İlber Ortaylı’dan Yedi Gezi Rotası

İlber Ortaylı’nın söyleyişi tarzında yeni çıkan ”Bir Ömür Nasıl Yaşanır” adlı kitabında birçok yararlı bilgi olduğu gibi Evliya Çelebi gibi dünyayı dört dönmüş olan İlber Hoca bize hangi ülkelerin çok önemli olduğu, hangi bölgelerin mutlaka ziyaret edilmesi hakkında geniş bilgi veriyor. Hayatından edindiği tecrübeleri , engin bilgilerini müthiş bir söyleyişiyle bize sunan Ortaylı’nın kitabında derin bir dehlizde hissediyorsunuz, kitabın birçok gencin başarısını kamçılayacak  derecede etki edeceğini ve birçok  okuyana çok faydalı olacağını düşünüyorum. Dünyayı gezmenin, farklı kültürlerin öneminden çok defa bahseden Ortaylı kitabında bize birçok bölgeden bahsettiği gibi bize 7 rota çiziyor. Bizzat kendi dilinden aktarmak istiyorum sizlere.

ılber-ortaylı1

1) Müthiş ve dengeli bir karışım görmek için; 
”İspanya’ yı görmelisiniz. Seyahatinize Barcelona’dan başlayabilirsiniz. Böylece hem bu güzel karışımın unsurlarından birini görmüş olursunuz hem de dünyaya açık, medeni Akdeniz’i yaşarsınız. Akdeniz başlı başına bir dünyadır. O dünyanın geniş pencerelerini Barcelona’ da bulursunuz. Barcelona zengindir, sanayisi gelişkindir. Mimar Gaudi’nin eserleri oradadır. Bir musiki şehridir, opera şehridir. Şehrin konser salonu ve opera binası mühim eserleridir. Çarşısı pazarı da ihtişamlıdır Barcelona’nın ; mutfağına vakit ayırmak gerekir. Şehirde’ki  Picasso Müzesi’ni, yine civardaki Figueras- Girona’ daki Salvador Dali Müzesi’ni dolaşmak şarttır. Katalonya’nın başkenti Barcelona, Avrupa’nın en Avrupai başkentidir. Her sokak, her bina sergiliktir. İnsanlarına ayak uydurmakta zorlanmazsınız.İspanya elbette Barcelona’yla bitmez. Akdeniz’ e nüfuz etmek için daha epey dolaşmak gerekir. Mesela Endülüs… Bizim kültürümüzün bir parçasıdır, mutlaka ziyaret edilmelidir. Keza İspanya, Ortaçağ İslam tarihinin en önemli merkezlerinden biridir. Madrid’ in Prado ve Kraliçe Reina Sofia gibi ünlü müzelerini, operasını da programa eklemeli.  ”          ortaylı-2

 2) Akdeniz’ deki ”biz” i yaşamak için; 
”Dubrovnik başta olmak üzere, yukarıda Saraybosna’ dan başlayan bir geziyle, bize yakın bütün kıyıları gezmek gerekir. Adriyatik kıyıları ve Dalmaçya özellikle nefistir. Yunan adalarının hemen hepsi çok güzeldir. Midilli yeşildir, hoştur; Sakız o kadar hoş değilse de orjinaldir. Rodos bana fazla turistik gelir, yine de enteresandır. Yunanistan’ın kendisi el değmemiş, temiz kalmış bir ülkedir. Bu gezi sırasında sakın ola ki kocaman turistik sefer yapan gemilere binmeyesiniz! Ahali bu tip turistleri hiç iyi karşılamıyor ve dürüst hizmet vermiyor. Limanlar arası kısa seferleri veya kara yolculuklarını tercih edin. Kesenin ağzını biraz açabilenler tekne de kiralayabilir. Yunanistan deyince, görmeyenler Girit’i de muhakkak görmeli. Çünkü Girit’i bilmeyen Akdeniz tarihini ve 17 ila 20. yüzyıl Türk tarihini de anlayamaz. Hanya Limanı’ ndaki iskeleyi ve camileri gidip görünüz, adanın başkenti Kandiye (bugün Heraklion) gibi Osmanlı ve İtalyan merkezlerinin yanında gene bu özellikleri taşıyan Rethymnon’daki (Resmo) eserleri ziyaret ediniz. Mutasarrıflık binasını, çeşmeleri, ufak mescitleri, Venedik kalıntılarını (bilhassa lonca binası) dolaşmanızı tavsiye ederim. Kandiye’deki mezarlık (taşlar müzede) ve Mevlevihane kalıntıları da görülecek yerlerden. ”

3) Hayattan bunaldığınız zaman;
”Bosna’ya gidilmelidir. Çünkü İslamiyet’in en hoş yaşandığı yer orasıdır. Saraybosna’da müslümanlık, Osmanlılık ve medeniyet birleşmiştir. Ezan orada sade insan sesiyle okunur, pek güzeldir. İslam dünyası hakkında ümidinizi yitirirseniz Bosna’ya gidin. Oradaki dini hava ve laik atmosfer, şık kıyafetler ve mütevazi İslam, insan sesiyle okunan ezan ve çarşının Osmanlı havası muhakkak teneffüs edilmelidir.”

4) Kafanızı dinlemek, hayat hakkında planlar yapmak, durup bir geriye bakmak için; 
”Peşte’ye gidin. Buda da hoştur ama  benim için esas güzeli Peşte’ dir. Budapeşte sıkıntılar içindeki Macaristan’ ın başkentidir ama refah şehri Viyana’ya göre  çok daha şahsiyetlidir. Macaristan’ı görün. Başkent Budapeşte’nin sakinlerinin şehirle nasıl ilişki kurduğuna dikkat edin.”

5) Hayaller kurmak, tefekküre dalmak için; 
”Semrekand’a gidin. Rüya şehir Semrekand’da, geceleri Registan Meydanı’nda oturmalısınız. Bu deneyim, ateş seyretmek gibidir, büyüleyicidir. Meydanda otururken tefekküre dalıyorsunuz, hayaller kuruyorsunuz. Bu tip dalmalar esasen yazarlara ve müzisyenlere çok ilham verir.”

6) Orta Asya coğrafyasını keşfetmek için;
 ”Özbekistan’a gidin. Bu ülkenin dört bir köşesi de çok önemlidir, muhakkak gidip görmek gerekir. Ahmet Yesevi’nin şehri Yesi’ye gittiğinizde, ‘Bir Orta Anadolu şehri gerçekten zenginleşirse nasıl olur?” sorusunun cevabını göreceksiniz.”

7) Tüm dünyada en sevdiğim şehir; 
”İsfahan’dır (İran bölgesinde). Yezd’i de sayabilirim. Ama benim için en başta İsfahan gelir. Ama İran’a ulaşım pek rahat değildir, zahmetlidir.”

Özgün İçerik: Kudret Kangül

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir