Öğrencilerin Korkulu Rüyası “Bahar Yorgunluğu” Nedir? Hangi Yiyecekler İyi Gelir?

Soğuk ve yorucu geçen kış aylarından bahar aylarına geçişte hepimiz kendimizi enerjisiz, bitap düşmüş, halsiz hissederiz. Halk arasında dile geldiğinde “havalardan” denir. Fakat bunun tıp dünyasında da bir adı vardır. Özellikle öğrencilerde gözlemlenen bu duruma “Bahar Yorgunluğu” denir. Sebebi ise kişinin yoğun ve stresli yaşamının arasında seyreden mevsim geçişlerine uyum sağlayamamasıdır. Sonucunda stres,uykusuzluk gibi sorunlar baş gösterir.

Sınavlarımıza çalışmak istemez, derslerimizi çoğunlukla es geçer, uykusuz gibi hisseder yataktan kalkamaz fakat aynı zamanda uyuyamayız da… Böylesine sıkıntılı sonuçları olan bir durum hayatımızda baş gösterdiğinde onu bir an önce atlatmak için bizim de yapmamız gereken şeyler var. Bunlardan en önemlisini bu yazıda sizlere anlatacağım. O da beslenme düzeninizi değiştirmek ve de eklemeler yapmak.

Eğer sürekli olarak abur cubur ağırlıklı beslenen, öğünlerinin saatleri belli olmayan, hatta bazen yemek dahi yemeyen bunu unutan bir öğrenci iseniz bu süreç sizin için çok daha uzun olacaktır. Bu nedenle öncelikle abur cubur maddelerini tüketmeyi mümkün olduğunca azaltmalı ve öğünlerinizi bir düzene sokmalısınız. Planlı bir yeme düzeninin yanında beslenme programınıza dahil ederseniz büyük ölçüde bahar yorgunluğunu çabuk atlatmanızı yarayacak besinler de mevcut. Dilerseniz sırayla onlardan bahsedelim.

Enginar

Bu güzel besinlerden ilki enginar. Enginarı çok tüketmiyor, hiç tüketmiyor hatta daha önce hiç görmemiş bile olabilirsiniz. Özellikle Ege ve Akdeniz bölgesinde dolması, zeytinyağlısı sofralardan eksik olmaz,zaten genele baktığınızda da egeli insanlar diğer insanlarımıza göre hep daha enerjik, aktif ve geç yaşlanan bir vücut yapısına sahiptirler. İşte bunun sebebi enginar ve benzeri harika potasyum oranına sahip sebzeleri sıklıkla tüketmeleri. Peki enginarın bahar yorgunluğuna ne gibi bir faydası var?  Vücudumuzda bizi bitkin, hasta hissettiren bazı toksinler mevcut, işte enginar bu toksinleri vücuttan uzaklaştırıyor, bağırsaklarımızı daha da sağlıklı hale getiriyor. Bunun yanında içerdiği A. C ve B3 vitaminleri ve yüksek lif oranı ile de tam bir sağlık deposu. Artık enginar hakkında böylesine bilgilenmiş iken siz de sofralarınıza kendisini konuk edin.Özellikle portakallısı efsane oluyor,benden söylemesi. 🙂

Kefir

Hayatımızda “Probiyotik” denilen bir kavram var. Zaman zaman gıda reklamlarında ,zaman doktorların konuşmalarında  bazen de okuduğumuz kitaplarda rastlıyoruz bu kelimeye. Rastlıyoruz evet, fakat tam olarak karşılığını biliyor muyuz? Probiyotik ,bağırsaklarımızın içinde bulunan,onun düzenli çalışmasında rol oynayan yararlı mikroorganizmalara verilen isim. Bu probiyotikler vücut için çok önemli çünkü sadece dışarıdan tükettiğimiz besinler aracılığıyla bize yararları dokunabiliyor. Büyük ölçüde yararlı bakterilerden oluşuyor. Siz vücudunuza probiyotik bir besin aldığınızda mideye indiği anda zaten mide asitlerinin etkisiyle bu bakterilerin büyük çoğunluğu ölmeye başlıyor. Hayatta kalanlar ise sindirim sistemimizin düzenli çalışmasına yardımcı oluyor. Ve bu probiyotikler de kefir, yoğurt, peynir, ekşi krema gibi gıdaların içerisinde bulunuyor. Bu nedenle kendimizi dinç ve güçlü hissetmek için bağırsaklarımızı rahatlatma odaklı olmalıyız ve bunun içinde en lezzetli yollardan biri kefir. Eğer kefiri tek başına tüketmekte zorlanıyorsanız onu bir meyve ile karıştırmayı deneyin. Eminim seveceksiniz. 🙂

Ananas

Bundan birkaç yıl öncesine kadar tropikal meyvelerle aram çok yoktu. Özellikle profesyonel olarak mutfakta çalışmaya başladıktan sonra bizim ülkemize çoğunlukla yabancı olan envai çeşit sebze ve meyveyi tanıma şansına eriştim. Bu deneyimleri kazandıktan sonra bazılarını devamlı olarak tüketmeye başladım. Üstelik de aslında bilinçsiz olarak vücudumun ihtiyacına göre bu meyveleri vücuduma alıyordum. Ananas ta bunlardan en çok sevdiğim idi. Ne zaman üst üste mesailerim olsa, yorgun, bitkin, halsiz hissetsem elim ananasa gidiyordu. Sonraları bu konuyu merak edip araştırdım ve bu hareketimin aslında fazlasıyla yerinde olduğunu gördüm. Şöyle ki ananasın çok lifli bir yapısı var, içerdiği C vitamini ise oldukça yüksek. Fakat en büyük faydası şudur ki; ananas ödem atmak için birebir. Yani vücudunuzda mevcut olan fazlalık su, gıda birikintileri, toksik zararlı maddeler ve benzeri size faydası olmayan kalıntıların vücuttan uzaklaştırılmasını sağlıyor ananas. Bu da doğal olarak insanın daha yalın, enerjik ve de mutlu hissetmesini beraberinde getiriyor. Bu bilgileri öğrendiğimden beri zaten bayılarak yediğim ananası daha da fazla tüketiyorum. Sizde bu mucizevi meyvenin bu faydasını göz ardı etmeyin ve lütfen deneyin. 🙂

Ceviz – Fındık – Badem

Ceviz, fındık ve badem “yağlı” tohumlar olarak adlandırılan kategori de yer alıyor. Yani vücudunuza almak isteyeceğiniz en sağlıklı yağ çeşitleri bu yemişlerde mevcut. Yüksek miktarda E vitamini içeriyorlar, E vitaminin de bedenimizdeki en büyük yararı aktioksidan olması. Antioksidan besinler ise bağışıklık sistemimiz için çok büyük önem taşıyor. Bahar dönemine girerken kendimizi daha enerjik hissetmek ve bağışıklık sistemimizi dengelemek için beslenme düzenimizde ceviz,fındık, badem üçlüsüne de yer vermeliyiz. Tabi şunu belirtmekte de fayda var. Bu yemişlerden maximum yararı sağlamak için onları kavrulmamış olarak çiğ haliyle tüketmelisiniz. 🙂

Muz

Tanıdığım herkesin ve benim bayılarak yediği muz, muhteşem bir potasyum kaynağı. 🙂 Potasyum açısından güçlü olması biz gün içerisinde aktif olarak hareket ederken, tabiri caizse oradan oraya koştururken kaslarımızı güçlenmesine yardımcı oluyor ve kas kramplarımızın önlenmesini sağlıyor. Düzenli olarak gün içerisinde yendiğinde seratonin salgılayarak mutlu hissetmemize yardımcı oluyor. Ve ayrıca beslenme düzeninizin bir ara öğününe ekleyeceğiniz bir adet muz, karanlıkta salgılanarak uykuya geçişi kolaylaştıran melatonin hormonunun da salgısını arttırarak kaliteli bir uyku çekmenize yardımcı oluyor. 🙂 Şimdi onu daha da çok  sevdiniz değil mi?

Tabi ki tüm bunların yanında iş biraz da sizin kendinize özen göstermenizden geçiyor. Bu dönemde bol bol yürüyüş yapmalı, doğaya çıkmalı, kızartmalardan uzak durmalı, 3 öğününüzü atlamamalı , turşu gibi salamura yiyecekleri az tüketmeye gayret etmelisiniz.

Bol bol bitki çayı için(özellikle melisa) ve meyveleri posaları ile tüketmeyi unutmayın.

Bir sonraki yazımda görüşmek üzere.. 🙂

Özel İçerik: Leyla Günbay

Leyla Günbay

Leyla, tam bir deniz aşığı, mutfakta zaman geçirmek ve yazmak en büyük tutkuları. Abant İzzet Baysal Üniversitesi/ Gastronomi ve Mutfak Sanatları son sınıf öğrencisi. Öğrenci Kariyeri ailesinde Eylül 2016'dan beri yazarlık yapıyor. "Yazılarımla ilgili soru sormaktan, düşüncelerinizi paylaşmaktan lütfen çekinmeyin." İletişim: leylagunbay872@gmail.com

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir