Anadilin Düşünce Üzerindeki Etkisi

Yabancı bir dil öğrenirken veya bu yabancı dili kullanırken, düşüncelerinizin farklı bir biçimde geliştiğini hissettiğiniz oldu mu? Veya olaylara farklı bir bakış açısıyla yaklaşabildiğiniz? Yurtdışındayken, farklı bir dil konuşarak anlaşmak zorunda olduğunuz bir durumda, normalde düşünmeyeceğiniz bir biçimde düşündüğünüzü, kendinizi ifade ettiğinizi fark ettiyseniz, biraz tedirgin olmuş olmanız muhtemel.

Sapir-Whorf hipotezi; bir insanın algı ve düşünce sisteminin anadili tarafından kuvvetli bir etki altında olduğuna dair bir teoridir.

yabancı dil gelişimi ile ilgili görsel sonucu

Dilbilim araştırmalarına dayanan bu hipoteze göre,  bir bireyin kendi anadili dışındaki bir dilde oluşturulmuş bazı düşünceleri, kendi anadilinde tam anlamıyla çözememesi olasıdır.

Bu durumu daha iyi anlamak için günlük hayattan örnek verelim. Yabancı bir dilde yazılmış olan ve kavramak için düşünce, analiz gerektiren kitapları okurken, benzer şekilde yabancı dilde film izlerken, cümlelerin içeriklerini ve genel kapsamlarını anlasak bile, içinde gizli bazı ince detayları, kavramların birbirleriyle yaptıkları etkileşimleri yakalayamadığımızı fark edebiliriz. Bir metnin ya da filmin anadile çevirisi ne kadar iyi olursa olsun, bazı yerlerde anlamsal/kavramsal boşluk oluşmaması mümkün değildir.

brain reasoning_790x445

Sapir-Whorf hipotezinin çıkarımları:

-Görelilik: Diller arasındaki yapısal farklılıklar, dilleri kullanan toplumların algısal farklılıklarıyla bağdaşır. Bu sebepten dolayı bu hipoteze “dilbilimsel görelilik” de denmektedir.

-Olasılık: Farklı dillerdeki anlamsal/kavramsal sistemler, sonsuz çeşitlilik gösterir. Benjamin Whorf, bu çıkarıma örnek olarak Hopi dilini kullanmıştır. Navajo yerlileri tarafından kullanılan bu dilde, geçmiş, şimdiki zaman ve gelecek kavramlarına yer verilmez.

-Belirleyicilik: Bir dilin yapısı, kullanıcısının dünya görüşüne ve kültürel perspektifine etki eder. Kişinin iletişim kanallarının çalışmasını sağlayan, kullandığı dildir. Dolayısıyla anadili, konuşarak kendini ifade edebileceği en iyi yol olduğu için belirleyicidir.

learning_a_language_790x445

Sapir-Whorf Hipotezinin işlendiği filmlerden biri, 2016’nın sonlarına doğru vizyona giren “Geliş” filmidir. Film, konu itibariyle, beklenmedik bir şekilde dünyaya iniş yapan ve insanlarla iletişimi mümkün görünmeyen, Dünya üzerinde rastlanmayan ve belirsiz sembollere dayalı bir iletişim sistemi kullanan uzaylılarla anlaşma çabasını işlemektedir. Platon’un sonsuz çember ve dairesel zaman kuramlarının yanı sıra, Sapir-Whorf Hipotezinin çıkarımlarına da dayanır. İnsanların ve dünya dışı varlıkların algı ve tecrübe şekillerinin farklı oluşu, aralarında ortak bir diyalog zemininin oluşmasını engeller ve bu bariyer, yalnızca kullanılacak kavramların iki taraf için de yeniden tanımlanması ve karşılıklı olarak çözülmesi sayesinde olur.Arrival

 

 

 

 

 

 

 

 

Eğer siz de bir yabancı dil konuşurken veya öğrenirken bu dilbilimsel karmaşayı yaşadıysanız, artık olası açıklamalarından biri hakkında yeterince bilgi sahibisiniz.

Boşuna dememişler; “Bir dil bir insan, iki dil iki insan” diye.

KAYNAK 

KAYNAK 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir