Tamirci Çırağıklığından Liderliğe!

Erbakan Malkoç, adını dünyaya duyurmayı başarıp, gelecek nesillere gerek azmiyle gerekse zekasıyla örnek olarak adlandırabileceğimiz bir kişilik. Kendisi yokluk içinde büyümüş ancak hayallerinden ve yaratıcılığından ödün vermeyerek DizaynVip’i hayata geçirmiş ve 2014 Avrupa Rekabet Kalite Ödülü’nün sahibi olmayı başarmıştır. Şimdilerde ise dünya onu ”Çılgın Türk” olarak adlandırıyor.

k_14_1

Ardahan’ın Dengeli Köyü’nde dünyaya gelmiş olan Erbakan Malkoç, ne zaman doğduğunu, doğduğu ayın hangi ay olduğunu, hatta nerede doğduğunu bile bilmediğini söylüyor. 11 çocuklu çiftçi bir ailenin üyesi kendisi. Yokluk içinde büyüyor, yetersiz imkanlar ile okula başlıyor. Erbakan Malkoç o yıllarını ‘’Kalem, kağıt dahi bulamazdık. Bir kalem gelirdi yardım olarak, 6-7 kardeş kırıp onu bölüşürdük.’’ diye anlatıyor. Eksi 40 derecede tezek yakıp ısındıkları, camı çerçevesi olmayan bir okulda zor şartlar altında eğitimine başlıyor.
Malkoç ilkokul ikinci sınıfta iken hocalarının onda farklı bir şeyler olduğunu söyleyip ailesine ısrarı üzerine sınava giriyor ve %100 başarı alması sonucunda ikinci sınıftan dördünce sınıfa atlatılıyor. Geçiyor geçmesine ancak maddi imkansızlık diz boyu.

Öyle böyle bitiriyor 4. sınıfı ve bu defa da yatılı okul sınavına giriyor Malkoç. 17.000 kişinin girdiği sınavda en yüksek başarıyı elde ediyor. Bu derece okuma hayalleri içindeyken ilk önce annesini, 20 gün içinde 18 yaşındaki ablasını ardından da babasını kaybeden Malkoç, Ardahan’da bir başına kalıyor. Abileri İstanbul’da yaşıyor o zamanlar ve abisi henüz 10 yaşlarındaki Erbakan Malkoç’u alıp İstanbul’a getiriyor.
Getiriyor fakat Erbakan şehir yaşantısına karşı en ufak bir şey bilmiyor. Yaşadığı köyde elektrik, su, doğalgaz gibi şeylere sahip olmayan Erbakan, İstanbul gibi koca bir şehrin içine düşüyor ve köy yaşantısının samimi, paylaşımcı yapısının yanında İstanbul’a alışmak hiç de kolay olmuyor.
Fakat hayat devam ediyor ve yetim kardeşlerin de yoluna bir şekilde devam etmesi gerekiyor. Erbakan, abisi ile muhabbet esnasındayken okumak istemediğini, tamirhane çıraklığı yapmak istediğini dile getiriyor. İşte esas hikayesi de bundan sonra başlıyor.

Ekran Resmi 2017-03-28 23_58_16

Üzerinde kardeşlerinin sorumluluğu olan abi, Erbakan’ın bu isteğine tamam diyor. Fakat çalışmak kolay bir iş değil, hele ki yaşı bu denli ufak biri için hiç kolay değil. Öyle böyle gidiliyor o işe. Açlık içinde, kaçak tren yolculuklarıyla, ustadan yenen dayaklarla her türlü yokluğu çekerek geçiriliyor o çocukluk yılları. Tabii bunun güzel yanı ise, köyünde öküz arabasının üstündeyken uzaktaki otomobilleri büyük bir hayranlıkla izleyen, bu durumu: ”Adeta cin çarpmışa dönerdim!” şeklinde nitelendiren Erbakan’ın şimdi onlara dokunabiliyor olması oluyor. 30 yılı geçmesine rağmen hala daha abisine karşı vefa borcunu ödemediğini söyleyen Malkoç, ”Ağabeyimin beni o tamirhaneye götürdüğü günü hala unutamam.” şeklinde anlatıyor.

Çıraklığı zaman içinde oturtmuş olan Erbakan yavaş yavaş kalfalığa yöneliyor ve zamanla o kalfalığı da elde ediyor. Ustalığa yaklaştıkça daha da farklı düşünmeye başlayan Erbakan, o dönemde üretilen otomobillerde aksesuar olmadığını ve bunun haricinde başka eksikliklerin de olduğunu görünce farklı işler yapmayı hedefliyor. Bir gün ustasının ”Ya bu tamirhanede kalıp bizim yaptığımızı yaparsın, ya da gidip kendine yeni bi yer açarsın.” demesinin üzerine hayalleri de değişiyor ve yeni hayali 20 metrekare bir atölye kurmak oluyor.

Erbakan henüz 14-15 yaşlarındayken o istediği atölyeyi açıyor. Bir iş, iki iş derken o atölyede güzel işler gerçekleştiriyor. Bu atölye için “Avrupa’ya atılan ilk adım” demek yerinde olur diye düşünüyorum.
Ustalarından dayak yiyip, parasızlıktan zor yıllar geçiren Malkoç, artık para kazanan ve ailesine yardım edebilen bir birey oluyor. Tabii ki geçiminin yanında işleri ve yoğunluğu da artış gösterince daha da büyük işlere ve daha da büyük bir yere ihtiyaç duyan Erbakan bu durumu ağabeyine açıyor. Ağabeyinin zıttı yönde düşüncesine rağmen inancını asla bırakmıyor. Vatani görevini yerine getirip geldikten hemen sonra vizyonunu genişletmek adına işe koyuluyor ve bu düşünceden hareketle kişiye özel araç içi tasarımı yapmaya karar veriyor. Günümüzde insanlar, giyimlerinden tutun da saçlarına kadar özgünlüğe özen gösterirken attığı bu adım tabii ki de çok ilgi çekici oluyor.

Bu fotoğraf Cengiz YANIK tarafından Dizaynvip için çekilmiştir.
Bu fotoğraf Cengiz YANIK tarafından Dizaynvip için çekilmiştir.

Yoğun ilgi ve müşteri toplamaya başlayan Malkoç 1997 yılında Avcılar’da 6500 metrekarelik alanda DizaynVip’i hayata geçiriyor. Malkoç burada fabrika çıkışı olarak ona getirilen araçları A’dan Z’ye değiştirip satmaya başlıyor. Tabii bu işler sağlam bir ekip işiyle renkleniyor.

2001 yılında içini tamamen değiştirip tasarladığı minibüs ile katıldığı fuarda çok fazla ilgi görüyor ve bu şekilde Türkiye’de adını duyurmayı başarıyor. Ardından Ortadoğu, Rusya, Suudi Arabistan gibi yerlere de araç tasarlayıp satmaya başlıyor. İddialı tasarımları ile adından söz ettiren Erbakan Malkoç, Kasım 2013’te Lob in Europe tarafından altıncısı Frankfurt’ta düzenlenen “International Leaders Of Branding Intelligence Summit’te Avrupa Diplomatlar Birliği Başkanı tarafından “Avrupa’nın En İyi Otomobil Tasarım Ödülü”nün sahibi oluyor.
Bunun yanında ABD’nin en prestijli organizasyonu olan IMA IMPACT ( Internet Marketing Association) Teknoloji Zirve’sinde dünyada Otomobil Tasarımında Teknolojiyi En İyi Kullanan Firma Ödülünü almak üzere Las Vegas’a davet ediliyor ve burada Türkiye’yi en iyi şekilde temsil ediyor.

erbakan-malkoc

Günümüzde Türkiye’de bilinen birçok sanatçı, sporcu ve diplomatın araç tasarımlarını yapan Erbakan Malkoç, geldiği bu noktayı kendinin dahi tahmin etmediğini söylüyor. Şu anki hedefi ise eğitim hayatını tamamlamak olan Malkoç, ”Asla bir hayalimin peşini bırakmam. Çünkü hayaller çok pahalıdır. Ben hayalimi gerçekleştirmek için çok uğraşırım. Ama tabii ki Allah nasip etmezse yapabilecek hiçbir şey yok. Belki bu benim en büyük şanslarımdan birisi, yüce yaratan beni hiç yarı yolda bırakmadı. Ne hayal ettiysem oldu. Çok uğraştım, çok zor oldu ama yılmadım. Başarının gerçek tanımı zorluklarla mücadele etmedir. Başarı insanın başladığı nokta ile geldiği nokta arasındaki çizginin adıdır. O çizgide zaten gerçek manada zorluk yoksa gerçek başarı da yoktur.” şeklinde ekliyor.

Nida Varhan

Uludağ Üniversitesi İşletme Fakultesi 2. sınıf İşletme bölümü öğrencisi.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir