Son Yılların Önemli Sorunlarından Bilgi Kirliliği

Bilgi; insan aklının erebileceği olgu, gerçek ve ilkeler bütünüdür.  Arda Denkel’e göre bilgiyi tanımlamak için zıddının da  bilinmesi gerekir.

Eskiden insanlar bilgiye ulaşmak için çaba harcarlardı. Bilgiye ulaşmak o kadar da kolay değildi. Kitap basımı azdı. İstenilen kitap, hemen bulunamıyordu. Bulunsa bile fiyat olarak pahalıydı. Günümüzde bizler bilgiye ulaşmak için çok fazla bir çaba harcamıyoruz. Sadece bir tık uzağımızda. Arama motoruna öğrenmek istediğimiz şeyi yazmamız yetiyor, her şeye.  Çoğu kitabın PDF halini dahi bulabiliyoruz. Beklememiz gerekmiyor. Fakat bu beklememenin getirdiği bir sorun var. O da bilginin anlaşılması, içselleştirilmesi için insanın zamana ihtiyaç duymasıdır. Zaman ihtiyacı, giderilmediğinde çok fazla bilgiye maruz kalıyoruz ve bilgilerin sınıflandırılmasını yanlış yapıyoruz. Tam olarak hangi kategoriye ait olduğunu belirleyemiyoruz. İşte, bilgi kirliliği sorunu da bu noktada su yüzüne çıkıyor.

17_d_790x445

Aslında hiçbir bilgi kirlilik yaratmaz. Her bilgi birer altın gibidir. Biriktirdikçe zengin olursunuz. Kirliliği yaratan, yapılamayan kategoridir. Düşünün ki gümüş altınların arasına konulmuş. Sizce altının parlaklığından gümüş ne kadar dikkat çekecektir?  İlk başta dikkat çekecek ve neden orada olduğu sorgulanacaktır, elbet. Fakat sonra ilgi altına kayacak ve gümüş, altınların parlaklığının yanında dikkat çekmeyecek, hep en altlara itilecektir.

Bilgiyi doğru raflara koyma işi, kişide bitiyor. Doğru yerde olup olmadığını anlamak için Sokrates’in üç filtre testi uygulanabilir. Sokrates’in bu testi, en yakın arkadaşı ile ilgili duyduğu bir şeyi  kendisine anlatmak isteyen bir kişiye uyguladığı bilinir. Test şu şekilde:

  • 1. filtre, gerçeklik filtresidir. Burada öğrenilen bilginin doğru, gerçek olup olmadığı sorgulanır.
  • 2. filtre, iyilik filtresidir. Bilginin iyi bir şey olup olmadığına bakılır.
  • 3. filtre, yararlılık filtresidir. Bilginin işimize yarayıp yaramadığına dikkat edilir.

Eğer öğrenilen bilgi yapılan sınıflamada doğru, iyi ve yararlı, işe yarar değilse neden o kategoride bilinmeli?

PSC0313_FY_074-1280x620_790x445

Kategoride bir hata olduğu kuşku yoluyla da anlaşılabilir. Unutulmamalıdır ki kuşku, temele alındığı takdirde bizi doğruya götüren bir araçtır. Dikkat edilmesi gereken nokta; kuşkunun fazlasının zarar, azının karar olduğudur. Nitekim, Nikolas Kopernik uzun bir süre hakim olan Batlamyus geleneğine, kuşkuyla yaklaşmasaydı eğer Kopernik Devrimi olabilir miydi hiç?

Maruz kaldığımız yoğun bilgi edinme süreci, bilgilerin yararlı kullanılmasının yanında karar verme sürecimizi de olumsuz yönde etkilemekte ve sağlıklı düşünmemizin önündeki en büyük engellerden bir tanesini oluşturmaktadır.

Mamafih, bilgiye ulaşılırken seçici davranılmalıdır. Bilgiyi aktaran, sunan aracın güvenilir olmasına dikkat edilmeli. Kaynaklara, karşılaştırılarak bakılmalıdır. İki zıt bilgiden hangisinin doğru olabileceğine zihinde muhakeme yaparak karar verilmeli.

Yukarıda bahsedilen hususlara dikkat edilerek bu durumun önüne geçilebilir. Fakat dikkat edilmediği durumlarda bilgileri sosyal medyadan, forumlardan, çevremizdeki insanların düşüncelerinden, kaynağı belli olmayan sitelerden, kitaplardan… oluşan asılsız bilgiler ve yaptığımız yanlış önermeler ile birbirine karıştırmak sizce de haksızlık değil midir?

Kaynak (Bilgi Çağında Problemli İnternet Kullanımı ve Enformasyon Obezitesi adlı makale)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir