Kültür Alınıp Satılır Mı?

Kültür, toplumların oluşturduğu maddi, manevi birçok üründür. Kültürün birçok tanımı bulunmaktadır. Durumlara, olaylara ve gelişmelere göre değişmeler tanımda farklılıklar oluşmasına sebep olabilir. Kültür ile endüstri arasında ne gibi bir ilişki olduğu düşünülebilir. Kültür insanlığın oluşturduğu değerler bütünüdür. Dil, din, sanat, müzik, gelenek, görenek, davranış biçimleri, mimari şekiller, tüketme biçimleri hepsi kültür kavramının içine dahil olmaktadır.

Toplumlar düşünerek, sorgulayarak bir şeylere yanıt ararken veya kullanırken, anlam araştırması yapıyor ise popüler kültüre ayak uyduruyor demektir. Popüler kültür halk tarafından oluşturulan, belli bir ekonomik amaç güdülmeden uygulanır. Kitle kültürü ise popüler kültürden farklı olarak insanların sorgulayıp, sormadan o hizmetlere dahil olduğu kültür diyebiliriz. Kültür endüstrisi kavramını ele almak için öncelikle popüler kültür ile kitle kültürü arasında ki ilişkiyi anlayabilmek önemlidir. Popüler kültür ile kitle kültürü kavramları son dönemlerde oldukça karşımıza çıkmakta.

dh_790x445

Frankfurt Okulu temsilcilerinden olan Theodor Adorno ve Max Horkheımer, birey, toplum ve kültür arasındaki anlamı ifade etmek adına Kültür Endüstrisi kavramını ortaya çıkarmıştır. 1940’lı yıllarda atılan bu kavram makale haline getirilmiştir ve bu makalede kültürün artık aynılaştığından, standartlaşmasından bahsedilmiştir. Kültürün endüstrileşmesi ile artık toplumla ilgili bir hizmetin veya durumun şeyleşmiş ve yapay hale geldiği öne sürülmüştür.

Düşünürlere göre; yeni dünya düzeni, kapitalleşen yaşam tarzı insanları tek bir kişi gibi, birbirleri ile aynı davranıp, aynı düşünmesine sebep oluyor. Kapitalizm insanları birey halinden çıkartıp hatta yok edip herkesleştirdiği düşünülür. Kapitalizmin asıl amacı sürekli tüketmektir. Bu amaca uygun mesajlar ileten kapitalist sistem, tek tipleşmiş insanlar oluşturarak kolaylıkla insanları yönlendirecektir. Kültürün artık alınıp satılan bir hal haline gelmesi değerlerin bir meta haline gelmesine sebep olmaktadır. Kullanılan dilin anlamı bile endüstrileşmesi ile artık hem anlamsız hem de aynileşmiş hale geliyor. En basitinden kullandığınız kelimeler dahi bu tek tipleşen dünyanın içine dahil oluyor. Tek tipleşen dünya ise sorgulayan, araştıran insan varlığını tehdit eden bir hal alıyor.

kjh

Kapitalist sistemin sürekli Tüket mesajını her yerde insanlara verdiğini bilmekteyiz. Ve buna maruz kalmaktayız. Her zaman “Bu ürüne sahip olursa harika bir yaşamın olacak, sen de onlar gibi olacaksın, bu ürünü kullanırsan zengin olacaksın” mesajları iletilir. Hedefler sunan bu sistem insanlara ufak bir kandırmaca oyunu düzenliyor denebilir. Alışveriştesiniz, bir pantolon alacaksınız diye düşünelim. Size sunulan birçok ürün olduğunu, ne kadar özgür olduğunuzu düşünebilirsiniz. Ama maalesef bu durum böyle olmamakta. Sunulan belli parça ürünlere ulaşıp, yalnızca onu alabilirsiniz. Veya özel olarak kendi terzinize yaptırabilirsiniz. Ama bu durum bile sizi farklı yaptığı için kendinizi toplumdan farklı yabancı hissetmenize sebep olabilir. Sistem size bunu yapıp, sistemden dışarı çıkmanızı istemiyor. Herkesin aynı olması egemen güçleri zorlaştırmıyor. Kolaylıkla anlatmak istediklerini söylerler.

Kültür endüstrisi olarak anlatılan kavram, genel olarak sistemin insanların oluşturduğu kültürü yeniden oluşturduğu ve benzer insanlar oluşturmak için çabaladığını anlatır. Televizyon ekranlarında yer alan diziler, filmler, reklamlar, artık yeni mecra sosyal medya da bile bu duruma rastlanıyor. Sistem, insanların değerlerini değiştirip, fark etmeden kültürün tek tipleşmiş durum haline gelmesine sebep oluyor.

Özel İçerik: Sevil Gödek 

Sevil Gödek

Haliç Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir