Yaza Özel Günübirlik Gezi Rehberi

Yaz geldi ve sıcak havalar her sene olduğu gibi herkes üzerinde bir başkalaşma yarattı. Bütün kış yaptığımız kariyer planları yerini tatil planlarına bırakmaya başladı. İşiydi, stajıydı, yaz okuluydu, maddi yetersizliğiydi diye düşünürken yere batsın faturası, malı mülkü; bağlasalar durmam diyenlere özel anlık gezi planı rehberi niteliğinde olması için yazıldı bu yazı. Haftalar sürecek tatillere zamanınız yoksa sırt çantanızı alıp yaşadığınız bölgenin dinamiklerini keşfetmeye çıkabilirsiniz. “Coğrafya kaderdir” der İbn Haldun, bu da demek oluyor ki; keşifte olduğunuz her gün kaderinizi aşıyorsunuz! Nasıl olduğunun cevabını gezerken bulacaksınız zaten.

image-6

Kendini bildi bileli yollarda olan biri olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim. Ülkemizde her yamacın ardından büyüleyici bir manzara ya da tarih çıkabilir. Keşfettiğim ya da duyduğum kadarını paylaşmaya çalışacağım; ama hepsini paylaşmaya kalkarsam kelime sayısı harbi çıkabilir. Bu yüzden eklemek istedikleriniz olursa yorumla iletirseniz maksimum fayda sağlamış oluruz. Keyifli okumalar…

Ege Bölgesi Sakinleri İçin;

1

Ülkemizin en torpilli bölgesi desek başımız ağrımaz. Yaşadığınız bölgenin dinamiklerini keşfedin dedim; ama yaz denilince de akla ilk gelen deniz, kum, güneş üçlemesi oluyor. Ülkemizde bu üçlünün birlikteliğini en büyüleyici şekilde Ege’de görürsünüz kuşkusuz… Sadece İzmir ve Muğla’da gidebileceğiniz koyları, yapabileceğiniz su sporlarını yazmaya çalışsam bir yazıya sığdıramam. Bunların bilgisine rahatlıkla ulaşabilirsiniz. Bu yüzden denizi ve güneşi kadar büyüleyici olan tarihi mirasları gezin derim. Bazılarınız için kulağa sıkıcı gelebilir, inanın değil… Bir kere buradaki tarih bilmem kaç yılından kalma iki sütunla sınırlı değil. Devasa alanları kapsayan, içinde tiyatro alanı, hamamları, kiliseleriyle kocaman antik şehirlerden bahsediyorum. Üstelik güzel Ege’nin, içinizi açan manzaralarıyla birlikte! Bu tür bir gezi planlamayı düşünüyorsanız zamanınız varsa hafta içi gidin derim. Kalabalığa kapılmadan tarihe yolculuk yapmanın bambaşka bir huzuru vardır, bunu yaşamanızı isterim.

1-Hierapolis Antik Kenti- Pamukkale/Denizli

1462665621fb98-163_pamukkale-hierapolis-tour-intersky-travel-7

Denizli hem Ege hem de Akdeniz’de toprağı bulunan, iki bölge arasında geçit görevinde olan bir ilimiz olduğu için Akdeniz bölgesi sakinleri de Hierapolis’i değerlendirebilirler. Menderes Nehri vadisinde bulunan Pamukkale; kaplıcaları, karbonat mineralleri terasları ve travertenleri kapsayan kahverengi ve beyazın ahenginde doğal bir oluşum. Genel de travertenleriyle ünlüdür fakat alışılmadık bir yoldan travertenlere ulaşmayı denerseniz devasa bir antik kentle karşılarsınız. Bu kente ilk ayak basışımda gözlerime inanamamıştım, travertenleri görmek için bir saat zaman vermiştim kendime ve bu gezi beş saate kadar uzamıştı. Düşünsenize mezarlıklarıyla, bazilikalarıyla, kaleleriyle bir kent ve hemen yanında pamuktan akan sular. Hem de Büyük Konstantin zamanında Frigya bölgesinin başkenti, Bizans döneminde de Piskoposluk merkezi olmuş bir kent. Üstelik tam da günübirlik gezi tanımımıza uyan bir bölge. Çünkü kenti ve travertenleri gezdikten sonra yapılacak bir şey kalmıyor. Microlight uçuşu veya yamaç paraşütü ile kente kuşbakışı bakmayı saymadım tabi… Dünya’nın 8 Harikasından biri olan Pamukkale’yi görmeden bu yazı bitirmeyin derim. Çünkü gördükten sonra anlattığımın beş katı etkileneceğinizden eminim. Sadece gitmeden hava sıcaklıklarını kontrol edin, bunaltıcı sıcağa sahip olabilen bir bölge burası. Bir de bölge ve şehir hakkında ufak bir araştırma yapın, şehri ziyarete gittiğinizde bu araştırma sayesinde alacağınız zevki ikiye katlamış olacaksınız. Bu arada diğer açık hava müzelerine göre uçuk bir fiyatı var Hierapolis’in, müze kartınız yoksa mutlaka öğrenci kimlik kartınızı yanınızda bulundurun ve 35 TL’ye girmek yerine 20 TL’ye edinebileceğiniz müze kartınızı alın.

2- Ulubey Kanyonu/Uşak

9a6699e55598f93c_635_423

Birçoğumuzun adını bilmediği bu kanyon Arizona’da bulunan Büyük Kanyon’dan sonra gelen, Dünya’nın ikinci büyük kanyonu olma özelliğine sahip. Evet bizim ülkemizde! Yakın zamanda kanyona yapılan cam teras sayesinde 45 km’lik bu kanyona tepeden bakabiliyorsunuz. Macera arıyorsanız kanyonda yürüyüş ya da tırmanış da yapabildiğinizi belirteyim. Yok bunlar beni kesmez diyorsanız çadırınızı da yanınızda götürün ve gece orada kamp yapın. Diğer kamplardan bir hayli değişik bir deneyim olacağından kuşkunuz olmasın. Dünya’nın ikinci büyük kanyonundasınız çünkü, daha ne olsun!

3- Birgi – Bergama – Özdere – Efes Antik Kenti/ İzmir

Uzunca bir başlıkla başlıyoruz üçüncü gezi rotamıza. Aslında İzmir’in çevresini bu şekilde kategorize etmek ne kadar doğru bilmiyorum. Çünkü her ilçesi ve köyü görülmeli bu güzelim şehrin. Kısa kısa bahsedecek olursak:

-Birgi:

Birgi-Odemis

Ödemiş ilçesine bağlı bir mahalle olan Birgi’nin Pers’lerden, Romalı’lardan başlayıp Osmanlı’lara uzanan bir tarihi var. Bu büyük tarihi mirasa bir de Bozdağları’nın müthiş manzarası eklenince oluşan cümbüşü siz düşleyin artık. Bir de taş duvarlı, ahşap pencereli sevimli mi sevimli evlerini ekleyin bu cümbüşe. Şimdi tam oldu!

-Bergama:

korfez-vip-bergama-ayvalik-cikisli-turu-04

UNESCO Dünya Miras’ına adını yazdırmış devasa bir antik kent Bergama. Yukarıda uzun uzun bahsettiğim Hierapolis’i de sollayacak nitelikte hatta. Dünyanın en büyük kütüphanesi ve en dik tiyatrosunu yine burada görebilirsiniz. Yakınlarında olupta gitmediyseniz bu yaz gidin. Ortamda muhabbet açılırsa çok üzülürsünüz benden söylemesi…

-Özdere:

Ozdere-otelleri-1

Yine tarihiyle enfes bir yer diye başlayacağım ama sıkılacaksınız. Sıkılmayın, burada günübirlik tatilcilere ve çadır kampçılara özel Kalemlik Milli Parkı var ki dillere destan bir yer. Merkezde bulunan Çukuraltı Plajı mavi bayraklı plajlar arasında. Mutlaka bol bol güneşlenip, yüzün ve kaliteli suyun tadını çıkarın.

-Efes Antik Kenti:

efes-antik-kentinde-yasam-nasildi-2

Her İzmirlinin ilkokul ya da lise yıllarında bir şekilde gidip gördüğü bir yerdir bu müthiş kent. Üzerine çok lafa gerek yok, görmediyseniz bu ayıptan kurtarın kendinizi tez vakitte.

Marmara Bölgesi Sakinleri İçin;

is_8

Avrupa’nın içinden bir bölgemiz olduğundan olsa gerek, bütün yıl hızlı temposuyla fazlasıyla bizi yorar Marmara. Özellikle de İstanbul…

İstanbul içinden Ağva, Şile, Kilyos gibi mimlenmiş yerlere gidebileceğiniz gibi daha özel yerleri de günübirlik keşfedip hem kendinizi hem de instagram hesabınızı şenlendirebilirsiniz. Başlayalım!

1-Adalar:

sdf_3490

Tabi ki bir İstanbul klasiği ile başlamalıydım bu bölüme. Büyük, Heybeli ve Kınalı Ada… Bir vapur ile zamanda yolculuk yapabilir araba sesinin olmadığı, şehri yer yer görüp kargaşasına uzaktan bakıp gülebileceğiniz, martı ve dalga sesleriyle zihninizi arındırabileceğiniz bir hediye verebilirsiniz kendinize. Büyükada’yı seçerseniz mümkünse bir gece konaklayın derim. Gündüz ayayorgi kilisesine çıkıp müthiş manzarayı içinize çekin, bisikletle girmedik sokak bırakmayın; gece de eğlencenin bile nezih olduğu balıkçıların birinde günün yorgunluğunu atın( Fıstık Ahmet’in Yerini şiddetle tavsiye ederim).

2-Uluabat Gölü/ Bursa

915-8

Uluabat gölü yazdım ama Bursa’nın her yeri ayrı değerli. Bir gününüzü ayırıp bir kısmını gezin kesinlikle. Bu gölü yazmamın sebebine gelirsek; turistik açıdan gelişmiş olmasına rağmen yeterince adını duyuramamış bir cennet burası. İstanbul’dan veya Bursa’dan rahatlıkla günübirlik gidebilirsiniz. Göl, kuş göç yolları üzerinde olduğu için harika görüntülere ev sahipliği yapıyor. Gölün doğu ucunda bulunan Gölyazı köyünü mutlaka ziyaret edin, antik bir köy olmasıyla tanınır. Özellikle bahar aylarında papatyalar, kuzular derken tam bir cümbüşe şahit oluyorsunuz.

3-İstanbul Dere- Taraklı Köyü/ Sakarya

5-ff22f3d9e44b0ac6436ae2f70f058c71

Günübirlik huzur isteyenlere özel bir tavsiye var bu sefer. İstanbul Dere şelaleleriyle, gölleriyle, bol yeşilliğiyle manzaranın huzura dönüştüğü bir köy. Eğer bu taraflara gelmeyi düşünürseniz günün erken saatlerinde yola çıkın ve kahvaltınızı burada yapın derim. Şelalenin yanında sıcacık çayınızı yudumlamanın keyfine vardığınızda aç geçen yolculuğa fazlasıyla değdiğini anlayacaksınız. Sonrasında göllerin çevresinde yapacağınız bir yürüyüşle keyfinizi taçlandırabilirsiniz. Kahve içmek içinse tekrar  yola koyulup Taraklı Köyü’ne doğru yönelin. Belki hatırlayanınız olur birkaç yıl önce Şener Şen’in oynadığı bir reklam filmi vardı ve olaylar Mümkünlü Köyü’nde gerçekleşiyordu. Her şeyin mümkün olduğu bu köy Taraklı’dan başka bir yer değil. Neredeyse hiç tahribata uğramamış, kendine has o eskitme tarzı sonuna kadar korunmuş, ender bölgelerimizden birisi burası. Kahvenizi yudumlarken yanında gelen buraya özgü uhut tatlısının tadına varın ve tarihin huzurunda bir kez daha kaybolun. Bambaşka bir hissi var buraların, görmeden ayrılmayın.

Akdeniz Bölgesi Sakinleri İçin:

1-Likya Yolu Yürüyüşü/ Antalya

likya-yolu-fethiye-antalya-kral-yolu

Fethiye’den Antalya’ya uzanan 535 km’lik bir parkur Likya Yolu. Türkiye’nin ilk uzun mesafeli yürüyüş rotası olarak biliniyor. Kendinize bir parkur belirleyip günübirlik(biraz zor olabilir) veya haftalık yürüyüşe çıkabilirsiniz. Yol üzerinde göreceğiniz antik kentler, doğa harikalarıyla nasıl yürüdüğünüzü anlamayacaksınız zaten. Hemen araştırın, müthiş macera olur.

2-Cennet-Cehennem Mağaraları/ Mersin

cennet-cehennem-magaralari-magara-girisi

Adının hakkını fazlasıyla veren iki çöküntüden bahsedeceğiz şimdi. Silifke’de bulunan bu mağaralar yeraltı derelerinin zamanla kireç taşından oluşan bu platoyu aşınıdırarak ortaya büyüleyici manzaralar bırakmış. Üstelik tarihiyle birlikte! Özellikle Cennet mağarasını gezerken her an bir Romalıyla karşılaşabilme ihtimalinizi sorgularken bulabilirsiniz kendinizi. Mağara toplamda 452 basamaktan oluşuyor ve bu basamaklar Romalılardan kalma. Mağaranın girişinden bir kaç metre sonra yağmur ormanlarını aratmayacak bir görüntü karşılıyor sizi. 300. basamağa geldiğinizdeyse Meryem Ana’ya ithafen yapılmış üstü açık bir kilise bulunuyor. Kiliseyi geçer geçmez daha büyüleyici bir görüntüyle karşılaşıyorsunuz; yeraltı deresi… Şimdi genel resmi bir düşünün; bir mağara ama içi yemyeşil ve yeşilliğin ortasında bir akarsu. İsminin Cennet Mağarası olduğunu bilmeyen birine mağarayı gezdirseniz, ilk aklına gelenin yine cennet olacağı bir doğa harikası. Cehennem Mağarası ise tam tersi özelliklere sahip, zaten içine inemiyorsunuz. Dik bir şekilde aşağı doğru uzanıyor. Tepede yapılmış bir seyir terasından aşağıyı izleyebiliyorsunuz. Hatta mitolojiye göre Zeus, yüz başlı ejderha Typhon’u burada yenmiş ve Etna Dağına hapsetmeden önce Cehennem Çukuru’nda bir süre bekletmiş. Bu kadar gezdikten sonra az ilerisinde bulunan Astım Mağara’sını da görmeden dönmeyin. Bu iki mağara kadar büyüleyici bir görüntüsü var ve söylentilere göre astım hastalığına iyi geliyormuş. Gezi turunuz bittikten sonra Mersin’e özgü yiyeceklerle günü sonlandırın derim. Mersin deyince aklıma ilk gelen tabi ki tantuni ama yaz sıcağında çekilmez şimdi derseniz yine buraya özgü sıkma gözlemenin tadına bakın, çok doyurucu ve leziz bir alternatif olacaktır. Ve son olarak Mersin dışında bir yerde görmediğim kerebiç tatlısının tadına bakmadan ayrılmayın oradan. Hemen her pastanede bulabiliyorsunuz, güzel kapanış olur…

3-Antiochia Antik Kenti- Lavanta Vadisi- Eğirdir Gölü/ Isparta

fa384782e80334b8f1c53726cce7a765-750x500

Gülleriyle nam salmış olsa da tarihiyle birçok şehire taş çıkaracak bir yer Isparta. Antiochia’yı seçmemin sebebi başkent konumundaki bir antik kent oluşundan kaynaklanıyor, kalıntıları haliyle daha fazla bir kent burası. Bunun haricinde şehrin birçok noktasında antik kentler, kiliseler ve tiyatrolar bulunuyor. Araştırıp seçim yapmak size kalmış. Lavanta vadisine gelince… Üç noktayı hakeden bir renklilik bu tarlalar. Son yıllarda instagramla beraber, gözümüzdeki değeri iyice arttı lavantanın. Isparta’da bolca bulabilirsiniz bu tarlalardan ve hesabınızı taçlandırabilirsiniz. Eğirdir Gölü ise şehrin sembollerinden bir tanesi. Isparta zaten göller bölgesinde bulunan bir ilimiz olduğu için bolca göl görebilirsiniz burada. Ama Eğirdir’in suyu ayrı mavi, manzarası ayrı büyüleyicidir. İçinden çıkan balıklar da oldukça lezzetlidir. Ülkemizin 4. büyük gölü olma özelliğini taşıdığını da belirteyim.

Batı Karadeniz Bölgesi Sakinleri İçin

Karadeniz bölgesini özellikle de günübirlik gezmek istiyorsanız zorlanabilirsiniz. Çünkü planladığınızın rotanın dışına çıkmanız her an mümkün, bölge de tarih de manzara da fazlasıyla var. Bu sebeple kısımlara ayırarak incelemek daha doğru olur. Öncelikle iddia ettiğim bir şey var; bölgenin batısını aylarca da gezseniz bitiremezsiniz. Bunu bilerek yola çıkın! O zaman başlayalım.

1-Gölcük/ Bolu:

golcuk-manzara-800x455

Kartpostallar diyarı Gölcük… Aladağlarının eteğinde bir göl burası, bu dağlar o kadar yeşil ki kara parçası görebilmeniz mümkün değil ve söylenene göre yeşilin binbir tonu bulunurmuş bu tepelerde. Gittiğiniz de dönmek istemeyeceğiniz bir huzuru var Gölcük’ün. Tavsiyelere gelecek olursak; fazlasıyla ağaçlık olduğu için doğal klimalı bir bölge, tedbirli giyinin. Bir de gölün kıyısında adını hatırlayamadığım bir restaurant var. Ege’de bile yiyemeyeceğiniz lezzette zeytinyağlılar yapıyorlar, kesinlikle tadın derim.

2-Amasra/ Bartın:

R2A1117

Tam günübirlik gidip gezilecek hatta denize bile girilebilecek bir yer. Yine de benim size tavsiyem, imkanınız varsa geceden gidin sabah uyandığınızda göreceğiniz manzarayla yeniden doğmuş gibi hissedeceksiniz. Zamanın da Fatih Sultan Mehmet’in savaşarak tahrip etmeye kıyamadığı, savaşmadan aldığı bir güzellikten bahsediyorum size. Yolunuzu buraya düşürün ve Amasra Kale’sini, Mostar Köprüsü’nü aratmayacak Kemere Köprüsünü, üzerinde elliden fazla tavşan haricinde bir şey yaşamayan tavşan adasını, el emeği ürünlerle dolu çarşısını ve daha sayamadığım onlarcasını görün. Bir de bölge etrafında tekne turu yapmadan ve amasra salatası yemeden dönmeyin derim. Gecesi ayrı, gündüzü ayrı huzurlu bir yer burası. Gelip de pişman olacağınızı hiç sanmıyorum.

3-Safranbolu/ Karabük:

Safranbolu-1-681x385

Adını duymayanımız yoktur bu küçük ahşap evleriyle meşhur ilçenin. Safranbolu’nun taş sokaklarında bir süre kendinizi kaybettikten sonra derin tarih barındıran hanları, hamamları, müzeleri, camileri ve çarşılarını gezin. Etkileyici bir geçmişi vardır Safranbolu’nun, öğreniyor olmanın tadını çıkarın. Meşhur Bağlar Gazozu’nun da tadına baktıktan sonra Tokatlı Kanyonu’na doğru devam edin. Şelaleler, bol yeşillikler ve kuş sesleri eşliğinde kanyonda yapacağını bir yürüyüş günün bütün yorgunluğunu atacak üzerinizden. Safranbolu sokaklarını iyice özümsediğinize emin olduktan sonra Hıdırlık Tepesi’ne çıkıp, manzarayı bir de bu şekilde içinize çekebilirsiniz.

Ülkenin iç bölgeleri ve doğuna gelemeden yazıyı sonladırmak durumdayım sanırım. Her bölgeden büyük fedakarlıklar yapmış olmama rağmen yeterince uzun bir yazı oldu. İkinci hatta belki üçücü bir gezi yazısıyla yaz bitmeden bu eksikleri de tamamlamaya çalışacağım ve hep beraber kaderimizi aşacağız sevgili öğrenci kariyeri okurları.

Dünya’nın canlı ve sihirli bir gezegen olduğunu anladığınız, gözbebeklerinizin büyüdüğü her an gerçekten yaşadığınızı gösterir. Bu duyguyu her gün tatmanız dileğiyle…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir