Anadolu Üniversitesi İİBF Dekanı Prof. Dr. Ayşe Sevgi Öztürk İle Röportaj

Başarılı kadın akademisyenlerimizle yaptığımız röportaj serimizin ilk yazısında Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ayşe Sevgi Öztürk var. Bu röportajda onu hem yakından tanıdık hem de öğrenciler için çeşitli tüyolar aldık.

1- Öncelikle sizi  kısaca tanıyabilir miyiz?

1964 Eskişehir doğumluyum. Yarım yüzyılı geçen bir hayat tecrübem var. Eskişehir Anadolu Lisesi’ni okuduktan sonra Boğaziçi Üniversitesi işletmeyi kazanarak İstanbul’a gittim. 4 yıllık bir eğitimin ardından 1986 yılında oradan mezun oldum. Daha sonra 1986 yılının Kasım ayında da Anadolu Üniversitesi’ne asistan olarak girdim. Daha sonraki hayatım da Eskişehir’de şekillendi. Ve 30 yılı aşkın bir süredir bu üniversitenin kapısından giriyorum. Evliyim ve iki tane çocuğum var.

2- Ayşe Sevgi Öztürk, üniversitede nasıl bir öğrenciydi?

Boğaziçi’nde bir üniversite öğrencisi olarak ortalama bir öğrenciydim. Bölüme başlarken İngilizce hazırlığı geçerek hazırlık okumadım. Ve 4 yılda mezun oldum. Tabi o dönemin şartlarına göre bizim öğrencilik yıllarımızda bu kadar imkân yoktu. Ama bize artı değer katacak her şeye meraklıydık ve katılmaya çalışırdık. Resim kulübüne üyeydim, arkadaşlarımla tiyatroya, klasik müzik konserlerine giderdik. Tabi okulun da kattığı şeyler oldu. Türkiye’nin ve hatta dünyanın farklı yerlerinden insanların buluştuğu bir ortamdı diyebilirim. Orada farklı profillerde pek çok insan gördüm ve tanıdım. Teknoloji henüz bu kadar gelişmemişken dünya bizim için küçüktü. Dünyanın bu kadar büyük olduğunu Boğaziçi Üniversitesi’nde gördüm. Ve bu durumla birlikte bir hoşgörü kazandığımı söyleyebilirim.

3- Neden “Pazarlama” alanını tercih ettiniz?

Öncelikle işletmenin fonksiyonlarından biri olan pazarlama, akademik çalışma alanı olarak çok geniş bir alan. Birçok insanın düşündüğünün aksine pazarlama, tüketime övgüden ziyade sürdürebilir tüketim, tüketici davranışları, hizmet pazarlaması, sosyal pazarlama ve daha pek çok zevkle araştırmak isteyeceğiniz konuyu içinde barındıran bir bilim dalıdır. Aynı zamanda sürekli değişir, yenilenir. İnsanı ve özellikle toplumu tanıyabildiğiniz en iyi alanlardan birisi… Teorik ve pratik olarak uygulamaları yapılabilir olduğu için sevdim. Üniversitede de pazarlama derslerini seviyordum. Ama Anadolu Üniversitesi’nden bir pazarlama hocasının benimle çalışmak istemesiyle birlikte bu alanda resmi olarak uzmanlaşmaya başladım. Ve kendime göre de en doğru seçimi yaptığımı düşünüyorum.

tt

4- Kendini geliştirmek isteyen biz üniversite öğrencilerine neler tavsiye edersiniz?

Öğrencilerimiz yeter ki kendilerini geliştirmek istesinler… Hayatlarını çok fazla sınırlamasınlar. Şimdiki üniversite öğrencileri ağırlıklı olarak Y kuşağı bireyleri olduğu için. Bir X kuşağı bireyi olarak benim hayata bakış açımla şimdiki üniversite öğrencilerinin hayata bakış açıları çok çok farklı. Bizler, kısıtlı olanaklarla birtakım şeyleri zor elde eden bireylerdik. Şimdi de olanaklar fazla aynı oranda rekabet de çok fazla. Tabi gençlik dediğimiz kavram çok çabuk geçen bir süreç. Bunu en iyi şekilde değerlendirmek gerekiyor. Örneğin dil öğrenmek. Bunun avantajını yaşamış bir birey olarak şuna inanıyorum: “Dil öğrenmek bir insan için en önemli özgürlüklerden biridir.” Özellikle sosyal bilimlerde okuyan öğrencilere tavsiyem belirledikleri bir alanda bir beceri kazanmaları… Yani birçok konuda az ya da çok bir fikir sahibi olabilmek ama özellikle bir konuda uzmanlaşmak, derinleşmek. (DAHA İYİ BİR ÖRNEK İÇİN TIK!) Günümüz için en önemli avantajlardan biri de çeşitli beceriler kazanmak. Biz üniversiteler olarak çeşitli derslerle öğrencilere farkındalık kazandırmaya çalışıyoruz ama bunu bir adım öteye taşımak sizin elinizde. Üniversitelerde yer alan projelere katılabilirler, ilgi alanlarını profesyonelleştirebilirler, çeşitli eğitimlere katılabilirler, kulüplere üye olabilirler. Yani var olan imkanları sonuna kadar kullanmalılar. Tabi bunları üniversitede yapmaları için öğrencilerin çok kısa zamanları var.

5-Bir hoca olarak izlenimlerinize göre günümüz öğrencilerinin yaptığı yanlışlar neler sizce?

Aslında bakıldığında onlar Y kuşağının gereklerini yapıyorlar. Sabırsızlar, para ve mutluluk onlar için daha önemli. Ve bunlar sadece Türkiye’de de değil dünyanın her yerindeki gençlerin ortak sorunu. Teknolojinin getirdiği küreselleşme ile birlikte karşılaştığımız durumlar. Bizim zamanımızda bir şeyleri anında elde edemeyeceğimizi bilirdik. Bunu bildiğimiz için şimdiki kuşağa göre daha sabırlı bireylerdik. Fakat şimdiki gençler, özel sektördeki arkadaşlarımızın da söylemlerine göre, hemen müdür olmak istiyor, hemen para kazanmak istiyor ve gelecek için beklentileri çok yüksek. Buna biz “anında doyum” diyoruz. Her şeyi anında elde ettiğiniz zaman da mutsuz oluyorsunuz.  Bir diğer konu okuma alışkanlığı. Bizler hatırlıyorum hep gazete okurduk. Şimdi öğrencilere baktığımda kimse bir şey okumuyor. Özellikle derslerde görüyorum kimse birbiriyle konuşmuyor. Herkes cep telefonuyla, sosyal medyayla meşgul. Aslında etrafımıza baksak çok başka birileriyle karşılaşabileceğiz. Ama bu bireysel bir çözüm değil. Teknolojinin getirmiş olduğu bir durum. Hayatta sadece selfie alacakları yere değil onun dışındaki yerlere de odaklanmalılar. Ve tabi en önemlisi bireysel çabaları. Çalışmadan bir şey elde etmek çok zor. Çünkü, bugün çok başarılı olan insanlar çok zeki olan insanlar değil, çok çalışan insanlardır.

aüiibf

6- Yaptığınız işte başarılısınız ama mutlu musunuz?

Evet, genel olarak mutlu ve huzurluyum. Yaptığım işi özellikle de öğrencilerimi çok seviyorum. Bence akademisyenlik böyledir. Yaşınız ilerledikçe öğrencilerinizi daha iyi anlamaya başlarsınız. Hepsi çocuğum gibi olduğu için onların iyi yerlerde olması beni çok mutlu ediyor. Bu yüzden mesleğim beni çok tatmin ediyor. En azından bu fakültenin kapısından girdiğimde mutlu bir şekilde giriyorum. Ya da mutsuzsam bile kesinlikle bunu öğrencilerime yansıtmıyorum.

7- Peki, öğrenciler neden Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’ni tercih etmeli bir dekan olarak size bunu da soralım?

Öncelikle öğrenci ne okumak istediğine karar vermeli. Kendisine şu soruyu sormalı: “Ben İİBF’de bir alanda okumak istiyor muyum?” Daha sonra şunları söyleyebilirim. Anadolu Üniversitesi İİBF 60 yıllık köklü bir eğitim geleneğine sahip. Fakültemizde, seçkin eğitim – öğretim kadrosu (32 Profesör, 27 Doçent ve 46 Yardımcı Doçent) ve her biri önemli başarılara imza atmış bilim insanları mevcut. Ayrıca burası, hocalarla birebir iletişimi rahatça sağlayabildiğiniz bir fakültedir. Şahsen ben buranın öğrenci dostu bir fakülte, üniversite hatta şehir olduğunu düşünüyorum. Erasmus, Mevlâna, staj ve daha pek çok yurtdışı imkanlarımız oldukça geniş ve kaliteli. Fakülte ve üniversite olarak kültürel, sanatsal, eğitsel ve sosyal olarak çok fazla etkinliklerimiz var. Bunun yanında fakültemiz hatta üniversitemizde çok fazla yabancı öğrenci var. Bu tüm öğrencilerimiz için kültür etkileşimi adına çok büyük bir avantaj. Ayrıca kampüsümüz Türkiye’nin en beğenilen kampüslerinden biri ve öğrencilerimizin her türlü ihtiyacını karşılayabilecek bir şekilde tasarlanmıştır. Öğrencilerimiz şehir merkezine kısa bir yürüyüş mesafesinde oluşu itibarıyla gelişmiş bir kent olan Eskişehir’in tüm imkanlarından da yararlanma şansına sahiptir.

0f0ca17f590f3937ae5de023e9cba19d

8-Bir kadın olarak bu zamana kadar akademik hayatınızda zorluklar yaşadınız mı?

Bu zamana kadar bariz bir şey yaşamadım. Fakültemizde öğretim elemanlarımızın yarısı kadın. Bundan dolayı yaşayacağımızı da zannetmiyorum. Örneğin; ben doktoraya başladığımda kırk günlük çocuğum vardı. Yani hem doktorayı yaptım hem de onunla ilgilendim. Kadınların çok güçlü olduğuna ve her şeyi organize edebildiklerine inanıyorum. Zihinleri birden fazla şeye rahatlıkla adapte olabiliyor. Ve adapte oldukları konuları rahatlıkla çözebiliyorlar. Bunu yaparken de şikâyet etmiyorlar. Bence erkek dünyasına göre kadın dünyası daha renkli. Tabi burada kızlarımıza da çok görev düşüyor. Evlilik olanaklarının iyi oluşuyla birlikte çalışmayı ya da okumayı bırakmamalılar. Daha rahat bir hayat olarak düşünebiliyorlar fakat ilerde bu durumdan pişman olabiliyorlar. Bu noktada bilinçli olmak ve hayatı ciddiye almak önem kazanıyor. Bence kadınlar hayatlarının kontrolünü başkalarına vermemeli. Hem kişisel gelişlerini tamamlayıp hem de özel hayatlarıyla ilgilenebilmeli. Çünkü kadınlar bu güce sahip. Bütün bunları yaparken de duygularınızla hareket etmemelisiniz fakat duygulu insanlar olmalısınız.  

Biz de Öğrenci Kariyeri olarak Prof. Dr. Sevgi Ayşe Öztürk’e bu röportaj için teşekkür ederiz.

Özgün İçerik: Tamay Ün

Tamay Ün

Anadolu Üniversitesi/ İşletme "Çünkü ışığın değdiği her şey içeriktir..."

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir