Özgün Bir Özgüveniniz Neden Olmasın?

İnsanoğlu yaradılışını isteğine göre belirleyemezken kendine ait özgünlüğünü, vicdanı ve özgüvenine göre belirleyebilir. Vicdanımızı bir kenara bırakırsak gel gelelim çoğumuzda fazlasıyla hissettiğimiz özgüven eksikliğine. Özgüven eksikliği, kişinin kendisini bedensel ve psikolojik olarak yetersiz, güçsüz, başarısız görmesidir. Maalesef bu tüm hayatımızı derinden etkileyen bir olgudur. Ne kadar çok çalışsak veya istesek de özgüvenimiz bir yerde kendini öne çıkarır. Ha tabi bir de kimse özgüvenim tavan demesin, acısı çıkabilir. Her şey kararınca. 🙂 Bazen işlerimizi yaparken birilerini beklemek ya da ilk adımı birilerinde aramak her zaman bizim dezavantajımıza olmuştur. Kişinin kendi özgünlüğünü oluşturabilmesi için özgüven şart. En azından denediğimiz işlerde tecrübe sahibi olmamız bile kendimiz için en büyük fayda. Eğer bir şeyler başarmak ve elde etmek istiyorsak ne olursa olsun içimizdeki bahane motorunu susturmamız gerekiyor. Hayat her zaman risk almaya ve denemeye değer. 🙂 O zaman parmaklarımızı ekranın yukarısına sürükleyelim. 🙂

1 -) Kendimizi, neden başka birisiyle kıyaslıyoruz?

201310121725131377627

Sürekli çevremden şu gibi sözleri duyuyorum: ‘’Ah şunun gibi olsaydım, herhangi birisindeki olanak bende olsaydı şunu da yapardım.’’. Kimse, kimsenin yerine geçemeyeceğine göre bu sözler bizi küçük düşürmekten başka bir işe yaramaz. Kendimizi eksik veya fazla bulmamız kimseye bir şey katmaz bizden başka. Atıl insan olmaktan çıkmak için ilk önce bu tip saçmalıklarımızı yok etmeliyiz. Kıyaslamak yerine kendimiz için kıyasıya mücadele edelim.

2 -) Hiçbir zaman olduğumuz kadarını kabullenmeyip eksiklikleri çıkarıyoruz

get

‘’Acaba bu iş için uygun muyum veya yetebilir miyim?’’ sorusu bizi o işten mahrum bırakır. Ha mülakat gibi işler için aranılan özellikler yok ise orası ayrıdır. Lakin bazı yerlerde deli cesareti gerekiyor. Yani özgüven. Hepimiz, fırsatlar olarak değil ama yaradılışımız olarak eşitiz. Kimse demesin hayatın bir yerinden tutunamam diye. İstedikten sonra her şey olması gerekeni buluyor. Hayat hiçbir kimseye fırsatları altın tepsi içerisinde sunmuyor bilginize. 🙂 Bu madde için çoğu başarı hikayelerine bakabilirsiniz.

 

3 -) Geçmişimizden bizi etkileyen bir şeylerimiz olabilir.

travma

Doğduğumuz süreçten bu yana bilinçaltımızı etkileyecek ve yaşamımızı olumsuz yönde bozacak hatırlamak istemediğimiz anılar olabilir. Bunun için gereken uzman desteği almalıyız. Hepimiz doğduğumuzdan bu yana  yaşamımızı bir şekilde sürdürebilmemiz gerekiyor. Hayat devam ettiğine göre önemli olan yaşanılan anımız ve geleceğimizdir. Emin olun ki bizim beğenmediğimiz durumumuzu isteyen birçok insanoğlu var. Hayat devam ediyor…

 

4 -) “Hayır.” diyebilmeyi öğrenmeliyiz.

a49cd69ce9c901d84bc5304159529eca

Albert Camus’un: ‘’Kimdir başkaldıran? Hayır diyebilen birisi.’’ sözü nereye yorumlasak oraya çıkacak bir sözdür lakin sürü psikolojisine uyarak özgünlüğümüzü ortaya koyamayız. Bu kendimizi ispat etme çabası olarak algılanmamalıdır. İstenilen akıl ve dirayet kendimiz çıkardığımız sürece mevcuttur. Ve biz aslında mantığımıza uymayan herhangi bir şeye hayır dediğimiz zaman varız. Dolayısıyla, hayır diyebilen bir birey olmamız için araştırmak ve geliştirmek şart.

 

5 -) Umutsuzluğa kapılmak kazanç sağlamaz!

21451

Her zaman hedeflerimiz için bir şeyleri denemek, onun için çaba göstermek geleceğimizi oluşturmadaki en büyük belirleyiciler olmuştur. “Ben bunu yapamam, başaramam.” sözleri kendinizi kandırmaya yetmez. ‘’Çok gezen tilki, yatan aslandan iyidir.’’ sözü her zaman benimsenecek bir söz. Çıkıp dolaşın, sorun, sorgulayın, çabalayın, sentezleyin. Umudunuzu tazeleyin. 🙂 Sakın ola ki ümitsizliğe düşmeyin. Mevlana’nın dediği gibi; ‘’Ağaç isteyen, tohum eker.’’ mantığıyla ilerledikçe illa ki bir şeyler gelecektir.

Market-intelligence

Maddelerimiz saymakla bitmez. Sizin de eklemek istediklerinizi yorumlara alabiliriz. Güzel ülkemizde artık bayrak devri ve kuşağına aşamayla devrediliyor. Devir alacağımız bayrağın yükümlülükleri çok fazla. Onun için her bir yeni nesil olarak çok çalışıp, araştırıp, gayret gösterip kendimize, çevremize ve ülkemize önemli birer insan olmalıyız. Dolayısıyla, gezip, okuyup, merak edip, doğruyu bulmak üzere eleştirebilme yeteneğine sahip ideal bireyler olmak varken sıradan bir hayat yaşamak utanç verici ve katma değersiz olmalıdır. Umarım siz değerli okuyucularımıza bir şeyler sunabilmişizdir. Yine son sözümüzü bu sefer Paulo Coelho’nun Simyacı eserinden verelim. 🙂

“Bir şeyi gerçekten istersen,” demişti yaşlı adam ona, “onu gerçekleştirmen için bütün evren işbirliği yapar.” 

Özel İçerik: Oğuzhan Arslan

Oğuzhan Arslan

Tabula Rasa

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir