Neredeyse Tüm Dünya Dillerine Çevirilmiş Ermiş Kitabından Farkındalık Dolu Kesitler

Lübnan asıllı Halil Cibran kelimelerin gücüne ve büyüsüne sonuna kadar hakim bir yazar. Sadece yazar değil aynı zamanda döneminin en saygın düşünürlerinden, şairlerinden, ressamlarından… ve daha nicesi. Kendisine gerçekte kim olduğu sorulduğunda şöyle cevap verirmiş: “ Ben ne bir sanatçı, ne de bir şairim. Ben bir sisim; her şeyi örten, ancak hiçbir zaman bir araya getirmeyen bir sis… İçimin derinliklerinde, kelimelerle, çizgilerle veya satırlarla alâkası olmayan dinamik bir zekâ var. Yapmak üzere doğduğum işin ne fırçayla ne de bir kalemle ilgisi var.” Aslında bu cümleleriyle ne olduğundan ziyade ne olmadığını anlatmış. Zaten onu böylesine özel kılan da bir kalıba dökülememesi. Kendisini sis olarak betimlemesinin nedeni de bu olmalı. Herhangi bir kalıbın adını taşımayan, yaşamını anlamaya ve anlatmaya adayan bir adam olarak geçmiş dünyadan.

Ardında her kelimesinden onlarca anlam bulabileceğimiz kitaplar bırakmış. Bu kitapların en kapsamlı ve en çok okunanı “Ermiş”. Her okuduğunuzda farklı bir anlam, farklı bir bakış açısı kazanabileceğiniz bir deneme kitabıdır kendisi. Kitap 20. yy ‘da Amerika’da en çok okunan kitaplar arasında yer almış ve çok büyük bir hayran kitlesine sahip. Bu kitlenin içinde Elvis Presley, John Lennon, Johnny Cash gibi ünlüler özellikle dikkat çekiyor. Ölmeden önce okunması gerekenler gibi bir listeniz varsa baş sıralara ekleyin derim.

Baştan belirtmeliyim ki, çeviriden dolayı bazı cümleleri anlaması zor olabiliyor. Ama biraz yoğunlaşırsanız kattığı farkındalığı göreceksiniz. Anlamaya çalışırken sıkıcı olmaması açısından sadece 5 kavramdan alıntı var bu yazıda. Daha fazlasını okumak ve başucu kitabı yapmak için kitaptan bir tane edinin derim.

Şimdi dikkatle dinleyin, Ermiş’in söyleyecekleri var:

Aşka Dair:

martı-şubat14_03

Buğday desteleri misali sizi kendine toplar.

Sizi harman eder, üryan kılmak için sizi.

Elekten geçirir, kabuklarınızdan azat etmek için sizi.

Beyazlayıncaya kadar öğütür sizi.

Ve daha sonra sizi devreder kendi kutsal ateşine, Allah’ın kutsal ziyafetine kutsal ekmek olasınız diye.

Bütün bunları yapar size aşk, kalbinizin esrarını öğrenebilesiniz ve hayatın kalbinin bir parçası olabilesiniz  diye.

Neşe ve Kedere Dair:

mutluluk

Neşeniz maskelenmiş kederinizdir. Keder, varlığınızı ne kadar derin deşerse o kadar çok neşe sarmalarsınız.

Pür neşe olduğunuzda kalbinize bakın ve yalnızca şunu bulacaksınız; daha önce keder veren şimdi size neşe bahşediyor. Kederli olduğunuzda kalbinize tekrar bakın, daha önce sizin mutluluğunuz olan şey uğruna gözyaşı döktüğünüzü göreceksiniz. Neşe ve keder birbirlerinden ayrılamazlar. Biri sizinle sofranıza tek başına oturduğunda bilin ki diğeri yatağınızda uyuklamaktadır.

Aslında sizler terazi misali kederiniz ve neşeniz arasına asılısınızdır. Yalnızca boş olduğunuzda durgun ve dengede olursunuz. Hazinedar, altın ve gümüşünü tartmak için sizi kaldırdığında neşeniz ya da kederiniz muhakkak yükselir ya da alçalır.

Elbiselere Dair:

Kadin-Multeciler-Projesi-Kadin-ve-Demokrasi-Dernegi-ADALET-OZGURLUK-GUVENLIK

Elbiseleriniz güzelliğinizin çoğunu gizler, ama güzel olmayanı saklamaz.

Ve sizler kıyafetlerde mahremiyetin özgürlüğünü aramanıza rağmen onlarda bir pranga bulabilirsiniz. Keşke güneşi ve rüzgarı daha fazla teninizde karşılayabilseniz. Zira hayatın soluğu günışığındadır ve eli rüzgarda.

Unutmayın ki edep, saf olmayanların gözüne karşı bir kalkan demektir. Ve saf olmayan artık kalmadığında edep bir zihin kirlenmesinden başka nedir ki?

Ve unutmayın ki; toprak çıplak ayağınıza dokunmaktan keyif duyar ve saçlarınızla oynamayı arzular rüzgar.

Zamana Dair:

saat-ve-zaman

Bir dere yapmak istersiniz zamandan, kenarına oturduğunuz ve akışını seyrettiğiniz. Ama içinizdeki zamansız olan, hayatın zamansızlığından haberdardır.

Ve bilir ki dün bugünün hatırasından başka bir şey değildir ve yarın da bugünün rüyası. Zaman tıpkı sevgi gibi parçalanamaz ve arşınlanamaz değil midir?

Fakat düşüncenizde zamanı mevsimler halinde ölçmek zorundaysanız bırakın her bir mevsim bütün diğer mevsimleri sarmalasın.

Ve bırakın bugün, maziyi hatırayla ve istikbali hasretle kucaklasın.

Akıl ve Tutkuya Dair:

zümrüdüanka-kuşu

Akıl bir başına hükmederken sınırlayıcı bir kuvvettir, tutku rekafatsiz kaldığında kendi kendini yakan bir alevdir. O halde izin verin ruhunuz, aklınızı tutkunuzun en şahikasına yüceltsin. Ve izin verin, tutkunuzu aklınızla yönlendirsin; tutkunuz kendi gündelik dirilişi sayesinde ve kendi külleri üzerinde ortaya çıkan Zümrüdüanka misali yaşayabilsin diye.

Bırakın yüreğiniz huşu içinde şunları söylesin: ‘Tanrı akılda istirahat, tutkuda ise hareket eder.’ Madem ki Tanrı’nın gökkubbesinde bir soluk ve ormanında bir yapraksınız, siz de akılda istirahat eylemelisiniz ve tutkuda hareket etmeli.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir