Yaratmak İçin Önce Yok Olmalısın!

21. yüzyıl yeterliliklerini inceleyecek olursak gelecekte başarılı birer insan olmanın en temeli sahip olduğu bilgiyi kullanarak ortaya yaratıcı  ürünler koyabilenler olacak gibi görünüyor. Peki nedir bu yaratıcılık? Yaratıcılıkta zeka gibi oldukça soyut bir kavram bu sebeple onu tanımlamak yerine hali hazırda yaratıcı olduğu düşünnen çalışmaları inceleyerek yaratıcılığın boyutlarını belirmeye çalışıyor akademik dünya. Bu bilgiye üniversitede aldığım Yaratıcılık ve Geliştirilmesi adlı dersten ulaşmakla beraber yaratıcılığın geliştirilebilir olmasının mutluluğunu yaşıyorum. Kısaca yaratıcılığın boyutlarından bahsetmek gerekirse en temelde  özgünlük yer alıyor. Bizler herhangi bir makine, robot, sanat eseri vb. unsurları biricik olma durumlarına göre özgün diye değerlendiriyoruz. Bir diğer boyut ise akıcılık bu kavram incelenen çalışmanın içerdiği fikir sayısıyla ilişkilidir. Zenginlik boyutu  ise  çalışmanın detaylandırılması ile ilgilidir. Bu özellik hem  orjinallik /özgünlük açısında gelişmesine katkı sağlar hemde esneklik boyutunu güçlendirir. Esneklik çalışmanın farklı durumlara ne kadar uygun olabildiğiyle ilgilenir. Örneğin üzerinde çalıştığınız projede çıkan bir sorunla ilgili bulduğunuz çözümün ileride karşılaşılabilinecek olası başka problem durumlarıyla uyumu vb. unsurlar. Yaratıcılığa şöyle bir girdikten sonra gelelim

yaratmak için yok olmaya. Chicago Üniversitesi  profesörü Mihaly Cziksenmihalyi  2004′ te  “FLOW” adını verdiği Türkçe’ye “akış” olarak çevirdiğimiz  teorisini  (Konuyla ilgili TED konuşması ) Ted ‘de paylaştı. Aynı zamanda kendisinin teorisini derinlemesine anlattığı bir akış adlı bir kitabı da bulunmaktadır. Mihaly akış teorisini oluşturmadan önce işe mutluluğun kökeni üzerine araştırmalar yaparak başlamış. Öncelikle maddi durumun hayattan alınan keyifle bir noktadan sonra doğru orantılı gitmediği sonucu ulaştıktan sonra araştırmalarını derinleştirmiş ve yaratıcı olduğu kabul edilen sanatçıları ve bilim insanlarını incelemeye başlamış.   Tam olarak cevap aradığı soru bu insanlara ”  Ne şöhret ne servet sadece anlamlı ve yapmaya değer buldukları şeyleri yaparak yaşamaya değdiğini “ düşündüren nedir ? Şimdi yaptığı görüşmelerden birkaç yazı paylaşacağım.

 

Bir dansçı, gösterisi iyi olduğunda neler hissettiğini betimliyor: “Tam anlamıyla yoğunlaşırsınız. Zihniniz amaçsızca dolaşmaz, başka hiçbir şey düşünmezsiniz; kendinizi tamamen yaptığınız işe kaptırmışsınızdır… Enerjiniz çok yumuşak bir biçimde akar. Gevşediğinizi, rahat olduğunuzu ve içinizin enerjiyle dolduğunu hissedersiniz.”

Bir kaya tırmanıcısı, bir dağa tırmanırken hissettiklerini betimliyor: “Yaptığınız işe kendinizi öylesine kaptırırsınız ki kendinizi o anki etkin­likten ayrı olarak düşünemezsiniz… Kendinizi yaptığınız işten ayrı olarak göremezsiniz.”

Küçük kızıyla zaman geçirmekten zevk alan bir anne şöyle diyor: “Okumak onun gerçekten sevdiği bir şey ve hep birlikte okuyoruz. O bana bir şeyler okuyor, ben ona okuyorum ve o zamanlarda dünyanın l<alanıyla aramdaki bağ kopmuş gibi oluyor, kendimi tam anlamıyla yaptığım işe veriyorum.”

Bir satranç oyuncusu katıldığı satranç turnuvasından söz ediyor: ” … yoğunlaşmak soluk almak gibidir, yoğunlaşırken bunu düşünmez siniz bile. Tavan yıkılsa, üzerinize bir şey gelmediği sürece bunu fark etmezsiniz.” 

Mihalyi yaptığı tonlarca görüşmenin ardından yaptığı etkinlik ya da iş her ne olursa olsun bu kadar zevk alan insanların yaşadıkları olumlu durumları birbirilerine oldukça benzer ifadelerle açıkladıklarını  fark ediyor. Ardında akışı şöyle tanımlıyor. Flow kendi benliğinden sıyrılıp zaman, mekan vb diğer unsurlarla olan bağı kesip tam konsantre bir halde kendini yaptığın işe kaptırmış olmaktır bununla beraber bu süreçten üst düzey bir hayat deneyimi elde ederek süreç tamamlanıp benliğin farkına tekrar varıldığında daha güçlü bir benlik algısıyla karşılaşmış olma durumdur. Akış durumunda ki kişi için saatler dakikalara dönüşür. Açlık,  susuzluk, uyku  vb. metabolik ihtiyaçların farkına varılmaz ve birey üzerinde çalıştığı sanat eseri, iş vb.  her ne ise her şey bir anda kendiliğin oluveriyormuş hissine kapılır. Tam bu noktada önce kendi benliğiyle ilgili bağını kopartır ve tamamen yaptığı / yarattığı şeye dönüşür.  Bu tarz bir deneyimi sürekli olarak yaşayan bireyler incelendiği zaman ortaya 8 maddelik bir reçete çıkarılabilmiş. İşte Mihaly ‘nin gözlemlerini birleştirerek yaptığı reçete.

“İnsanlar yaşantılarının en olumlu olduğu zamanları düşündüklerinde aşağıdakilerden en az birinden ve sıklıkla hepsinde söz ederler.

concept-finding-solution-personal-development-450w-735075019_790x445

  1.  Üst  düzey yaşantı genellikle tamamlama şansınız olan görevlerle karşılaştığımız zaman ortaya çıkar.
  2. Yaptığımız işe yoğunlaşabilmeliyiz.
  3. Görevlerinizin açık hedefleri olamalıdır.
  4. Hemen geri bildirim alma olanağı sunması
  5. Kişinin kendisini yaptığı işe derinlemesine ama çaba gerektirmeyen bir biçimde verebiliyor olması ve bu veriş gündelik yaşamın kaygılarını ve hayal kırıklıklarını bilinçten siler. Yok olma evresi tam burada başlar.
  6. Zevkli etkinlikler insanların etkinliklerini denetlemelerini sağlar.
  7. Benlikle ilgili kaygılar ortadan kalkar ancak akış tamamlandıktan sonra daha güçlü bir benlik algısı ortaya çıkar.

Konuyla ilgili alternatif bir kaynak daha Mücadele isimli grubun Podcasti

Son olarak eğer hala meslek seçmediyseniz  üst düzey yaşantı deneyimlerinize yönelik kariyer planlamaları yapmak için güzel bir içsel yolculuğa çıkabilir ve yoğunlaşmakta zorlanmadığınız bir alana yönelik ilerleyip yaratıcılığınızı maksimum seviyede kullanabilirsiniz.  Son olarak Mihaly Csikzenmihaly ‘nin kitabnını okumanızı tavsiye ederek yazımı sonlandırıyorum.

Kaynaklar:

  1. Akış-Mutluluğun Bilim / Milay Csikzenmihakyi
  2.  Yaratıcılık Gelişimi ve Eğitimi / Uğur Sak

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir