44 Yıl Önce Bugün

Türk edebiyatının en üretken yazarlarından biri olan Kemal Tahir, 44 yıl önce bugün hayatını kaybetti.

Asıl adı İsmail Kemalettin Demir’dir. Deniz subayı olan babası, Sultan II. Abdulhamid’in yaverlerindendi. İlkokulu çeşitli okullarda, rüştiyeyi Kasımpaşa’daki Cezayirli Haşan Paşa Rüştiyesi’nde okudu. Galatasaray Lisesi’ndeyken öğrenimini yarım bırakıp çalışmaya başladı. Avukat kâtipliği (1928-1932), Fransızların yönetimindeki Zonguldak Kömür İşletmeleri’nde ambar memurluğu, İstanbul’da Vakit, Haber, Son Posta gazetelerinde düzeltmenlik, muhabirlik, çevirmenlik yaptı. Yedigün, Karikatür dergilerinde sayfa sekreteri oldu, Karagöz gazetesinde başyazardı, Tan gazetesinin yazı işleri müdürlüğünü (1932-1938) üstlendi.

Nâzım Hikmet’le birlikte Donanma Komutanlığı Askeri Mahkemesi’nde “askeri isyana teşvik” suçlamasıyla yargılandı. 15 yıl hapse mahkum oldu. Çankırı, Çorum, Kırşehir, Malatya ve Nevşehir cezaevlerinde 12 yıl hapis yattı (1938-1950). 1950’de genel afla özgürlüğüne kavuştu.

İstanbul’a döndükten sonra bir süre İzmir Ticaret gazetesinin İstanbul temsilciliğini yürüttü. 6-7 Eylül 1955 olayları sırasında yeniden gözaltına alındı, Harbiye Cezaevi’nde 6 ay tutuklu kaldıktan sonra serbest bırakıldı.

1960’tan sonra tümüyle edebiyata yöneldi ve tek uğraşı yazarlık oldu, hayatını romanlarının geliriyle sürdürdü.

M. Kemalettin imzasıyla Türkçe taklit Mayk Hammer ve Sherlock Holmes romanları yazdı (1952). Karikatür ile Yedigün’de TİPİ ve TA-KA takma adlarını kullandı. Burada yayımlanan öyküleri Üstadın Ölümü adıyla 2006’da kitaplaştırıldı. Ayrıca Hürriyet gazetesinde Bedri Eser takma adıyla serüven romanları yayımladı. Bu kitaplarda Kemal Tahir; F.M. İkinci takma adını kullandı. Yorgun Savaşçı’yla 1967-1968 Yunus Nadi Roman Armağanı ’nı, Devlet Ana’yla da 1968 TDK Roman Ödülü’nü aldı. Yorgun Savaşçı TV’ye uyarlanarak film yapıldı, ancak gösterilmedi, Kurumca yakıldı.

Kemal Tahir, halkı hapishanede tanıyan yazarlardan oldu. Romanlarında ele aldığı konular bir toplumbilimcinin belirleyeceği konulardan farksızdır. Bu nedenle de yayımlanan her romanı beraberinde tartışma da getirdi.

Osmanlı dönemi, Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemi, tek parti iktidarı, köy enstitüleri ve Asya tipi üretim tarzı gibi konular onun romanlarında işlediği başlıca konular oldu.

kemal-tahir-7

 

Anlatacağı çok şey olduğundan bir romana sığdıramadı. Örneğin Esir Şehrin İnsanları bir üçlemenin ya da nehir romanın birincisidir. İkincisi Esir Şehrin Mahpusu, üçüncüsü de Yol Ayrımı’dır.

Olayları derinliğine ele alıyor olması onu yeni eserlere taşıdı. Kişiler ve olaylar yeni eserlerle ve yeni kimlikleriyle canlılıklarını korudu. Kemal Tahir, kuşaktaşlarına göre, Türkçeyi çok yalın kullanan bir yazardı. Öte yandan ayrıntılara da son derece özen gösterirdi. Aynı kitabın yeni basımlarında, romana ters gelen bölümler, anlatımlar onu rahatsız ediyorsa, bunu düzeltmekten kaçınmadı. Özellikle Esir Şehrin İnsanları’nın ikinci baskısı gözden kaçırdığı birçok çelişkinin düzeltildiği bir örnek olarak gösterildi.

Esir Şehrin İnsanları’nda, Anadolu’yu destekleyen, kurtuluş için çalışan, romanın başında anlattığı Kamil Bey’le Galatasaray’dan arkadaşı Ahmet Bey’le karşılaştıktan sonra değişen Kamil Bey arasında yüzde yüz fark vardır. Yazar burada bir Osmanlı aristokratının da değişebileceğini, olumlu bir kişilik olabileceğini gösterir. Kamil Bey değişir, Fethi Naci bu değişikliği bir cümlede özetler: “Kemal Tahir, Kamil Bey’in mapushane yaşamını Esir Şehrin Mahpusu’nda anlatır. Eski Paşazade Kamil Bey artık ‘Millici abi’dir. Esir Şehrin Mahpusu, Kamil Bey’in, karısı Nermin Hanım’ı boşamasıyla sona erer.” (Fethi Naci, 50 Türk Romanı, 1997).

Kemal Tahir’in romanları Halit Refiğ’in dediği gibi, bize Türkiye’yi tanıtan kesitler sundu: “Türkiye’yi, Türkleri sahiden tanımak isteyen yerli yabancı herkes Kemal Tahir’i okumak, anlamak zorundadır.”

“İlk altı eserinde Türk köylüsü ve köy gerçeklerinin üzerinde duran Kemal Tahir, daha sonra Kurtuluş Savaşımızın hazırlık dönemini inceleyen romanlara geçer; Esir Şehrin İnsanları (1956) ve Esir Şehrin Mahpusu (1962) romanları bu yönelişin ilk iki temsilcisidir.

Kaynak

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir