Titan Saadet Zinciri: Dolandırıcılık Temelli Prim Sistemi

Dolandırıcılık, bireylerin başına gelebilecek en önemli sosyal sorunlardan biridir ve eski zamanlardan bu yana onun da bir tarihi bulunmaktadır. Fakat size bugün dolandırıcılığın da priminin olabileceğini gösteren bir zincirden bahsedeceğim: “Titan Saadet Zinciri”. Evet, yanlış okumadınız! Eski tarihlerde bulunan bu “saadet zinciri”(!) adlı halkaya gelin bir göz atalım…

Titan Saadet Zinciri, 1990’lı yıllarda varlık göstermiş ve Ponzi oyunu olarak da bilinen bir dolandırıcılık sistemi üzerine kurulu bir gruptur. Bir katılım ücreti karşılığında üyelerine kısa vadede son derece yüksek kâr oranları sunan Titan Saadet Zinciri, katılımcılarına zincire dâhil ettikleri her yeni üye için de belirli miktarda prim ödemeleri de vaat etmiştir. Her yeni üye tarafından ödenen katılım ücreti, bahsedilen kısa vadeli ve yüksek kâr oranlı kazanç olarak daha önceki üyeleri ödenerek “zincir” ayakta tutulmuştur. Zincire katılım ücreti 2400 Alman Markı’ydı.

germany-1209765_960_720

Organizasyon ilk olarak 1997 yılında, Titan Saadet Zinciri’nin yöneticisi Kenan Şeranoğlu’nun 31. yaş günü dolayısıyla İzmir Hilton Oteli’nde verdiği partinin ardından, Şeranoğlu’nun medya imajı, gösterişli yaşam tarzı ve aşırı lüks harcamalarıyla nedeniyle Türk medyasında yer almıştır. Üyelerin şikâyeti üzerine açılan davalar ve sürdürülen soruşturmalar sonucunda, çeşitli etkinliklerde toplanan 385,700 Alman Mark’ı Polger Cens adlı şahıs tarafından yurtdışına çıkarılırken İzmir Atatürk Havalimanı’nda ele geçirilmiştir. Davanın Haziran 1998’deki son duruşmasında Kenan Şeranoğlu kendini şöyle savunmuştu: “Yapılan iş ticari ahlaka aykırı olabilir ama yasalara aykırı değildir. Titan’a ait tek kuruş para yurtdışına çıkarılmamıştır. Ayrıca Türkiye genelinde vergi rekortmenleri arasına girdim. Ben olay basında yayınladığında yurtdışına çıkma şansım olmasına rağmen hiçbir yere gitmedim. Çünkü yaptığım iş yasaldı. Kimseyi dolandırmadım, haksız kazanç sağlamadım. Beraatımı istiyorum.”

Dava kararları doğrultusunda Türk Ceza Kanunu’nun 77. maddesinde düzenlenen “Şahsi hürriyeti bağlayıcı muvakkat cezaların birleştirilmesi halinde tatbik edilecek ceza, hapiste 25 yılı geçemez” hükmü gereğince, Türkiye Direktörü Kenan Şeranoğlu’nun 25 yıl 10 ay hapis, 22 milyar 798 milyon 311 bin 569 lira ağır para, İzmir yetkilisi Ahmet Hakan Baz’ın 25 yıl 10 ay hapis, 22 milyar 234 milyon 626 bin 798 lira ağır para cezasına çarptırılmıştır. Organizasyon 1998 yılında devlet müdahalesiyle kapatılmıştır. Zincirin kurucularının tamamı, Rahşan affı olarak da bilinen “şartla salıverme ve cezaların ertelenmesine” ilişkin yasadan yararlanarak Şubat 2008’de Eskişehir Cezaevi’nden tahliye olmuştur.

money-laundering-1963184_960_720

Görüldüğü gibi her olumlu veya olumsuz sistemin zaman ile öncü kişiler tarafından sistemi oluşturulmaktadır ve bu sistemin kurucuları tarafından yapılan sistem gayet meşru gözükmektedir. Olaya başka açıdan bakacak olursak da bazı sistemler kendini oluşturmaktadır. Sistemler(aile, okul, devlet vs.) nasıl kendini oluşturmuşsa toplum içinde yukarıda örneğini verdiğimiz sistem de kendini oluşturabilmektedir. Bu konuda topluma görev düşmekte ve sistemlerin olumlu olanlarını oluşturmak için çaba göstermeleri, olumsuz olarak oluşan sistemleri ise bertaraf etmek için savunma mekanizmaları geliştirmeleri gerekmektedir. Bilgilendirici bir yazı olması dileğiyle…

Özel İçerik: Umut Solmaz

Umut Solmaz

Sosyal Hizmet Uzmanı Umut SOLMAZ

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir