Ruhsal Bozukluğumuz Mu Var?

İnsanlar, yaşamları boyunca yaşadıklarından birçok darbe alır. Kimi zaman bu tecrübe, ders çıkarılması gereken olaylar olarak nitelendirilse de yaşanmışlıklar ruhsal ve fiziksel görünüşe yansır. Ruhsal bozukluklar, insanların zaman içerisinde düşünce, duygu ve davranışları etkileyen bir sağlık sorunudur. İnsanlar, kendilerindeki ruhsal bozuklukları değerlendiremeyebilir. Normal gelen bir şey aslında ruhsal bir bozukluğun işareti olabilir. Psikolojik olarak bu durumun farkında olmasanız da bir sorundan olumsuz etkileniyorsanız ya da çevrenizi olumsuz etkiliyorsanız bu ruhsal bir sorunun belirtisi olabilir.

Günümüzde teknolojinin gelişmesiyle cep telefonları, bilgisayar vs. kullanımı gün geçtikçe artmaktadır. İnsanların dikkatini çekebilecek binbir türlü özellikten yararlanılarak geliştirilen teknolojik ürünler insanların duygu, düşünce ve davranışlarını da değiştirmektedir. Bunun bir kanıtı olarak çoğu insan “Selfie” adı verilen kamera aracılığı ile yapılan oto-portre çekimini etkin biçimde kullanmaktadır. Türkçe karşılığı “özçekim” olarak yer alan “Selfie” gün geçtikçe yaygınlaşarak çoğumuzun vazgeçilmezi haline gelmiştir. Birçok psikolog ve araştırmacılara göre Selfie, ruhsal bir bozukluk olarak gündeme taşınmıştır. Peki nasıl? Bunu anlayabilmek için öncelikle ruhsal bozukluk belirtilerine bir göz atmalıyız.

-Aşırı Tepkiler

İlgili resim
Aşırı tepkiler, ruhsal bozukluk anlamında duygu, düşünce ve davranışların fazlasıyla olma halidir. Aşırı sevinç, aşırı mutsuzluk, aşırı sinirlilik hali, aşırı korku ve endişe… Bu örnekleri çoğaltabiliriz. Bir davranışın veya duygunun aşırılığı çevremizi de bizi de olumsuz etkiler. Sosyal ilişkilerimizi zayıflatan bir sebeptir. Saplantılı düşünceler ortaya çıkabilir. Bu durumda da kafamızda olmayan şeyleri düşünmeye ve onlara inanmaya başlarız. Bu doğrultularda hayatımıza yön vermeye başladıkça mutsuzluk duyabilir, olumsuz şeyler yaşayabiliriz.

-Sosyal ilişkilerin Zayıflaması ve Uyum Problemi

İlgili resim
Duygu, düşünce ve davranışlarımızın değişmesi, sosyal çevremizi de etkiler. Aşırı tepkilerin sosyal ilişkilerimizi zayıflatmasıyla beraber alışkın olmadığımız bir hayat düzenine gireriz. İnsanlardan uzaklaşabilir, uyum problemi yaşayabiliriz. Alışkın olmadığımız bu düzenden dolayı sahte kimliklere başvurabiliriz. Sosyal bir çevremiz olsun diye herkese farklı ve mesafeli davranabiliriz. Bu da olduğumuz kişinin dışında bir kişi olmaya iter bizleri. Oluşturmak istediğimiz algıları, insanlar üzerinde yaratmak için sosyal medya hesaplarını bu yönde kullanmak ise bunun bir göstergesidir. Fotoğraflar, sosyal medyanın en etkileyici kısmı olduğundan “Selfie” çekerek nerede, kimle ve nasıl olduğunu kanıtlama çabası da bunun bir parçası oluverir.

-Psikolojik sorunlar

İlgili resim
Daha önceden var olan psikolojik bir sorunun sonucu olarak ortaya çıkan bir ruhsal bozukluktan bahsedebiliriz. Hayatlarında yaşadıkları travmalar, rahatsızlıklar vs. insanları etkiler. Bu durum profesyonel yollara başvurularak çözülebilir.  Ancak çözüldü sanılıp çözülemeyen bazı psikolojik sorunlar veya tekrar eden psikolojik değişimler ruhsal bozukluklara sebebiyet verebilir. Örneğin, kişilik bozuklukları, davranış bozuklukları, yeme bozukluğu, stres… Hiç farkında olmadığımız, kabul etmediğimiz psikolojik sorunlarımızda olabilir. Bu ise en tehlikelisidir. Çünkü yardım kabul etmemek ve kendimize de yardımcı olamayacağımız anlamını taşır. Dolayısıyla da git gide aşmakta daha da zorlanacağımız bir evreye girebilir, daha kötü bir duruma sürüklenebiliriz.

-Alışkanlıklar

takıntılar ile ilgili görsel sonucu

Alışkanlıklar, alıştığımız bize normal gelen her zaman yaptığımız, uyguladığımız bir düzeni ifade eder. İlerledikçe bunların psikolojik rahatsızlığa dönüşebileceği de psikolojik olarak mümkündür. Takıntı, alışkanlıkların ruhsal bozukluk haline gelmiş bir örneğidir.
Ruhsal bozuklukların bu olası belirtileri geniş bir çerçevede değerlendirilmiş ve araştırılmıştır. Yıllarca üzerinde durulan bu konu hem psikologlar hem de araştırmacılar tarafından yürütülmüş ve bir sonuca nihayet ulaştırılmıştır.
Yaygın kullanılan sosyal medyanın vazgeçilmezi “Selfie” nin de devamlı kullanılması halinde bir ruhsal bozukluk olduğu belirtilmiştir. Buna “Selfitis” adı verilmiştir. Hatta bu ruhsal soruna sahip bireylerin yardım alması gerektiği konusunda da söylemler yer almaktadır. Bu ruhsal bozukluk bir hastalık olarak görülerek ciddiyetinin skalası oluşturulmuştur.
Hal böyleyken farkında olmasak da çoğumuzun kullandığı “Selfie” özelliği sürekli hale geldikçe bir ruhsal bozukluğumuzun göstergesi olarak karşımıza çıkmaktadır.

Özel İçerik: Pınar Altunordu

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir