Bizim de Hollywood Starımız Var: Haluk Bilginer

Tiyatro, sinema veya televizyon oyunculuğu denince ilk akla gelen, oynadığı her karakteri efsaneye dönüştüren, rol aldığı her projeyi zirveye taşıyan, duruşu ve başarılı oyunculuğunun  yanı sıra sesiyle insanın kalbinin en derinliklerine işleyen, üretkenliği, yaratıcılığı ve evrensel değerlere sahip olmasıyla birçok tiyatrocunun rol modeli olan Haluk Bilginer, üç çocuklu bir ailenin ikinci çocuğu olarak, 5 Haziran 1954’te İzmir’de dünyaya gelir. Annesi Bedriye Hanım, babası İzmirli sigortacı Tahsin Bilginer’dir.

haluk-blgner1

Çocukluğunda çok meraklı olduğu için arkadaşları ona ‘meraklı’  lakabını takar. En sevdiği şey ansiklopedileri karıştırmaktır. Resimli Bilgi adlı ansiklopedinin  her sayısını alan baba Tahsin Bey aynı zamanda Haluk Bilginer için  bu sayıları ciltletir.  Bu merakını  sonraları şöyle açıklar Haluk Bilginer: ”E oyuncu olmanın  da birinci şartı merak. Meraksız ve ilgisiz bir insansanız oyuncu olmanız çok da mümkün değil. Yaptığınız şeyleri neden yaptığınızı bilmelisiniz ki, bunu yaparken ve bir karakteri canlandırırken oradan bir şeyi bulup çıkarabilesiniz. O dürtü vardı bende, kimyager ya da doktor olmadım, oyuncu oldum.”

haluk-blgner-2

Bilginer, ilkokulu , İnönü İlkokulunda, liseyi ise Türk Kolejinde okur. Lise son sınıfa geldiğinde okulun tiyatro koluna giren Haluk Bilginer için bambaşka dünyanın kapıları aralanmış olur ve bizim için de bir efsane olan, izlemekten ve dinlemekten muazzam bir keyif aldığımız Haluk Bilginer sahnelere adım atmıştır. O yıl, Demokrat  İzmir Gazetesi’ nin açtığı liseler arası tiyatro yarışmasıyla ilk ödülünü alır.  Bu yarışma onun için  hem motivasyon kaynağı hem de yeteneğini göstermesi adına bir fırsattır. Jüride bulunan tiyatro müdürü Ragıp Haykır onu İzmir Devlet Tiyatrosuna konuk oyuncu olarak davet eder. Henüz lise öğrencisi olan Bilginer bu teklifle birlikte İzmir Devlet Tiyatrosunda profosyenel olarak üç oyunda rol alır. Lise mezuniyetinin ardından 1972 yılında Ankara Devlet Konservatuarı Tiyato Bölümünü kazanır. Tiyatro eğitiminin ardından 1977 yılında İngiltere’ ye giden Bilginer, Londra Müzik ve Drama Sanatları Akademisinde (LAMDA) bir yıl boyunca ileri tiyatro öğrenimi görür. Burada yaşadığı yıllar boyunca içinde  250 bölüm boyunca canlandırdığı Kıbrıslı Mehmet Osman rolüyle tüm adada ün kazandığı Eastenders dizisi de bulunan birçok oyunda,  müzikalde, televizyon dizisinde ve filmde oynar.

Resim3_790x445 (1)

Resim4_790x445 (1)

Bilginer dünyada Shakespare müzikali yapan ilk kişidir. Shakespare’in eserlerinden esinlenerek yapılan müzikaller olsa da ilk kez Shakespare’in eserleriyle doğrudan müzikal yapmaya Bilginer cesaret etmiştir.  Bu müzikalin yine farklı yönü olarak Bilginer, playback yapmayı reddetmiştir, orkestrayı oyunun bir parçası haline getirmiştir.Bilginer, ölümlü insanın sadece yaşadığı sürece odaklanarak bu süreci en nitelikli şekilde yaşaması gerektiğini Shakespare aracılığıyla vurgular:                                          ”Doğduğun andan itibaren o elinde tuttuğun saat ecele akar..
Her saniye ölüme biraz daha yaklaşıyorsun.
Yolculuğunu önemse, anı önemse; yaptıklarını insanları, çevreni önemse…”
Resim6_790x445
Türk izleyicisinin Bilginer’in dehasını ve yeteneğini bu kadar sahiplenmesinde samimiyetinin payının çok büyük olduğu kuşkusuzdur. Bilginer sahicidir,  düşüncelerini kimseyi incitmemek adına gizlemez, sahte olma durumu yoktur onda.

Üstadın hayran kaldığım cümlesiyle yazımı bitirmek istiyorum:
” Korku çok insani bir duygudur. Korkmayan aptaldır zaten. Ben de korkuyorum ama korkak değilim. Cesaret korkuya rağmen bir şeyin üstüne gitmektir. O yüzden cesur olmak zorundayız.”

Özgün İçerik: Kudret Kangül

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir