Son Zamanların Bilim Popüleritesi: Kafa Nakli

Filmlerde işler sarpa sarınca hemen bir yüz nakli oluverir başrol. Ya da son dakikalarını yaşayan aşıklar için aniden karaciğerini vermeyi kabul eder iyi kalpli bir insan. Daha trajiği sevdiği çocuk kalp nakli için donör beklerken kaza geçiren genç kızın kalbini takarlar çocuğa. Sonsuza kadar ayrılmaz kalpleri…

Örneklerini çokça duyduğumuz, belki yakınlarımızdan da gördüğümüz organ nakline bilimsel olarak bir göz atalım.
Organ nakli: Canlı ya da ölü donörden alınan organ ya da organ parçasının başka bir bireye nakledilmesidir.
İlk bilinen örnek M.Ö 2. yy’a dayanıyor. Hintli bir cerrah olan Sushruta, otogreft yöntemiyle bir burnu yeniden şekillendirmiştir. Başarılı olup olmadığı ise bilinmemektedir. Başarılı olsa da olmasa da büyük bir bilimsel gizemin kapılarını sonraki nesillere aralamıştır.
Peki bir organı aldık, başak bir yere taktık. Çalıştı. Bu kadar basit mi? Maalesef değil. Organ nakli hayat kurtarıcı olmakla birlikte bir takım problemleri de beraberinde getirir. Elimize batan minicik iğneye bile kızarıp şişerek tepki veren vücudumuz, kendinden olmayan bir başka organı nasıl olur da hemen kabul edip onunla çalışmaya başlar? Bunun için dikkat edilmesi gereken bir kaç şey vardır. Mesela doku uyumu.
4 çeşit organ nakli vardır:
1)Otogreft: Canlının kendisinden alınan parçanın yine kendisine nakli.
2)İzogreft: Canlıya kendiyle aynı genetik yapıya sahip başak bir canlıdan(tek yumurta ikizi gibi) alınan parçanın nakli.
3)Allogreft: Canlıya kendi türünden başka bir canlıdan alınan parçanın nakli.
4)Ksenogreft: Canlıya başka bir türdeki canlıdan nakil yapılması.
Organ naklinden önce mutlaka doku uyumu araştırılır. Hasta organı reddetmesin diye nakil sonrası işlemler devam eder. Bütün bu çabalara rağmen gene de organ reddedilebilir. Maalesef her şey filmlerdeki kadar kolay değildir…

kafa nakli resimleri ile ilgili görsel sonucu
Gelelim kafa nakline:
Kafa nakli bilim kurgu filmlerini süsleyen bir öge olmanın yanı sıra bilim adamlarının da rüyalarını süslemiş, bu konuda bir çok bilimsel araştırma yapılmıştır.

Canlılarda kafa naklinin öncüsü 1950’lerdekiRus bilim adamı Vladmir P. Demirkhov olmuştur. Demirkhov daha Moskova Üniversitesi’nde biyoloji bölümünde öğrenciyken metal bir yapay kalp yapmış ve köpeğe taktığı bu kalbin 5.5 saat çalıştığını görmüştür. 1954 yılında ise yavru bir köpeğin kafasını daha büyük bir köpeğin kafasının yanına dikmiş ve 2 kafanın da aynı vücutta yaşayabildiğini görmüştür. Hatta ilk başlarda büyük köpek yeni kafayı yadırgamış ancak sonradan bu kafaya alışmıştır. Demirkhov, bu şekilde 20 hayvanda deneyler yapmıştır. En uzun yaşayan hayvan 1 aya kadar yaşamıştır. Akciğer ve kalp nakilleri üzerinde de çalışan Demirkhov’un çalışmaları, Sovyetler Birliği tarafından pek ciddiye alınmamış, işe yaramaz bulunmuştur. Bu yüzden devletten maddi yardım alamayan Demirkhov’un çalışmaları Nobel ile taçlanamamıştır.
Ancak kendisinden sonra bir çok bilim adamı Demirkhov’un çalışmalarının izinden gitmiş, kafa nakli üzerinde bir çok deneyler yapılmış, makaleler yazılmıştır.

dunyanin-ilk-kafa-nakli-aralik-2017de-yapilacak-Valery-Spiridonov-Doktor-Canavero-fotografi-gelgez-728x546

Gelelim günümüze…
İnsanda ilk kez kafa naklini gerçekleştirebileceğini iddia eden İtalyan doktor Sergio Canavero, Çinli bir cerrah olan Ren Xiaoping ile güzel bir ekip kurdu. 1000’den fazla fare üzerinde deney yapan ekip deneylerde farelerin en fazla 1 gün yaşadığını gözlemledi. Primatlar üzerinde deney yapmaya başlayacaklarını söyleyen ekibin ilk insan deneyi için şimdiden 1 gönüllüleri var. 30 yaşındaki bilgisayar mühendisi Valery Spridanov masküler atropi hastası. Bu iş için de gönüllü.
İtalyan doktor Canavero’ya göre 36 saat sürecek olan kafa nakli ameliyatının maliyeti ise 7.5 milyar dolar.
2017’nin aralık ayı için tarih veren Canavero başarılı olacaklarından son derece emin. Gönüllü bilgisayar mühendisi Spridanov ise kendisine %99 yaşama şansı vaat ettikleri zaman ameliyat olacağını söylüyor.

Bilim dünyasında tartışmalara yol açan bu olay için başarı ihtimali sizce nedir?

Özgün içerik: Afranur Şentürk

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir