Atatürk’ün Müfredata Konulmasını İstediği Kitap: Beyaz Zambaklar Ülkesinde

Atatürk’ün okulların müfredatına özellikle konulmasını istediği “Beyaz Zambaklar Ülkesinde” kitabı Finlandiya’yı ve ülkenin gelişimini konu alan bir kitaptır. Bu kitap 1923 yılında Rusya’nın en tanınmış papazlarından, en çok okunan halk yazarlarından biri olan Grigory Spiridonoviç Petrov tarafından kaleme alınmıştır. Petrov’un eserleri, Sovyet döneminde ülkesi Rusya’da yasaklanmıştır ancak Bulgaristan’da ve o yıllarda yeni kurulan Türkiye’de etkili olmuş, devrin aydınlarını etkilemiştir. Petrov’un kitaplarının başarısı, Türkiye’ye göç eden Bulgaristan Türkleri yoluyla Türkiye’ye de ulaştı. 1928’de 3 ayrı kitabı Bulgarca’dan Türkçe’ye çevrilip basıldı. Kitabın içindeki fikirler ülkede uygulanması gereken bir eğitim ve kalkınma modeli olarak görüldü. Beyaz Zambaklar Ülkesinde, o dönemlerde Türkçe’de en çok okunan  yabancı eserler arasına girmiştir. Türk subayları da ülkemizde ”hayatın yenilenmesi” çalışmalarında rehber olarak kabul ettikleri bu kitabı uzun yıllar boyunca zorunlu kaynak eser olarak okudular ve subaylara yapılan bir ankette büyük bir çoğunluğu kendilerini en çok etkileyen kitap sorusuna ”Beyaz Zambaklar Ülkesinde” kitabını cevap olarak vermişlerdir.

beyaz-zambaklar-ulkesinde

Beyaz Zambaklar Ülkesinde kitabının bu kadar önemli olması, okullarda ve askeriyelerde okutulmak istenmesi elbette tesadüf değildir. Finlandiya’nın mücadele ruhunu ve 21. yüzyılın en refah ülkelerinden biri olmanın temelini nasıl attıklarını gösteren ufuk açıcı bir eserdir. Tam altı asır boyunca İsveç yönetiminde hayatını devam ettiren Finlandiya halkının tek resmi dili İsveççe olup, Fince sade ve avam halkın dili diye tabir edilerek küçümsenmekteydi. 1809 yılında Rusya’nın egemenliği altına geçtikten sonra Finlandiya, özel yasalarla yönetilen Büyük Prenslik statüsü kazandı. İsveçli olmayan, Rus olmak da istemeyen Finliler’in bir kimliğe sahip olmak istemeleriyle bir milli uyanış mücadelesi başlar bunu ”Birinci Milli Uyanış” olarak nitelendiren dönemin önde gelen temsilcilerinden Adolf Ivar Arwidson bu durumla ilgili şunu demiştir; ” Biz İsveçli değiliz Rus olmak da istemiyoruz o zaman Finlandıyalı olalım.”

eski-finlandiya

Birçok ülke gezen Petrov, bu kitabında Finlandiya’nın mücadelesini konu alması tesadüf değildir. Petrov’un her cümlesinde Finlilere nasıl hayran kaldığını anlayabilirsiniz. Gerçekten hayran olunacak ve örnek alınacak bir azim göstermişlerdir. ”Bizim kısmetimize bataklıklar ve taşlar çıktı, fakat biz onları işledik ve uygar bir ülke kurduk” diyen Finlandiyalıların bu sözünü Petrov büyük bir hayranlıkla destekler ve der ki; ” Ülke yoksuldur hem de her açıdan. Fakat çalışma enerjisi ve azmi, kendi fakir toprağına olan bağlılık ve sevgi bakımından çok zengindir.”.  Petrov  kitabında Finlilerin sokak düzeninden, mimarisinden, okul düzeninden ve dürüstlüklerinden hayranlıkla söz eder. Henüz 1923 yılında bu tespitleri yapan Petrov,  günümüzde en iyi eğitim sistemlerinden birine sahip Finlandiya’nın eğitim sistemini de anlatmıştır. Daha o zamanlar temeli atılan bu harika eğitim sistemi şöyledir: okullarda özel ders programları uygulanmıştır. Bu programa göre 2 saatlik dersin ardından ara verilmekte ve dersler tekrar 2 saat olacak şekilde işlenmekte bu sayede öğrenciler sınıflarda uzun süre havasız kalmamaktadır ki bunda sınıfların çok geniş ve yüksek tavanlı olmasının etkisi yadsınamaz.

finlandiya-egitim-sistemi

Ülkede halkın kendini geliştirmesi teşvik edilmiştir bu sayede kitap ve gazete okuma alışkanlığı arttırılmaya çalışılmıştır. O zamanın aydın kesimi halkı eğitmekle görevlendirilmiştir ve aydınlara şöyle seslenilmiştir: ” Halkınızın cehaleti kabalığı, ayyaş ve ahlaksız hayat tarzı, hastalıkları ve fakirliği sizin utancınızdır, bu durumun suçlusu sizsiniz.”, aydınlar halkın eğitilmesi konusunda çok iyi teşkilatlandırılmıştır ve bunun sonucunu günümüz Finlandiyası’nda görebiliyorsunuz. Aydınlar aracılığıyla dürüstük, azim, çalışkanlık, dakiklik, eğitimin önemi, vicdan gibi özelliklerin okullarda, askeriyelerde , memurluklarda ülkenin her tarafında yayılması hedeflenmiştir ve başarıyla da bunu gerçekleştirmişlerdir.

eski-finlandiya-kilise

Petrov aslında gelişmemiş ya da bizim gibi gelişmekte olan ülkelerin okuyucularına ve dinleyicilerine çok önemli bir fikir aşılamakta: İnsanlar ülkelerinin geleceğine dair taşıdıkları kişisel sorumluluğun bilincine varmazlarsa, ülkelerin kalkınması ve refaha kavuşması da mümkün olmayacaktır. Her bir insan gerçek vatandaş yaşam mimarı olmalıdır, milli servetin, halk vicdanı ve millet aklının kurucusu olabilmek için çaba göstermeliyiz.  Petrov der ki ”Herkes yaşamın zorluğundan, hayatın düzensizliğinden dert  yanıp duruyor fakat hayatı düzene sokmak ve daha yaşanılır kılmak adına kimsenin bir şey yaptığı yok.”, en büyük kötülük hiçbir şey yapmadan dert yakınmaktır.

finlandiya

Kitabın en çarpıcı bölümlerinden olan ve bize asla çalışma azmini bırakmamamız gereken şahane bir alıntıyla bitirmek istiyorum:

” Yolunuza engeller çıkacak, başarısızlıklar olacak, düşmanlarınız, yaptığınız işe karşı gelenler bazen zafer elde edecekler, ama siz sönmeyin. Ümitsizliğe kapılmayın! Hiçbir zaman ellerinizi indirerek vazgeçmeyin. Karanlığın kötü ruhu söndürüyorsa, siz tekrar yakın. Işık bin kere sönerse, siz ikinci kere yakın, üçüncü, beşinci, yedinci, yüzüncü, bininci kez yakmaya devam edin. Yakmaktan yorulmayın! Onlarca, yüzlerce ve binlerce karanlık güç aydınlık emellerinizi söndürmek için çaba gösterecek ve söndürecektir de, ama siz yanmaya devam edin, yanın ve diğerlerini de ateşleyin.”

Özel İçerik: Kudret Kangül

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir