ODTÜ’de Okurken Bir Anda Her Şeyi Geride Bırakarak Dağa Çıkmaya Karar Veren Recai Rize’nin İlginç Hikâyesi!

Hepimiz ara sıra doğal yaşama özeniyor, evi barkı satıp köye yerleşme hayalleri kuruyoruz. Ancak bizim için hayal olmaktan öteye gidemeyen bu şeyi birisi başarmış ve şehrin gürültüsünü bırakıp doğanın içine karışmış. ODTÜ’de öğrenciyken yaşadığı sanrılar nedeniyle her şeyi bırakıp dağ evine yerleşen Recai Rize’nin hikâyesine gelin birlikte bakalım.

Recai Rize, ODTÜ’de okuyan bir öğrenciyken, kendi deyimiyle; “Bir buçuk yıl kadar cehennem gibi bir süreç” yaşamış.

odtu_1

Rize, cehennem olarak tabir ettiği bu süreçte çeşitli sanrılar yaşadığından bahsediyor.

Bu sanrılar öyle büyük boyuttaymış ki; Rize’nin kendisini üçgen sandığı bile oluyormuş.

odtu_2

Rize, sadece üçgen olduğunu düşünmekle de kalmıyor; insan diye bir varlığın olduğuna da inanmıyormuş ve bunların tamamen hayal ürünü olduğunu düşünüyormuş.

Rize’nin bir diğer sanrısı ise; etrafındaki herkesin kendisine kötülük yapmak istediğini düşünmesiymiş.

odtu_3

Sık sık etrafındaki insanların bir araya gelip, onu delirtmeye çalıştıklarını düşünüyormuş.

Beş ay kadar süren bu düşüncelerin ardından Rize, Fethiye’de bir koya kaçmaya karar vermiş.

Rize’nin cebinde sadece otobüs parası varmış ve Fethiye’de otobüsten indikten sonra gideceği yere kadar 28 km boyunca yürümüş.

odtu_4

Üç gün sahilde ateş yakarak uyuyan Rize, ne yapacağına karar verememiş ve yaşadığı yer olan Ankara’ya geri dönmüş.

Ankara’ya döndükten sonra etrafındaki insanlarla bu durumu konuşmuş ancak bu da sorunlarına bir çözüm olmamış.

Psikiyatriste gitmeyi reddeden Rize, temiz havanın kendisine iyi geleceğini düşünerek her şeyi geride bırakmaya karar vermiş.

Susurluk’un Tütünlük Köyü’nde bir dağ evine yerleşmiş ve tamamen doğayla iç içe bir yaşam sürmeye başlamış. Evin sahibi de yıllarca benzer sorunlar yaşayıp bu dağ evini yaptırmış ve Rize’nin tüm ısrarlarına rağmen kendisinden kira almayı kabul etmemiş.

Ağaçlardan kestiği odunlarla ısınmaya başlamış.

Rize’nin yaşadığı evde su tesisatı bulunmadığı için suyu da kuyudan kendisi çekiyormuş.

Ekmeğini, peynirini bile kendi yapan Rize, birçok yabani ot da keşfetmiş.

Köyde sadece temel ihtiyaçlarını karşılamakla yetinmemiş bir de kitap yazmaya ve Çince öğrenmeye başlamış.

Ayrıca bunlarla da kalmayarak, daha önceden öğrendiği gitarı geliştirmek ve yeni bir dil de üretmek istiyormuş.

Recai Rize, paraya da çok az ihtiyacı olduğunu söylüyor.

Bu köy yaşantısı Rize’nin para olgusuna bakışını tamamen değiştirmiş. Terk edilmiş bu yere geldiğinde, para ile olan ilişkisi ister istemez azalmış. Rize bu azalımın, “Ruh sağlığını olumlu yönde etkilediğini” söylüyor.

Köy yaşantısı kendisine çok iyi gelmiş. Recai Rize, “Bütün psikolojik rahatsızlıklarından da kurtulduğunu” söylüyor.

Eskisi gibi sanrılarda yaşamıyormuş artık. Ne diyelim ki, doğanın iyileştirici gücü…🙏

Kaynak

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir