Kurtuluş Savaş’ı kazanıldıktan sonra Lozan’da anlaşma yapılmasına karar verildi. Büyük devletler hem Ankara hükümeti hem de İstanbul hükümetini çağırmıştır. Mustafa Kemal kurgulanan tuzağı fark etmiş ve karşılığını hemen vermiştir. Mecliste bir grup artık görevimizi tamamladık, görevlerimizi padişaha devredelim, derler. Bunun yanında bir grup da padişah bizi hain ilan etti, zaferde katkısı yok bu yüzden saltanata da gerek yok derler. Meclis bir gece de saltanatı kaldırmış ve Lozan’a tek başına Ankara hükümetinin gitmesini sağlamıştır. Lozan Antlaşması 24 Temmuz 1923 tarihinde imzalandı ve Türkiye’nin şimdi ki sınırları belirlendi.  Türkiye’de rejimin adı belli değil, devlet başkanı da meçhuldür. Ankara’da meclis vardır, İstanbul da ise halife bulunmaktadır.

3_790x445

CUMHURİYET GELİYOR

1923 yılının Eylül ayında Atatürk ilk defa sistemin değişeceğini yabancı bir gazeteciye açık açık söylemiştir. Bu tarihe kadar Atatürk bu kararda olduğunu en yakın silah arkadaşlarına bile söylememiştir. Gazi Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları 28 Ekim 1923 akşamı Çankaya’daki köşkte yemektedirler, Gazi “Yarın Cumhuriyet’i ilân edeceğiz” demiş, hemen çalışmaya başlamışlar ve ertesi gün, yani 29 Ekim’de de Büyük Millet Meclisi’nde Cumhuriyet ilân edilmiş, Mustafa Kemal Paşa da Reisicumhur seçilmiştir. 287 vekilli mecliste 29 Ekim akşamın ki toplantıda 158 milletvekili vardı. Atatürk, Kazım Karabekir gibi liberal muhafazakâr muhaliflerin olmadığı bir zamanda cumhuriyeti meclisten geçirmiştir. Bu diğer vekillerin cumhuriyete karşı olduğu anlamına gelmez tabi ki ama pürüzsüz geçmesi ve aykırı bir ses çıkmaması için böyle bir karar verilmiştir. 287’de 158 oldukça düşük bir sayıdır.

Meclis’in 29 Ekim 1923 Pazartesi günü yaptığı 43. oturumunda görüşülüp kabul edilen tasarıyı hazırlayan Anayasa Komisyonu İzmir Milletvekili Yunus Nadi (Abalıoğlu) Bey’in başkanlığında Gelibolu Milletvekili Celâl Nuri (İleri), Dersim Milletvekili Feridun Fikri (Düşünsel), Konya Milletvekili Refik (Koraltan), İzmit Milletvekili İbrahim Süreyya (Yiğit), Muş Milletvekili İlyas Sami Beyler ile Antalya Milletvekili Rasih Hoca (Kaplan)’dan meydana geliyordu. (Murat Bardakçı/ Habertürk Gazetesi/ 29.10.2017 yazısı)

O’nun kurduğu Cumhuriyet’in 96. yılını coşku, gurur ve minnetle anıyoruz. Daha Nice 29 Ekimlere

 

Özgün İçerik: Bu içerik Öğrenci Kariyeri yazarlarından Enes Eren tarafından oluşturulmuştur.

Enes Eren

Ege Üniversitesi Makine Mühendisliği

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir