Michael Bloomberg ile Geleceğe Dair ”Artık Kentler Yol Gösteriyor”

2002-2013 yılları arasında New York Belediye Başkanı olan Michael Bloomberg sürdürülebilirliği teşvik etmişti. 75 yaşındaki Bloomberg,  yazarları arasında olduğu Climate of Hope (Umut İklimi) adlı kitapta ”Kentler, işletmeler ve yurttaşlar gezegeni kurtarabilir” diyor.

Susan Goldberg: 2050 yılında nüfusun kabaca üçte ikisi kentlerde yaşıyor olacak. Şu anda, nüfusu 10 milyonun üzerinde olan ve megakent olarak tanımlanan 31 kent var. 2030’a gelindiğinde ise bu sayı 41’e yükselecek. İnsanlar neden kentlere akın ediyor ?

Michael Bloomberg: Piyasa bize açıkça yaşamak istediğimiz yerin burası olduğunu söylüyor. Büyük kentler kültür yaratıyor: çok daha kozmopolit olabiliyor ve size daha hızlı akan bir yaşam sunuyorlar. Tabii herkese göre değil bu: bazıları başka bir ritimde yaşamak istiyor ve bu da gayet normal.

city-wallpaper-32

SG: Size uçuk bir sorum var. Diyelim ki doktorunuz New York, Londra ve Bostan’a karşı ölümcül alerjileriniz olduğunu söyledi, ama ruh sağlığınız için büyük bir kentte yaşamanız şart. Nereye giderdiniz?

MB: Herhalde intihar etmeyi düşünürdüm.

SG:  Hayır, hayır! Bu hiç iyi bir yanıt değil

MB: Türkçe konuşabilseydim İstanbul’a giderdim. Japonca konuşabilseydim Tokyo’ya, Almanca konuşabilseydim Berlin’e Fransızca konuşabilseydim Paris’e gitmeyi düşünürdüm ama Paris biraz küçük.

SG: Neden bu kentler?

MB: Çünkü kozmopolit kentler. İstanbul gerçekten öyle. Tokyo o kadar değil ama heyecan verici bir yer, sağda solda sürekli bir şeyler oluyor. Berlin her şeye açık; ahlakçı biriyseniz oraya gitmemelisiniz. Ama bence New York aradığınız her şeye sahip. Dünyanın en iyi kent yönetimi makamı, eğer ne yapacağınızı biliyorsanız. New York Polis Departmanı başlı başına bir ordu. Bütçeniz, birçok ülkenin GSYİH’sinden daha fazla. Kültür deseniz, Londra’da, Paris’te ve birkaç başka yerde müthiş müzeler var ama New York hepsiyle aşık atabilir.

istanbul

SG: Herkes kentlere akın ederken, soylulaştırma yoluyla kent dışına itilen insanlara ne oluyor?

MB: Her zaman sermayenin kültürü çektiğinden çok, kültürün sermayeyi çektiğini düşünmüşümdür. Yani, Detroit’i geri getirmek istiyorsanız, genç sanatçıların oraya taşınmasını sağlarsınız, diğer insanlar da onların izinden gider. Greenwich Village’a bir bakın; eskiden sanatçı semtiydi, oysa artık hiçbir sanatçı orada yaşamanın maliyetini karşılayamıyor. Mahallelerinin dışına itilen insanları anlıyorum ve yapmaya çalıştığım şey, daha fazla konut inşa edip toplu taşımayı geliştirerek bu kenti herkes için daha iyi bir hale getirmek.

SG: Kentleri çevre dostu hale getirmek için yapabileceklere bir örnek verir misiniz?

MB: Al Gore ile birlikte beş katı bir binanın düz çatısına çıkıp beyaza boyadığımızda basın benimle dalga geçmişti. ”Ne yapıyor bu şapşal,” diye bütün gün eğlendiler. Ama bir dahaki sefer Queensboro Köprüsü’nden geçtiğinizde ya da LaGuardia Havalimanı’ndan uçağa bindiğinizde çevrenize bir bakın; artık bütün binaların çatıları beyaza boyalı. Beyaza boyanmamış lan varsa da sizi temin ederim o bina boştur.

SG: Çatılar neden beyaza boyanıyor?

MB: Çünkü ısıyı yansıtıyor ve elektrik faturanızı anında yüzde 25 azaltıyor. Sonsuza kadar. Sadece iki kutu boya fiyatına. Onlar Gore ile bana gülüp, bizimle dalga geçti, ama halk aptal değil.

SG: İnsanların kendi kendilerine yapabileceği başka basit çözümler var mı?

MB: Elbette, Yakıtı daha verimli kullanan bir araba alabilirim. Ampullerimi LED ampullerle değiştirebilirim. Yalıtım yapabilirim. Evde değilken klimayı kapatabilirim. Bu biraz da başkalarını düşünmek, ”dünyayı kurtarmak” istemekle ilgili; ancak bence bu kararlara yön veren asıl şey tasarruf.

SG: Kentlerdeki büyük işverenlerin çevre konusuna etkisinden söz eder misini?

MB: Bir şirket niye çevre dostu olmalı? Günümüzde en iyi, en zeki gençleri işe almak için bir kampüse gittiğinizde, asıl onlar sizi mülakata alıyor. Çevre için ne yaptığınızı soruyorlar. Çalışanlar çevre dostu şirketler istiyor. Bir de işin yatırımcı tarafı var. Büyük emeklilik ve yatırımcı fonları yöneticileriyle konuştuğunuzda, sosyal sorumluluğu gözeten yatırımlar arıyorlar: Kömür, silah veya tütün hissesi istemiyorlar.

sürdürülebilir

SG: Sürdürülebilir kentler yaratmakta en büyük etki kime ait?

MB: Tüm bu ilerlemeyi kaydeden federal hükümet değil önceki hükümüt değildi bu hükümet hiç değil eyalet yönetimler de değil. Ufak tefek şeyler yapan birkaç isim var; Jerry Brown(Kaliforniya Valisi) gerçekten önemli şeyler yapmaya çalıştı. Ama en önemlisi kentlerin yerel yönetimleri, yerel şirketler ve yerel sivil toplum kuruluşları; asıl ilerleme bunlar sayesinde kaydediliyor.

 

Kaynak: National Geographic Türkiye 

Batuhan Gürhan

Farklı Kalın ve Farklı Kılın https://www.instagram.com/batuhangurhan/

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir