Kahveyi Avrupa’ya Tanıtanın Türkler Olduğunu Biliyor Muydunuz?

Türk kahvesinin nasıl Türk kahvesi haline geldiğini biliyor muydunuz? Topraklarımıza nasıl ulaştığıyla alakalı birçok hikaye olsa da en kabul göreni Kanuni döneminde Yemen valisi olan Özdemir Paşa sayesinde Osmanlı’ya geçtiğidir. Osmanlı halkı bu kahveyi o kadar benimsemiş ki adına “kahvehane” deyip dönemin “kafeleri” ortaya çıkmış. Ancak aklınız karışmasın kahvehaneler ilmin ve sanatın kesiştiği noktalarmış o zaman. Kitap okunur, siyasete yönelik sohbetler edilir hatta meddah oyunları bile oynanırmış.

6

Peki nasıl oldu da Türk kahvesi bizden çıkıp Avrupa’ya ulaştı? Şöyle ki Viyana kuşatması sırasında Osmanlı ordusu bozguna uğrar ve çuvallar dolusu kahve de Viyana sınırlarında bırakılır. Viyanalılar bu çekirdeklerin başta hayvan yemi olduğunu düşünse de Türkleri yakından tanıyan Avusturyalı George Kolschitzki bunun kahve olduğunu söyler ve kahve kültürü de kahvehaneler ile birlikte Avrupa’da yayılmaya başlar.

7

Yararları nedir peki Türk kahvesinin derseniz eğer;

Enerji verir.

Depresyon, stres ve sinirsel hastalıklara karşı etkilidir, sinirleri yatıştırıcı özelliği vardır.

Baş ağrılarını giderir.

Siroz hastalığına iyi gelir.

Kan basıncını düzenler.

Antioksidan özelliğinin olması cildin yaşlanmasını geciktirir, cildi ve bütün vücudu serbest radikallerin neden olduğu hastalıklardan korur.

Kemikleri kuvvetlendirir.

Düzenli olarak günde 2 fincan tüketildiğinde kolon ve göğüs kanserine yakalanma riskini azaltır.

Tabi zaman içerisinde farklı türleri de ortaya çıkmış birkaç tanesini incelemek gerekirse;

Menengiç Kahvesi

8

Çekirdek olarak yabani Antep fıstığı ağacı olarak bilinen menengiç bitkisinin meyveleri kullanılır, klasik Türk kahvesi gibi su veya süt ile hazırlanılabilir. Çedene kahvesi olarak da adlandırılan menengiç kahvesi en bilinen kahve çeşitlerimizden biridir. “Bıttım” da denilen bir antepfıstığı çeşidi olan “pistacia” cinsi ağacın meyvelerinden yapılır. Meyveleri kahve ağacının tersine ham iken kırmızı rengini, olgunlaştığında ise yeşil rengini alır. Bu meyveler sonrasında toplanıp, kurutulup, kavruluyor ve pişiriliyor.

Dibek Kahvesi

9

Öğütülme şekli ile klasik Türk kahvesinden ayrılan dibek kahvesinin çekirdekleri, taş ya da tahtadan yapılan ve dibek adı verilen büyük havanlarda dövülerek öğütülüyor. Bugün, orijinal bir dibek kahvesi içmek oldukça güç olsa da hala yapan yerler var. Türk kahvesine oranla daha yoğun kıvamlı olan kahve, yumuşak bir içime sahip.“Dibek” esasen bir kahve pişirme yöntemi değil, bir öğütme biçimi. Geleneksel Türk kahvesinde kullanılan aynı çekirdek tipinin el değirmeni veya Türk kahvesi değirmenlerinde değil; taş, içi oyuk havanlarda tokmak ile dövülmesinden ibaret. Bu öğütme tipinde aromalar daha yoğun biçimde açığa çıkıyor ve standart Türk kahvesi öğütme kalınlığından daha kalın oluyor.

Mırra

mirra, turkish coffee, mardin, turkey

Türk kahvesi fincanından bile küçük kulpsuz bardaklarda sunulan mırra, kahvenin birkaç kez demlenmesi ile elde ediliyor. Uzun ve uğraştırıcı demlenme sürecinden sonra imbiklerle sunuluyor.Tadının acılığı ve yapımının zorluğu nedeniyle mırra, daha çok özel günlerde tüketiliyor.

Kahveye adını veren “mırra” kelimesi Arapça’da acı anlamına gelen “mur”dan türemiş. Sert ve içimi yavaş olan Arap kökenli bu kahve, Türkiye’de daha çok Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde tüketiliyor ve sıra gecelerinde, gecenin sonunda sunuluyor. Kahvenin yapıldığı geleneksel cezvenin adı “gümgüm”. Bu cezvede kahve yaklaşık iki saatte demleniyor.

Süvari Kahvesi

12

Bu kahve halk arasında Adana gar kahvesi olarak da biliniyor. Koyu kavrulmuş ve sert bir kahve olan süvari kahvesi, Adana’nın meşhur kahvelerinden. Zamanında yeniçeri kahvelerinde nargilenin yanında içilirmiş. Süvari kahvesini özel yapan bir sebep de alışagelen ufak fincanlarımızda değil çay bardaklarında servis edilmesi. Yani olur da bir gün denk gelirseniz şaşırmayın bizden söylemesi.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir