Sanayi Devrimi’ne Genel Bir Bakış: Makineleşme ve Dahası…

Otomasyon ve sanayi devriminin dünyaya bazı olumsuz etkiler getirdiğini inkâr edemeyiz ama kesin olan şu ki; modern dünyanın temellerinin atılmasının ve bugünümüzü şekillendiren teknolojilerin icat edilmesinin başrolünde “Sanayi Devrimi” vardır.

Sanayi Devrimi; son üç asırdır süregelen, el işçiliği ve yavaş üretimden seri üretime geçiş ve makineleşme egemenliğine evrilme olarak özetlenebilir. Fakat yine de devrimin büyüklüğünü tek cümle ile açıklamak tabii ki mümkün değildir. Bu süreç 18. yüzyılın başlarında Britanya’da başlamıştır. O dönemler Britanya, dünyanın en büyük sömürgeci imparatorluklarından biriydi. Bu sebeple, çok büyük hammadde kaynaklarına ve ürettiği malları satabileceği oldukça geniş bir pazara sahipti. Bunların yanı sıra Britanya, yeraltı kaynakları ve sömürgeleri sayesinde sanayileşme için gerekli olan demir ve kömür gibi temel hammadde kaynaklarına da sahipti. Bir ada ülkesi olmasının avantajıyla Avrupa’daki savaşlardan, mezhep çatışmalarından ve karışıklıklardan uzak kalmış; gelişimini hızla devam ettirmiştir. Yıllar içinde gelişen teknoloji ve yöntemler ada sınırları içinde sınırlı kalmamış ve 19. yüzyılda ilk olarak Batı Avrupa, Amerika ve Japonya gibi bölgelere de ulaşarak tüm dünyayı etkisi altına almıştır.

Yüzyıllardır etkisi devam eden bu devrim birçok yeni keşfi ve icadı da beraberinde getirmiştir. Sanayi Devrimi’nin en büyük ve temel değişikliklerden biri; su, rüzgâr, insan ve hayvan gücünü makine gücüyle değiştirmekti. İlk olarak icat edilen buhar makinesi tam da bahsettiğimiz işi yapıyordu. 1712’de Thomas Newcomen tarafından yapılan ilk buhar makinesi, buhar üretmek için çok fazla miktarda kömür kullandığı için pek de verimli sayılmazdı ancak geliştirilebilir yeni modeller için örnek oluşturması açısından temel olarak görülebilir. Bu makine, bölgede bulunan metal ve kömür madenlerine su pompalamak için kullanılıyordu.  İnsan veya hayvanın taşıyabileceğinden daha fazla su taşıyabildiği için toprak daha derin kazılarak madenlerdeki dinamitler daha derinde patlatılabiliyordu. Böylece, öncekine kıyasla daha fazla hammadde elde edilebiliyordu. 1776’da James Watt tarafından üretilen diğer bir buharlı makine aslında Newcomen’in makinesine oldukça benziyordu. Ancak motor daha verimliydi ve diğer makinenin nerdeyse çeyreği kadar yakıt tüketiyordu. Bu sebeple ticari anlamda kullanıcıların daha fazla dikkatini çekmişti.  Watt, bu fırsatı kullanarak bir demir fabrikasının sahibi ile finansal ortaklık kurarak buhar makinesi üretmeye başlamıştır.

2

Buhar motorunun gelişimi birçok farklı alanda önemliydi. Tekstil bu alanların başında gelmektedir. İlerleyen yıllarda tekstil endüstrisinde kullanılmaya başlayan buharlı motor endüstriyel kumaşı ortaya çıkarmıştır. Eskiden mevsimlik ürün olarak üretilen kumaş; Sanayi Devrimi’nden sonra büyük fabrikalarda, buhar motorları ile çalışan makineler kullanılarak üretilmeye başlandı. “Spinning Jenny” olarak adlandırılan iplik eğirme makinesi 1764 yılında James Hargreaves tarafından icat edilmişti ve vasıfsız işçiler tarafından da kullanılabiliyordu. Bu sayede fabrika sahipleri vasıflı işçi aramak zorunda kalmıyordu ve işçilere verilen maaşlarda da önemli azalma olmuştu. Bunların yanı sıra Spinning Jenny tek seferde 8 işçinin yapacağı işi tek başına yapabildiği için dokuma endüstrisinde önemli bir gelişme sağlamıştır.

Buhar motorunun gelişimiyle artan üretim, madencilik ve imalat üzerinde devrim niteliğinde bir etki oluşturdu. Ayrıca insan ve hayvan gücünün yerine buhar gücü geldiğinden, kaynaklar daha verimli ve hızlı bir şekilde işlenebiliyor ve üretilen mallar daha hızlı bir şekilde pazara sunulabiliyordu.

18. yüzyılın sonunda buharlı motor, devam eden gelişim süreciyle tekneler ve trenler için uygun bir güç kaynağı haline geldi. Bu sayede insanlar artık ve malları uzun mesafelerde taşıyabilecekti ve ekonomik büyüme için önemli fırsatlar ortaya çıkmıştı. On sekizinci yüzyılın sonlarında, buhar makinesini kullanarak bir vapuru güçlendirme yöntemleri konusunda birçok deneme yapıldı ve gelişmeler sağlandı. Robert Fulton, Amerika Birleşik Devletleri’nde başarılı bir vapur geliştiren ilk kişiydi. 1807 yılında, motorunun geliştirilmesi biten vapurun yapımını tamamladı. Vapur, 24 beygirlik bir Watt motoruyla çalışıyordu ve yakıt olarak odun kullanılıyordu. New York City ile Albany arasında yolcu ve kargo taşıyan bu vapur, yelkenli ve rüzgâr gücüyle hareket eden bir tekneden çok daha hızlı bir şekilde hedefine ulaşmıştı.

3

İnsan ve yolcu taşımacılığında vapurlar deniz taşımacılığı için ne kadar önemliyse karayolu taşımacılığı da büyük önem taşımaktaydı. On dokuzuncu yüzyılın son yarısında buharla çalışan demiryolu gelişimi, ülkelerin ekonomisi üzerinde çok büyük bir etkiye sahip oldu. Trenler bu süre zarfında deniz taşımacılığına baskın bir taşıma şekli haline geldi. Demiryolu sistemini kuran ve işleten şirketler o dönemde en büyük şirketlerdi ve sahipleri için önemli bir servet oluşturdular.

Günümüzde ise artık bu devrimin çok ilerine geldik. 18. yüzyılda çakılan ilk kıvılcımdan şimdilerde büyük bir sanayi çağına geldik. Dünya bu hızla gelişmeye devam ederse çok kısa zamanda atılımları hızlandırabileceğini şimdiden söylemek mümkün olacaktır.

Özgün İçerik: Enes Eren

Enes Eren

Ege Üniversitesi Makine Mühendisliği

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir