Başarı Kavramını Farklı Yönlerden Ele Alan 3 Film

   Başarı hikayeleri yıllardır edebiyata, dramaya, müziğe ve sinemaya ilham veren konulardan biridir. Elbet başarı için herkesin farklı bir tanımı ve çıktıkları yolda herkesin farklı bir hikayesi olduğu için karşımıza farklı mesajlarla farklı hikayeler çıkıyor. Bu yazıda 3 farklı filmde farklı başarı hikayelerine ve bize verilen mesajlara yakından bakacağız. 

 

     1. Cennetin Çocukları (Children of Heaven)

Başarının her ne kadar sadece bize bağlı olduğunu düşünsek de bu filmde başarı küçük bir “kelebek etkisi” dokunuşuyla eleştiriliyor. Başarı kavramını 1997 yapımı Mecid Mecidi tarafından yönetilen bu film üzerinden konuşmak gerekirse öncelikle filmin konusundan biraz bahsetmemiz gerekecek. Bu İran yapımı filmde kahramanlarımız düşük gelirli bir ailenin iki çocuğu olan Ali ve Zehra. Olaylar Ali’nin Zehra’nın ayakkabılarını kaybetmesi ve sonucunda Zehra’nın okula gidecek ayakkabısının olmayışı ve iki kardeşin aynı ayakkabıyı paylaşmasıyla devam ediyor. Birbirlerine ayakkabı yetiştirirken yorgun düşen ve babalarına korkudan ve parasızlık durumu açıklayamayan çocuklar, çözümü Ali’nin koşu yarışına katılıp üçüncü gelme fikriyle bulmaya çalışıyorlar çünkü yarışta üçüncü gelen kişi yepyeni spor ayakkabılar kazanacaktır. Bir ayakkabının başarı sembolü olarak gösterildiği bu filmde başarı problemi Ali’nin katıldığı yarışla ve filmin son sahnesiyle kendini ortaya çıkarıyor.

children-of-heaven-cennetin-cocuklari-1080p-izle-957

   İster okul yaşantımız olsun, ister iş, başarmaya çalıştığımız şeyin her zaman bireysel olduğunu düşünürüz. Peki ya başarımıza ya da başarısızlığımıza sebep olan etkenler? Etrafımızdaki her şey bizi etkilerken tünelin sonundaki ışığı görmek için kazmaya nasıl devam edebiliriz? Bunun cevabını aslında bize filmimizdeki küçük Ali veriyor. Ali’nin başarısının bireysel olamama sebebi birden fazla elbet. İlk olarak filmde Ali omuzlarına çok fazla yük binmiş bir çocuk olarak görülüyor. Bunun nedeni de babasının ailesini geçindirememe başarısızlığı. Ayakkabıları değiştirmek için kardeşini beklemesinden dolayı okula birden çok kez geç kalıp atılma riski ile karşı karşıya kalan kahramanımız aslında başarılı bir çocuk ve sırf başkasının (babasının) başarısızlığı yüzünden kendi başarısı zedeleniyor. Ali her ne kadar bunun kendi dikkatsizliğinden kaynaklandığını düşünse de dediğim gibi konu aslında daha derinde, başkasının sorumluluğunda olduğunu görülüyor.

MV5BNzkzM2QzMzUtYTZmOS00YWZhLTliNDktMTk0Y2M0MDYzYzBmXkEyXkFqcGdeQXVyMTQ5ODkzMDk@._V1_

   Diğer bir örnek olarak son sahnedeki yarışı verebiliriz. Burada yarış gerçekten çok sembolik bir element olarak kullanılıyor. Zehra’nın ayakkabısı nasıl sadece bir ayakkabı olmanın dışında farklı başarı öykülerine ışık tutuyorsa, bu koşu yarışı da Ali’nin kendi içselleştirilmiş, kişisel başarısına ışık tutuyor. Başından beri kardeşiyle ayakkabı değiştirirken, okula ve işe giderken yarış halinde olan Ali bu sefer adı yarış olan bir şeye katılıyor. Onun için koşuşturma hiç de yabancı bir şey değil, hatta bu koşuşturmaları gelecekte katılacağı bu yarışa ima niteliğinde. Ali bu hayat telaşı içerisinde koşu yarışına farkında olmadan hazır hale gelmiş ve gerçekten de bu alanda başarılı olabilecek bir çocuktur. Ama yarışmaya katılmasındaki amaç kişisel değildir. O birinci değil üçüncü olup kardeşi için üçüncülük hediyesi olan ayakkabıları almalıdır. Ali tüm çabalarına rağmen birinci olur ve bundan aşırı derece de üzgündür. Kendi başarısının verdiği hissi yaşayamaz çünkü omuzlarında yük vardır ve bu yük yine başkasının -babasının- başarısızlığının ona yüklediği yüktür. Kendi kişisel başarısı, başkasının başarısızlığı tarafından baltalanır.

   Eve üzgün bir biçimde gelen ve kardeşi Zehra’da olanları anlatan Ali kardeşini üzmenin ve kendi başarısının “başarısızlığı” ile acıyan ayaklarını havuza uzatır. Ali’nin ayaklarının etrafına kırmızı balıklar toplanmaya başlar ve bir ayakkabı görüntüsü oluşturur, tıpkı bir önceki sahnede babalarının Zehra’ya aldığı kırmızı ayakkabılar gibi. Babalarının artık sahip olduğu ev geçindirme başarısı, Zehra’ya okuluna gidebilmek için bir çift ayakkabı sağlarken aynı zamanda Ali’ye de hayali ayakkabılar sağlar. Bu ayakkabı metaforu aslında Ali’nin artık kendi başarısı peşinde koşabileceği bir “ayakkabısının” olduğunun göstergesidir.

Birçok sahnede gözlerinize yaşları getirecek bu film, bize aslında çıktığımız serüvende yaşadığımız zorlukları, korkuları ve bizi etkileyen unsurları gözler önüne seriyor. Ali onca soruna rağmen kendi yolunu çizmeyi başardı ve bize geriye almamız gereken dersler bıraktı. Bunlardan ilki çıktığımız yolda asla yalnız olmamamız ve kendi çıkarlarımız için başkalarını ezip geçmenin belki de bizi geriye götürecek en büyük unsurlardan biri olması. Bir diğeriyse hayatımızı ele alırken ve yolumuzu çizerken etrafımızdaki etmenleri görmezden gelmememiz ve hiç durmadan koşmaya devam etmemiz. Umarım siz de Ali’nin yaptığı gibi tüm zorluklara karşı koşmayı hiç bırakmazsınız.

   2.Yerdeki Yıldızlar (Taare Zameen Par)

Her insan kendi yetenekleriyle, eğilimleri ve uğraşlarıyla aslında birer yıldızdır. Peki ya bunu keşfedememiş olanlar? Bireyler ve etrafındaki kişiler gerçekten parlamalarına sebep olacak yeteneklerinin farkında mı? Şimdi göz atacağımız film, bu sorulara yanıt olacak nitelikte.

2007 yapımı, Aamir Khan tarafından çekilen Yerdeki Yıldızlar filminde Ishaan 8 yaşında bir ilkokul öğrencisidir. Kimse farkında olmasa da kendisi disleksi hastasıdır. Herkesten farklı oluşunu ne ailesi ne de yakınındaki insanlar anlayamaz, kendisi de neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilmediğinden söyleyemez. Bu daha sonrasında Ishaan okul değiştirdikten sonra tanıştığı resim öğretmeni Nikumbh tarafından anlaşılır. Kendisi de geçmişte Ishaan’la aynı sorunları yaşayan ve onla empati kuran Nikumbh, en yaratıcı şekilde ona sorunlarını anlatıp yardımcı olmak ister. Önce ailesiyle görüşür (her ne kadar onlardan pek geri dönüş alamasa da) daha sonra kendisine en yaratıcı bir biçimde sorunu anlatmaya çalışır. Tarih boyunca başarılarıyla ünlenmiş bir çok insan da Ishaan gibi geçmişte disleksi hastasıdır. Yani Ishaan da yerdeki yıldızlardan biridir. Birinin elinden tutup onu gökyüzüne çıkarması gerekmektedir ve bu kişi de Nikumbh’dur. Nikumbh, Ishaan ile oldukça fazla vakit geçirir ve onun okuma yazmayı düzgün bir şekilde öğrenmesine katkıda bulunur. Ishaan’ın üstün zekasını ve resim yeteceğini fark edip  tüm okulun katıldığı bir resim etkinliği düzenler ve bu etkinlikte Ishaan birinci seçilir. Herkes Ishaan’ın yeteneğini keşfeder ve topluma kazandırılır.

15940

   Film bizi çeşitli düşüncelerle baş başa bırakıyor. Öncelikle kendi potansiyelimizin farkında mıyız? Okuduğumuz/çalıştığımız alan gerçekten bize uyuyor mu, yoksa sürüye kapılıp herkes gibi olmaya mı çalışıyoruz? Unutmayın ki, bu hayatı yalnızca bir kez yaşıyoruz. Sonradan pişman olacağımız kararlar verip sürekli yeniden başlamak ya da tümden başarısız olmamak için öncelikle kendimizi keşfetmeliyiz. Okuyacağımız bölümü, ilgileneceğimiz alanları seçerken sadece kendimize uyanı ve mutlu olacağımızı seçmeliyiz. Böylelikle hayattan keyif alırken başarıya ulaşmak kaçınılmaz olacaktır.

taare-zameen-par-05

   Peki kendi gidişatımız iyi olsa bile karşımızdakilerin durumlarının farkında mıyız? Bu konuda aileler için çıkarılması gereken büyük bir ders var. Her aile çocuklarının yönelimlerinin, rahatsızlıklarının farkında mı yoksa onların başarısızlıklarının farkında değiller mi? Ishaan’ın özel bir çocuk olduğu fark edilmeseydi belki de hayatı boyunca başarısızlığı yüzünden kendini suçlayacak ve etrafı tarafından suçlanacaktı. Sevdiğimiz insanlar için de gözlerimizi dört açmalı ve onları olabildiğince doğru yönlendirmeye çalışmalıyız. Onları yüreklendirmeli ve kendimizde olduğu gibi teşvik edici bir tutum sergilemeliyiz. Çünkü başarı, mutluluk gibi bulaşıcıdır. Etrafımızdaki insanlardan öğreneceğimiz ve onlara öğreteceğimiz çok şey var. Unutmayın ki bilgi sadece kendinize kaldığında sizi belirli yere kadar götürebilir. Ama başkalarının elinden de tutarsanız, bu insanlar çıktığınız yokuşta karşılıklı tutunacağınız omuzlar olacaktır.

   3.Whiplash

Whiplash aslında farklı okumalarla, başarı kavramını farklı eleştirilerle ele alan bir film. Film hakkında genel bir bilgi verecek olursak film, 2014 yılında Damien Chazelle tarafından çekilen ve Manhattan’daki Shaffer Müzik Okulu’nda davulcu olarak parlamak isteyen Andew’un başarı hikayesini konu alıyor. Okulda herkese korku salan hoca Fletcher ile yolu kesiştikten sonra Andrew’un hırsı artar ve bu onu başarıya götüren şey olur. Fletcher için asla mükemmel olamaması ve ritmi tutturamaması ve aynı zamanda da Fletcher’ın Andrew üzerindeki fiziksel ve duygusal şiddeti Andrew’u daha da hırslanmaya iter. Andrew bu yüzden kız arkadaşından, sosyal hayatından ve hatta sağlığından vazgeçer. Araba kazası geçirmesine rağmen yine de çıkacağı konsere yetişmek için kendini zorlar ve kan (gerçekten kan) ve ter içinde sahneye çıkar, hocasına meydan okur.

whiplash.34229

Bu film ilk olarak akla hırsın gerçekten gerekli olup olmadığı sorusunu akla getiriyor. Tabii ki dozunda hırs ideallerimizi gerçekleştirmek için gerekli bir etmen. Ama hırsımız takıntı haline geldiğinde ve hedefimize ulaşmak hayatımızdaki her şeyin önüne geçtiğinde yaşadığımız hayat ne kadar kaliteli olabilir? İdeallerimiz için çalışmak elbet kaçınılmaz bir şey. Ama gelecek için çalışırken hayatın şu anda da devam ettiğini unutmamalıyız. Andew’un yaptığı gibi hedefe odaklanmışken etrafımızda olup bitenleri unutmamalıyız.

11111

   Bir diğer ilgi çeken konu da eğitmenler. Belki eğitim hayatımızda, okulda ya da gittiğimiz kurslarda Fletcher gibi (kimse onun gibi olamaz aslında) hocalarla karşılaşmışızdır. Peki aşırı baskıcı eğitmenler bizi nereye götürür? Öncelikle  teşvikle baskı arasındaki fark tabii ki çok büyük. Teşvik edici eğitmenler sizi yüreklendirir, kişiliğinize saygı duyar ve sizin sonunda elde edeceğiniz şeye odaklanmaktansa onu elde ederken geçirdiğiniz süreçte size yardımcı olur. Baskı ise sizi geriye götürebilecek ve sizde kalıcı hasarlara sebep olabilecek bir etmendir. Başarılı olmaya uğraşırken ruhsal durumunuz sizi yönlendirecek önemli bir unsurdur, modunuz hep yüksek olmalıdır ki hedefinize dört elle sarılabilesiniz. Fakat sizi ruhsal olarak düşüren, size öz saygınızı kaybettiren kişiler her ne kadar sizi hedefinize ulaştırmayı başarsa da bu başarının kalıcı olması ya da sizin verimli bir insan olarak kalmanız söz konusu olamaz. Yazının sonuna gelirken sizi filmdeki enfes davul solosuyla baş başa bırakıyorum.

Umarım boş zamanınızda filmleri izlemediyseniz siz de izler ve kendi yorumunuzu getirip, çıkardığınız dersleri hayatınıza uygulamaya başlarsınız. Unutmayın ki kişisel gelişiminizde sizi ileriye götürecek önemli unsurlardan biri de sanattır. Sanata hayatınızda yer verdikçe ve insanların da sizin gibi düşündüğünü ya da farklı bakış açılarını gördükçe ufkunuz açılacaktır. Hepinize şimdiden iyi seyirler.

Gizem Gençer

ingiliz Dili ve Edebiyatı Öğrencisi. Film, müzik ve kitap gurusu. Yarı zamanlı Jedi.

Bir düşünce belirtin “Başarı Kavramını Farklı Yönlerden Ele Alan 3 Film

  • 17 Mart 2017 - 09:39
    Permalink

    Cennetin Çocukları filmini izlemiş çok etkilenmiştim. Diğer ikisine de sayenizde bakma niyetindeyim.

    Yanıtla
    • 19 Mart 2017 - 21:11
      Permalink

      Umarım keyifle izlersiniz. İkisi de çok değerli ve beni çok etkileyen yapıtlar.

      Yanıtla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir