Skeptisizmden Şüphe Etmek?

Skeptisizm antik Yunan filozoflarından Protogoras tarafından ortaya atılan ve şüphecilik anlamına gelen bir kavramdır.

Özünde, bilginin insan algısıyla değişmesinden dolayı doğru bilgiye ulaşmanın imkansızlığını belirten bir akımdır. Doğuşundan sonra filozoflar arasında katastrofik etkiye sebep olacak ve felsefenin doğası haline gelecektir.

Bu akımın savunucularına baktığımızda oldukça tanıdık bir filozofla karşılaşıyoruz; Descartes.

descartes

Descartes skeptisizmi doğru bilgiye ulaşmada bir yöntem olarak görmüş ve bu yöntem şu meşhur sözü doğurmuştur: ‘’Düşünüyorum, öyleyse varım!’’

Doğru bilgiye ulaşmanın skeptik aşamalardan geçerek saptanması gerekliliğini ifade eden Descartes, var olduğu bilgisine basit mekanizmalarını açıklayacak olursak şöyle ulaşmıştır:

“Her şeyin yanlış olduğunu düşünmek istediğim sırada bunu düşünen benim zorunlu olarak bulunan bir şey olmam gerektiğini fark ettim”

Her şeyin başlangıç noktasında yanlış (tüm bilgilerimizi sorgulayacaksak var olup olmadığımız da bu sorgulamaya dahil olmak durumunda kalır) olmasını sorgulayan bir şey olduğu kesindir. Bununla, düşündüğünü fark eden bir varlık olduğu sonucuna, yani düşünmek için var olması gerektiği noktasına ulaşmıştır. Sonralardan bu cümle kendi mekanizmaları içerisinde ‘’düşündüğünü ve düşünmesinin sonucu var olduğunu fark eden bir şey’’ olduğu sonucuna ulaşacaktır. Buna bilinç diyoruz ve bu düşüncenin kaynağı da Sartre oluyor.

Buraya kadar skeptisizmin ne için kullanıldığını, nasıl bir işleyişi olduğunu ve sonuçlarının nerelere uzandığını gördüysek skeptisizme skeptik olmayanların ironik bir şekilde şüpheci yaklaşımları ve sebeplerini inceleyelim.

Dogmatizm, yani “inanççılık” skeptisizmin karşıtı olarak tanımlanır. İnsanın zihniyle doğru bilgiye ulaşabileğini savunan akımda, edinilen bilgilerin kaynağı ya da doğruluğu sorgulanmaz ve bilginin kesinliğine karşı keskin bir inanç mevcuttur.

Asıl soruna gelecek olursak, bu kavramların anlaşılamamış olduğunu görürüz. Dogmatizm sorgulamadan kabul etmek iken şüpheci bir yöntemi benimsemiş insanlar da bir takım sonuçları kabullenebilir ve onlara inanabilirler. Şüphecilikleri inkar etmek için değil, doğru bilgiye ulaşmak içindir. Yani burada sonuçlar değil, yöntem farklılığı önemlidir.

Skeptisizmin yanlış anlaşılmasıyla bilgileri sorgulama ve filtreden geçirme gibi alışkanlıklar çocuklara kazandırılmayarak gençlerin öğrencilik hayatında edindiği bilgilerin kaynağını merak etmeleri, doğruluğunu sorgulayıp yanlış ise doğrusuna ulaşmaları gibi getiriler indirgenmiştir. Bunun sonucunda öğrencilerin neyleri merak ettikleri, hangi bilgilere ulaşmak istediklerini bulmaları zaman alıyor, bazen de hayatlarının çok geç evrelerinde kendilerini ve yapmak istedikleri işi bulmalarına sebep oluyor.

jhoa

 

Eğer siz de seçmek istediğiniz meslekten emin değilseniz, belki skeptik davranarak baştan başlamalısınız. Kendinize nasıl bir insan olduğunuzu, neyleri yapmayı sevdiğinizi, neyleri bulmayı, merak ettiklerinizi sorun. Düşünün!

Özel İçerik: Rukiye Abanoz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir