Tarihimizin Dünya Çapında Dikkat Çeken Karakterleri: Osmanlı Sadrazamları!

Osmanlı’da padişahtan sonra gelen en büyük makam sadrazamlıktı. Diğer adıyla vezir-i azamlık. Rütbenin büyüklüğüne karşın son derece zorlu bir görevdi, tabir yerindeyse kelle koltukta gezerlerdi. Çünkü her hareketleri ve sözleri padişahın ağzından çıkmış kadar değer görürdü. İmparatorluk anlayışıyla yönetilen bir sistemde lider olmak nasıldır bir düşünün! Aşırı bir güç yüklemesi, çocukluktan itibaren öğretilen sahip olma ve sahip çıkma duygusuyla baş yardımcınızın en ufak hatasına karşı ne kadar da tahammülsüz olabileceğinizi düşünün. Bu yüzdendir ki Osmanlı’da sadrazamların hayatları her zaman entrikalarla doludur. Bize ulaşanlardan bir kaçını bu yazıda derlemeye çalıştım. Tarihimiz 624 yıllık bir dönemi kapsıyor ve her günü aksiyonla dolu. Dolayısıyla her detayına değinmek imkansız. Ama bir yerlerden başlayınca sonuna kadar gitmek, her detayını öğrenmek istiyorsunuz. Bu yazıda bir başlangıç niteliğinde olur umarım. Tarihi öğrenmek kesinlikle kolektif bir algı yaratıyor ve milli değerlere sahip çıkma güdüsü doğuruyor. “Tarihini bilmeyen milletler, başka milletlerin avı olurlar.” diyerek Atatürk’ün de bu konuya dikkat çektiğini biliyoruz. Hadi başlayalım.

SOKULLU MEHMET PAŞA

fft16_mf4443193

Kanuni Sultan Süleyman döneminde Osmanlı Donanmasının Kaptan-ı Deryalığı ve bunun yanı sıra Kanuni Sultan Süleyman, II. Selim ve III. Murat devirlerinde toplam 14 yıl 3 ay 17 gün Osmanlı İmparatorluğu’nun sadrazamlığını yapmış Hırvat asıllı bir Osmanlı devlet adamıdır. Kanuni Sultan Süleyman’ın son vezir-i azamı olmuştur. Hem Osmanlı İmparatorluğu’nun zirvede bulunduğu dönemi simgelemesi itibariyle hem de icraatları, projeleri ve kişiliği nedenleriyle en büyük Osmanlı sadrazamlarından biri olarak kabul edilir.

Yaşı hayli ilerlemiş olan Kanuni çok güvendiği Sokullu’ya geniş yetkiler vermişti. 1561’de üçüncü vezir iken Kanuni Sultan Süleyman’ın torunu ve Sultan II. Selim’in kızı Esmehan Sultan ile evlendi. Bu tarihten ölümüne kadar, 15 yıl boyunca Osmanlı İmparatorluğunun idaresini fiilen elinde tuttu. Kanuni’nin son seferi olan Zigetvar Kalesi fethini, padişah öldükten sonra o idare etti. Bu fetih sırasında ölen Kanuni Sultan Süleyman’ın ölümünü askerden II. Selim gelinceye kadar saklayarak onu tahta çıkarmayı başardı. II. Selim döneminde neredeyse padişah hükmünde ülkeyi yönetti. III. Murat döneminde de sadrazamlık görevine bir süre devam etti. Fakat yıllar süren bu görevi sırasında öğrendikleri iyice göze batmaya başladı. Sokullu 11 Ekim 1579’da divan çıkışında kalbinden hançerlenerek öldürüldü.

Sokullu Mehmet Paşa 14 yıl süren sadrazamlığı boyunca usta bir siyasetçi olarak öne çıkmış, birçok askeri ve siyasal başarının elde edilmesinde birinci derecede rol almıştır. 60 yıllık devlet hizmeti sırasında da hiçbir görevinden alınmadığı gibi daima bir üst göreve atanmış olması da ayrı bir özelliğidir.

Önemli projeleriyle de tarihe damgasını vurmuştur. Özellikle Don-Volga Kanal Projesi, Süveyş Kanalı ve Marmara-Karadeniz Kanalı Projesi hala gündemde olan projelerdir.

Don-Volga projesi hayata geçirilebilmiş olsa Rusya’nın güneye yayılması engellenebilir, ipek yolu canlandırılabilir, Orta Asya Türkleri ile daha sıcak ilişki kurulabilir ve donanmanın Hazar Denizine ulaştırılması sonucu İran baskı altında tutulabilirdi. 1560’lı yıllarda önemsenmeyen bu projenin 1953 yılında Rusya tarafından inşası gerçekleştirildi.

Süveyş Kanalı projesi hayata geçirilebilmiş olsa Hint deniz ticaret yolu açılarak Akdeniz ticareti canlandırılabilir ve Osmanlı ekonomik olarak kuvvetlenebilirdi. Akdeniz ile Hint okyanusu birbirine bağlanarak Güney Asya’daki Müslümanların korunması ve Osmanlı İmparatorluğunun sınırlarının genişletilmesi sağlanabilirdi. Bu kanal projesi de 1869 yılında İngiltere tarafından hayata geçirildi!

Marmara-Karadeniz Kanal projesi de ilk defa Kanuni döneminde ele alınmıştır. İznik, Sapanca gölleri ve Sakarya Nehri’nin birleştirilmesiyle açılacak kanaldan birinci derecede gemiler vasıtasıyla donanmaya lazım olan kerestenin ve İstanbul odununun nakli düşünülmüştür. Proje en son 1999 yılında ele alınmış fakat Marmara depremi sırasında gündemden düşmüştür. 2000’li yıllarda tekrar tartışılmaya başlanmıştır. Umarım Sokullu’nun bir projesini de bizler hayata geçirebiliriz.

PARGALI İBRAHİM PAŞA

329989

Kefe sancakbeyi Şehzade Süleyman’ın (Kanuni) yanında onunla birlikte büyüdü, Türkçeyi öğrendi. Türk adetlerini benimsedi, Türkçeden başka Farsça, Arapça, batı dillerinden de İtalyanca, Hırvatça ve Rumcayı biliyordu. Zekası ve bilgisi ile Şehzade Süleyman’ın ilgisini ve dostluğunu kazandı. Süleyman tahta çıkmak için İstanbul’a gelirken onu da yanında getirdi. Birçok devlet kademesini birden aşarak hasodabaşılığa atandı, üç yıl sonra da sadrazamlığa getirildi (27 Haziran 1523). 28 yaşında olduğu sadrazamlığa ek olarak Rumeli Beylerbeyliği de verildi. Sadrazamlığının dokuzuncu ayında Kanuni Sultan Süleyman’ın kız kardeşi Hatice Sultan ile evlenerek Osmanlı soyuna damat oldu. Önceki vezirlerden hiçbirisinin erişemediği ün ve onurun doruğuna yükselen, yetenek ve gücüyle de Osmanlı Devletinin genel gidişini etkileyen Makbûl İbrahim Paşa, 15 Mart 1536 gecesi boğdurularak öldürüldü, cenazesi de gece kaldırıldı. Öldürülmesinin nedenleri, alçak gönüllülüğü bırakarak gurura kapılması, padişahlara özgü unvanlar kullanması, Sultan İbrahim diye fermanlar çıkarması, Irakeyn Seferi sırasında fazla harcama yapması ve hazineyi zarara sokması gösterilir. (Muhteşem Yüzyıl izleyenleri burada mı?)

VELİ MAHMUT PAŞA

devsirmeyken-sadrazamlik-makamina-yukselen-ilk-kisi-fetihten-sonra-fatih-sultan-mehmed-tarafindan-tayin-edilen-veli-mahmud-pasa_dir

Fatih Sultan Mehmet döneminde vezirlik yapmıştır. Sadrazamlığı iki farklı döneme bölünmüş. İlk döneminden Fatih tarafından azledilmiş ve kaptan-ı deryalık yapmıştır. Bu görevinde gösterdiği başarıları sayesinde tekrardan sadrazamlığa getirilmiştir. Mahmut Paşa şüphesiz getirildiği bütün görevlerde çok başarılı bir devlet adamı olumuştu ama hayatının en inanılmaz olayı bu görevlerin çok dışında gerçekleşti. Bir çok kaynakta bulunmayan bu bilgi Mahmut Paşanın asıl ölüm nedeni olmuştur.

Fatih Sultan Mehmet’in üç oğlu vardı bunlardan adı en az bilinen Mustafa bu hikayenin baş kahramanı!

Mahmut Paşa ikinci kez göreve alındığında Padişah ile birlikte Otlukbeli Seferine çıkar, burada çok başarılı işlere imza atar fakat döndüğünde eşinin şehzade Mustafa ile ilişkisi olduğunu öğrenir. Fazla yaygara çıkarmadan karısını boşadıktan sonra şehzadeyi zehirler. Oğlu öldükten sonra bu olay Fatih tarafından duyulur ve sadrazamı zindana atar. 50 gün zindanda kaldıktan sonra padişahın huzuruna çıkar ve Fatih’e ” Günahım büyükse beni mertçe öldür, değilse serbest bırak” der. Paşa 18 Temmuz 1474’te Yedikule’de idam edilir. Tarihimizde entrikalar bitmiyor gerçekten.

MERZİFONLU KARA MUSTAFA PAŞA

Kara_Mustafa_Pasha

3 Kasım 1676 – 15 Aralık 1683 arasında 7 yıl 1 ay 12 gün sadrazamlık yapmıştır.

1672-1676 Osmanlı-Lehistan Savaşını ve 1676-1681 Osmanlı-Rus Savaşında kazandığı başarılara rağmen, II. Viyana Kuşatması ile bilinir. Çünkü kuşatmanın hüsranla sonuçlanması üzerine idam edilmiştir.

Peki neden kuşatma hüsranla sonuçlanmıştır ve idam edilmiştir?

Viyana o zamanlar çok güzel bir şehir, şehrin içinden akan ırmakları, yapıları ile dönemine göre ileride bir şehirdi. Osmanlı ordusunda da şöyle bir anlayış vardır. Eğer kuşattıkları Yer kendiliğinden teslim olmazsa Osmanlı ordusunun şehri yağma hakları vardı.

Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın amacı şehri vire (teslim) ile ele geçirmek ve bu tarihi yapıyı bozmamaktır. Böylece yeniçerilerin şehri yağmalamalarını önleyecek ve Viyana hazinelerini, yapılarını koruyacaktı.

Bu yüzden bekledi. Bekledikçe kuşatma uzadı. Kuşatma uzadıkça yardım ekipleri arkadan yola çıkmıştı ve bu bekleyiş, Polonya Kralı Jan Sobieski komutasındaki 100.000 kişilik Lehistan ordusunun vakit kazanarak Viyana’nın imdadına yetişmesine sebep oldu. Haçlı ordusunun Viyana önlerine gelmesi üzerine askerleri siperlerden çıkararak kuşatmayı kaldıran sadrazam, savaş pozisyonu aldı. Haçlıların ilk saldırısı üzerine Osmanlı hatları yarıldı ve askerler kaçmaya başladılar.

Bunun üzerine sadrazam ordunun tüm ağırlıklarını geride bırakarak Belgrad’a çekildi. Viyana bozgunu üzerine Sultan IV. Mehmet bir hatt-ı şerifle kapıcılar kahyasını Belgrad’a göndererek Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’yı idam ettirdi. Kafası kesilerek İstanbul’da padişaha sunulurken vücudu hala Belgrad’dadır. Mustafa Paşa’dan sonra Osmanlı’nın Avrupa’daki fetih dönemi de kapanmıştır. Hatta muhtemelen doğru olan bir rivayete göre bütün Avrupa’nın (son zamanlarda bizim de) bayılarak yediği kruvasan bu yenilgi üzerine viyanalılar tarafından kutlama amaçlı pişirilmiş. Hilal şeklinde pişirdikleri çöreklerle Osmanlı’ya yenilmeyişlerini kutlamışlar.

Özel İçerik: Seda Aydın

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir