ODTÜ İşletme Mühendisliğinden, Simit Sarayına…

image

ODTÜ mezunu olarak hayata atıldı. Yakınları hiçbir işi ona layık bulmazken o simitçi olmaya karar verdi! Dört çalışanla yola çıktı ve Osmanlı’nın fastfood’u simide itibarını geri iade etti… İşte Simit Sarayı’nın kurucusunun sıfırdan bir dünya markası yaratma öyküsü..

[ad name=”Google Adsense”]

Bir Girişimcilik Hikâyesi: Simit Sarayı…

simit1_1

İstanbul’da 4 çalışanla başlayan, bugün tüm dünyada 6500 çalışanı, günlük 500 bine yakın müşterisi olan bir dünya markasına dönüşen “Simit Sarayı” Türk girişimciler için büyük bir ilham kaynağı. Peki bu fikir nasıl doğdu, nasıl bu kadar güçlü ve yaygın hale geldi? Kurucusunun ağzından sıfırdan zirveye simit sarayının öyküsü…

Simit deyip geçme!

Simit-Sarayi-Peynirli-Domatesli

Simit Sarayı Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Okutur’un kariyer arayışı, ODTÜ İşletme Mühendisliği eğitiminden sonra kendisine “Nasıl bir iş yapsam? Hayatımı nasıl devam ettiririm? Nasıl daha çok para kazanırım? Ailemi nasıl daha iyi geçindirebilirim ?” gibi sorularla başlamıştır. Yurt dışından yabancı sermayelerin ve AVM’lerin rağbet görmesi dokuz yüz elli bin civarında mahalle bakkallarının kapanmasına ve müşterilerinin azalmasına neden olur. Mahalle bakkallarının azalması Okutur’u “Nasıl ayakta kalabilirler?” diye bir çalışmanın içerisine sürükler.

Satış teknikleri, satın alma teknikleri, müşteri ilişkileri, personel yönetimi üzerine 50-60 sayfalık bir kitapçık hazırlayıp satmak ister. Ancak bu hazırlık sekiz senesini alır ve altı bin sayfa dosyaya ulaşır…  Bir ara çalışmanın bir işe yaramayacağı düşüncesine kapılır. Bununla birlikte yaptığı çalışma kendisine farklı iş kolları hakkında bilgi sahibi olması ve tecrübe kazanmasını sağlar. Edindiği bu düşünceler perakende sektöründe sistematik bir yola girmesine vesile olur. Peşin satışı olan ürünleri düşünür ve tabii ki akla ilk gelen “ekmek” olur. Ancak rekabetin yüksek olması nedeniyle ekmekten vazgeçer. “Yüzümde tebessüm oldu esasında” diyerek anlattığı “simit” ikinci sırada gelir.  Osmanlı’nın “fastfood”u, insanların simide karşı sempatisinin olması Okutur’u heyecanlandırır. İnsanların simidi keyifle tüketebileceği ve simide itibar kazandırmanın gerekliliğini düşünür. Bu dönem, 2000’li yıllarda Erzincan’da geçmiştir.

Okutur, simit, günün 24 saati, herkesin severek tüketebildiği bir ürün olduğu ve çok fazla miktarda satılabilmesinden dolayı insanların yoğun olduğu bir yerde olması gerektiğine karar verir. Bu koşullara uygun yer, o güne kadar pek bilmediği İstanbul’dur. 2002 yılında “simitçi” olmak için İstanbul’a gelir. Erzincan’daki gibi dükkan kiralamak İstanbul’da kolay olmaz. Mevcut sermayesi ile istediği yerlerde dükkan kiralayamaz. Bu nedenle tanıdıklarına projesinden bahseder ve onlardan “Bu kadar okudun, çalıştın simitçi mi olacaksın?” gibi nasihatler alır.

8dec12f0ceb1f0648065370a832c0360

3 ay boyunca kendisine ortak bulamaz. Masraf ve kısıtlı bütçe ile dükkan hazırlanır. Çağlayan’da gezerken Okutur, yakılmak üzere bekleyen marangoz atölyesinden küçük tabure ve sandalyeleri satın alır. İmkânsızlıktan oluşan mekân, artık “simit sarayının konsepti” olur. Sıra gelir fırına. Simitin taş tabanlı ve odun ile yanan fırında pişmesi gerekir. Ancak kısıtlı bütçe ile lahmacun fırını yaptırabilir. Bu kez de fırını yapacak usta bulamaz. O dönemdeki bilinçli tüketim alışkanlıkları, simide yönelik itibarın azalması usta sayısını ve yatırımı da azaltmıştır.  Simit fırını daha geniş olması gerekirken, lahmacun fırını küçük hacimli olduğundan 30-40 adet simit, yarım saatte ancak pişer ve kuyruğa neden olur. Ancak bu kuyruk “Türkiye’nin en güzel simit yapan yeri” şeklinde algılanmasını sağlar.

cagrik_498215373568160

Okutur 4 çalışan ile başladığı işine şu anda üç bin beş yüz çalışan ile devam etmektedir. Hedefi yüz bin çalışanı olan Simit Sarayı ailesi olmaktır. Bunun nedeni ise, insanların önce kendileri için, sonra ailesi için, daha sonra ise ülkesi için çalışması gerektiğini düşünmesidir. Okutur, insanların hayatlarını devam ettirmesinin ülkelerin itibarı ile sağlanabileceğini, bu itibarın ise ülkelerin markaları ile artabileceğine değinir. Diğer bir hedefi ise, dünyada en fazla restoran sayısı ile Mc Donalds’ın sahip olduğu 34.000 mağaza sayısına karşılık 34.000+1 Simit Sarayı ile dünya markası olmaktır.

Diğer ülkelerden bir eksiğimizin olmadığını, gözümüzde büyüttüğümüz ülke, marka ve şirketlerden daha fazlası olan çalışma isteğimiz, heyecanımız, genlerimizdeki girişimci ruhunun olduğunu belirten Okutur, tek eksiğimizin cesaret ve özgüven konuları olduğunu konuşmasında vurgulamıştır. Yaptığı işle ilgili heyecanı ilk günkü gibi devam ettiğini, simidin de dünyanın her yerinde sevilen bir yiyecek olması, karışımı ve hammaddesinin basit olması simide yönelik güvenini artırmaktadır.

Son olarak Okutur, edindiği tecrübeler doğrultusunda bir işte sonuç alabilmenin kriterlerini, İşe inanmak, doğru şekilde planlamak, gayret göstermek, gerekirse yirmi dört saat çalışmak, işe odaklı olmak, vazgeçmemek ve işte başarının keyfini çıkarmak, şeklinde sıralamıştır.

[ad name=”HTML”]

KAYNAK

Aysegul Cilesiz

Adnan Menderes Üniversitesi,'' İnsan Kaynakları yönetimi'' bölümü öğrencisiyim. Öğrenci Kariyeri Ailesinin bir parçası olmaktan gurur duyuyorum :)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir