Başarılı Olmak İçin Verilebilecek Birkaç Sır

man-on-top-of-mountainBaşarıya ulaşmak için sadece bir yol yoktur. Aslında dünyada ne kadar insan varsa o kadar da başarı yolu vardır. Hepimizin farklı olduğu bir dünyada hepimizin aynı yoldan gitmesi elbette beklenemez. Ancak yine de başarı yolumuzu bulmamızda bize rehber olacak bazı temel noktalar vardır. Şimdi bu noktaların bazılarından bahsedelim:

Yeteneklerimizi keşfedelim.  Yapmaktan hoşlandığımız şeyleri bulup onu geliştirmeye cesaret ettiğimiz zaman başarımızın temellerini attık diyebiliriz.

Hedefimizi belirleyelim. Montaigne’nin bir sözü vardır, hedefi olmayan gemiye hiçbir rüzgar yardım edemez, seni gideceğin yere ulaştıramaz. Eğer nereye gideceğimizi biz bile bilmiyorsak rüzgar nasıl edebilir ki sorusunu sormalıyız öncelikle kendimize. Hayatımızda gerçekten bahaneler çok. Bir şeyi gerçekten yapmak istemediğimiz zaman onun için bahane üretme zahmetine bile girmemize gerek yok çünkü bahaneler zaten hayatımızda her daim varlar. Belki sizler de dikkat etmişsinizdir,  bir şey için savaşmadığınız zaman, ona özellikle ilgi göstermediğiniz sürece hep aksilikler yolunuza çıkar ve bunlar da sizin o işi yapmamak için bahaneleriniz olur. İşte amacımızı belirlemek bu noktada önem arz ediyor. Belirli bir hedef, bu bahane denizine kapılmamızı önleyecektir.

Zor olanı sevmeyi öğrenelim. Yeteneklerimizi keşfettik buna uygun olduğunu düşündüğümüz bir hedefimiz var. Peki bu yeterli mi? Aslında hayır. Etrafınızı gözlemlediğinizde herkes şunu yapmak istiyorum, benim şu amacım var gibi sözler sarf ederler. Ben de bu gibi sözleri özellikle lise hayatımda çok duyardım. Çoğu arkadaşım, dereceye giren öğrencilerin gidebileceği üniversiteleri istediklerini söylerlerdi. Ama onlarda gözlemlediğim en önemli özellik hedeflerine ulaşabilecek kadar zamanlarını, enerjilerini bu amaç için harcamamalarıydı. Evet amacımızı belirledikten sonra bizi öne çıkaracak nokta, ona ulaşmak için ne gerekiyorsa yapabilecek güce sahip olmamızdır. Biz insanlar olarak kolay olanı yapmaya meyilliyiz. Zor olan adı üstünde zordur. Bizi birbirimizden ayıran da zor geliyor deyip kolay olanı seçmek değil, bu zor olan koşulların üstesinden gelebilecek kararlar verip uygulamaktır.

Günlük tutalım. Günlük dediysem sadece şunu yaptım bunu yaptım şeklinde değil o gün başımızdan geçen olayları, çıkardığımız dersleri , hatalarımızı, bu olay nasıl daha iyi çözülebilirdi, benim nasıl davranmam gerekiyordu gibi değerlendirmelerimizi, o günkü düşüncelerimizi, her şeyi yazalım. Bu bize ayrıca kendimizle konuşma fırsatı verecektir. Günlük işlerin, koşuşturmaların arasında kendimizi dinlemeyi unutuyoruz çünkü. Bu sayede ben ne yapmak istiyorum, şu an ne yapıyorum, ne yapmam gerek sorularını da kendimize sorup amacımızı gerçekleştirmek için doğru yolda mıyız yoksa günlük karmaşada savrulan bir yaprağa mı dönmüşüz, bunları da sorgulama fırsatı elde etmiş olacağız.

Yapmaya korktuklarımızla yüzleşelim ve risk almaktan korkmayalım. Hepimizin yapmaktan korktuğu ve başarısız olacağını düşündüğü konular olmuştur. Bu sırada içimizden bir ses de eğer başarılı olursam ne olacak acaba veya başarısız olsam ne kaybederim ki gibi sorular sormaya başlar. Eğer biz bu soruları dinlemeyip risk almaktan korkarsak tüm hayatımız boyunca merak edip dururuz yapmadıklarımızın sonuçlarını. Eminim ki hayatımız boyunca olan pişmanlıklarımızın çoğu aldığımız riskler yüzünden değil yapmadıklarımız yüzünden kaçan fırsatlardan olacak. Andre Gide’nin dediği gibi ‘Kişi, kıyının uzun bir süre gözden kaybolmasına razı olmadığı sürece yeni yerler keşfedemez.’

Risk almak her zaman iyi sonuçlar getirip başarılı olmamızı sağlayamayabilir, ama bu başarısızlıklar da tecrübelerimiz olacak ve kendi yolumuzu çizerken bunlar yolumuzun yapı taşları olacaktır. Mesela şu an bir parkta koşup oynayan bir çocuk düşünün, eğer ilk adımı atma cesareti göstermeseydi şimdi tüm bunları yapabilir miydi?

Harekete geçme yeteneği edinelim. Çoğu zaman daha iyi koşullar olduğunda hedefimizi gerçekleştirebileceğimizi düşünüp vaktimizin çoğunu bu uygun koşulların gelmesini bekleyerek harcarız. Bu durumda hatırlamamız gereken bir nokta vardır, biz amacımızı gerçekleştirmek için harekete geçmediğimiz sürece uygun koşullar zaten olmayacak. Çünkü o koşulları bizim sağlamamız gerekiyor. Çoğumuz aslında ne yapmamız gerektiğini biliyoruz. Ancak önemli olan bilmek değil onu uygulamaktır. İşte bu konuda sıkıntı yaşıyoruz. Unutmayalım ki sadece hayal etmek, olmak istediğimiz kişi olmamızı sağlayamaz, bunun için harekete geçmemiz gerek.

Zamanımıza hükmedelim. Hayatınızda mutlaka keşke daha fazla zamanım olsa daha başarılı olurum, diyen insanlarla karşılaşmışsınızdır, ama yine de sahip oldukları zamanı boşa harcamakta da tereddüt etmezler. Halbuki zaman hepimiz için 24 saattir. Önemli olan bu zamanı nasıl geçirdiğimizdir. Başarılı insanlar bir daha geri gelmeyecek olan bu kıymetli nimeti daha etkin bir şekilde kullanarak başarılı olmuşlardır. Biz de içinde bulunduğumuz zamanı sonsuzmuş gibi kullanmak yerine hedeflerimize ulaşmamızı sağlayacak etkinliklere harcayarak, zaman geçtikçe hedeflerimize daha yakın olabiliriz.

Sadece başarının değil başarıya giden yolun tadını çıkaralım. Çünkü hayatımızın çoğu bir şeyleri elde etmeye çalışmakla geçecek. Robin Sharma’nın dediği gibi hedefler belirleyip bunları gerçekleştirmenin gerçek değeri bunlardan kazandıklarımızda değildir, amacınıza ulaşırken dönüştüğünüz insan oluşumuzdadır. Bu söz sanırım her şeyi özetliyor.  Eğer bunu başarırsak, yaşamdan zevk almayı ve yaşamın her dakikasında mutlu olmayı da başarabiliriz. Zaten hayatta hepimizin nihai hedefi zaten mutlu olmak değil mi?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir