Suskunluk Sarmalı

Suskunluk sarmalı; Alman siyaset bilimci Elisabeth Noelle-Neumann tarafından geliştirilen bir siyaset bilimi ve kitle iletişim teorisidir. Teori özetle şudur: Eğer savunduğunuz fikir, toplumun genelinde kabul görmüyorsa, onu söylemekten vazgeçersiniz.

Herkes, içinde yaşadığı toplumdan dışlanmaktan korktuğu için fikirlerini söylemekten çekinir. Toplumda herkesin kabul ettiği bir görüşü kabul etmese bile ediyormuş gibi görünür. Bu bastırılmış düşünceler ve sessizlik bir süre sonra büyür ve bir sarmal halini alır. Damgalanmaktan ve etiketlenmekten korkup susar haliyle içine kapanır. Gördüğü haksızlıkları görmezden gelmeye, görüyorsa da ses etmemeye başlar.  Birey yalnız ya da güçsüz olduğu için değil, etrafındaki ideolojik ortama ters bir şey söyleyemeyeceği için susar, medya da bu suskunluğu yayar. Susmak korkuya karşı alınan bir tedbirdir. Kendini koruyabilmek için yaygın görüşün yanında saf tutar, onu yüksek sesle dillendirmeye başlar.

fdfdf

Suskunluk sarmalını örneklendirecek olursak; kitle iletişim araçları egemen düşünceyi aktarırken aykırı düşünceye giderek daha az yer verir. Bu sarmal sonucunda egemen düşünceyi ifade eden insan sayısında artış olurken, aykırı düşünceyi ifade eden insan sayısında da azalma olur. Birçok insan önemli kamusal konularda yalnız kalmamak için çevrelerine bakıyor ve hangi düşüncenin güçlenip hangi düşüncenin düşüşe geçtiğiyle ilgili ipuçları arıyor. Eğer bir insan kendi kişisel düşüncelerinin düşüşte olduğunu düşünüyorsa bunu ifade etmeye daha az meyilli olabiliyor. Sonuçta egemen olan düşünce yanlış da olsa daha da güçlenip, meşrulaşıyor olabilir.

gccffccfgcfg

Dışlanma riskini bertaraf etmek için, çevresinden kazandığı ”popülarite ve saygınlığını” korumak için, bireyler çevrelerini/çevrelerindeki değişimleri dikkatle takip eder. Ne tür görüş ve tarzların yaygın olduğunu sürekli kontrol eder ve hemen uyum gösterir; topluma ”yabancı/uyumsuz” durumuna düşmemeye çalışır.

Medya tarafından ele alınan konular toplumun egemen görüşünü yansıtır. Bunlara karşı çıkmak ve bunların aksi görüşlerini savunmak için insanlar yeterli gücü ve imkanı kendilerinde bulamaz. Medyada sunulan görüşe katılmayan pek çok izleyici kendi görüşünü dile getirmekten kaçınmaktadır. Bunu dile getirmeyi cesaret edenler ise toplum tarafından dışlanır. Bu dışlanmaya maruz kalmamak adına insanlar sessiz kalmayı ve kendilerini güvende hissetmeye devam etmektedir.

Özel İçerik: İlkim Kıl

İlkim Kıl

Haliç Üniversitesi - Halkla İlişkiler ve Tanıtım

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir